Marathon: Beklentileri Aşamayan Bir Oyun Deneyimi
Marathon: Beklentileri aşmayan bir oyun deneyimi ile tanışın. Eğlenceli ama eksik kalmış unsurları keşfedin!
2 saat önce
Marathon, bana çok farklı hisler yaşatan, unutulmaz bir deneyim sundu. Oyunun kendisiyle ilgili en ufak bir sorun yaşamadım. Öncelikle, daha önce dergilerde de belirttiğim gibi, bu oyunu çok hevesle bekliyordum. İlk elime geçtiğinde heyecanla kutusunu açtım. Ancak kısa süre içinde bu heyecanım, yerini hayal kırıklığına dönüştürdü. İnceleme yazmak adına uflayıp puflayarak devam ettim. Üstelik Bungie, incelememi hemen yapmamı istemedi; beni Mart sonundaki Cryo Archive modunun çıkışını bekletiyordu. Bu da oyunu uzun bir süre oynamak zorunda olduğum anlamına geliyordu çünkü bu mod, Endgame içerikleriyle doluydu ve 25. seviyeye ulaşmam gerekiyordu.

İlk 15 saatimde, her zaman tek başıma mücadele eden biri olarak, bu sefer takımlara katılmaya başladım. Genelde bu tür oyunlarda yalnız oynamayı tercih ederim ama Marathon’da gerçek zevki arkadaşlı oynamanın getirdiği hazzı yaşadım. Buna rağmen Cryo Archive için gerekli seviyeye ulaştım ama mod, yalnızca hafta sonları açıktı. Tam 25. seviyeye ulaştım, büyük bir heyecanla girmek istedim ama işte bu noktada hayal kırıklığına uğradım! Bu incelemenin neden böyle geciktiğinin ve benim için bu kadar külfetli hale geldiğinin özeti bu oldu. Süreç boyunca Can abi ile birçok konuda sohbet ettik, inanın daha fazlasını tahmin edemezsiniz. Şimdi gerekli açıklamaları yaptım, o halde oyun hakkında daha detaylı bir şekilde konuşabilirim.
Oyun içi hikaye.
Marathon, arka planda oldukça hoş bir hikaye sunuyor çünkü 1994 yılında başlayan orijinal üçlemenin evreninde geçiyor. Ancak burada bir sıkıntı var: Oyunun derin bir senaryosu yok. Genelde uçan kafalar ile geçiştirilen bir anlatım sunuyor. Bu nedenle, evrende neler olup bittiğiyle pek ilgilenemiyorsunuz. Her görevin ardından “Aferin Koşucu. Şimdi sana eski köyümden bahsedeyim…” gibi diyaloglar başlıyor. Merak edenler için gerçekten güzel bir lore mevcut. Hikayenin özeti şöyle: Oyun, tüm insanlığın umudunu bağladığı Marathon gemisinden adını alıyor. Bu gemi kaybolmuş ve Tau Ceti IV’de kurulması planlanan koloni terk edilmiş. Siz de bu gizemi çözmek için çalışan bir Koşucu (Runner) olarak yer alıyorsunuz.

Görev yapınız, hikaye ile bağlantılı ilerliyor olsa da motivasyonu pek yüksek tutmuyor. Görevlerin her biri bir amaca hizmet etmediği için, bunları yalnızca seviye atlamak için yapıyorsunuz. Hangi gruptan görev aldığınıza bağlı olarak içerikler değişiyor. Mesela daha barışçıl temalı görevler sağlık materyalleriyle doluyken, yıkıma odaklı olanlar çevreye zarar vermenizi gerektiriyor. Ayrıca sadece tek bir koşuda bir görev takip edebilmeniz oldukça sıkıntılı. Diğer oyunlarda birden fazla görev takip edilmesi mümkünken, burada sadece bir tane var. Özellikle zor bir görevi tamamlarken sinir olmanız an meselesi!
Çatışmalar ve silahlar.
Ölüm Tarikatı modunda herkesin yaşadığı mücadeleye gelince, silahlar açısından pek çeşitlilik sunduklarını söyleyemem. Her silahın kendine özgü tasarımları ve sesleri var ama hissiyatları çok benzer. Taarruz tüfekleri arasında güzel bir çeşitlilik bulunsa da, çoğu benzer hissiyat sunuyor. Düşman çeşitliliği açısından hem Koşucular hem de yapay zekalı robotlar ile küçük böcek gibi düşmanlar mücadele ediyor. İlk başlarda ağır hasar alıp, zorlandığım robotlarla sonrasında savaş timimin bile güçlü olabileceğini anladım. Zamanla, daha güçlü silahlar bulup, onların üstüne gidebildim.

Oyun, PvP tarafıyla ilgiliyse, burada oyun kendisini farklı bir düzeye taşıyor. Zamanla öldüğünüz süre oldukça kısa olduğu için daha ne olduğunu anlamadan ölebiliyorsunuz. Bu noktada Bungie’nin bir değişiklik yapıp yapmayacağı bilinmiyor. Bu durum, eğlenceli mekanikleri geçersiz kılıyor. Ancak, karakterlerin hareket sistemi oldukça başarılı. B-Hop mekaniği, yani sürekli zıplayarak hızlı hareket etmenizi sağlıyor. Bu mekanik çevreye hızlıca hareket etme becerisini artırıyor. Ama sınırsız olarak kullanamamak can sıkıcı.
Cryo Archive Modu.
Cryo Archive modu, Marathon evrenindeki final içeriği olarak karşınıza çıkıyor. Burada gizemli yapay zekalarla dolu olduğunu söyleyebilirim. Modun oynanış açısından çok yaratıcı olduğunu ancak zamanla hayal kırıklığına dönüşebileceğini belirtmek istiyorum. Çünkü bu bölümde belirsizlik ve çok fazla bulmaca unsuru var. Ekip arkadaşlarım oraya girebildiklerinde bulmacaları çözmekte zorlandıklarından, iletişim kurmak gerekiyor. Marathon’un bu yönü, sosyal tarafını zayıflatıyor. Ama yine de bulmacalar içinde kaybolma hissi, çok keyifli…

Teknik sorunlar.
Genel görselleri beğenseler de, konsolda bazı teknik aksaklıklar var. Menü tasarımı yalnızca klavye ve fareyle uyumlu; bunun da kontrolcü ile kullanımı ağırlaştırıyor. Ses tasarımı özellikle felaket. Çatışmalar sırasında sesin nereden geldiğini anlayamamak oldukça sinir bozucu. Oyun, bu noktada kullanıcı deneyimini oldukça olumsuz etkiliyor.
Marathon, oyun dışı dünyada bende büyük bir hayal kırıklığı yarattı. Extracing Shooter türünü seven biri olarak bile, bu deneyimi benim için zorlaştıran birçok unsur vardı. Umuyorum ki Bungie, gelecekte bu oyun üzerinde çalışarak daha tatmin edici bir deneyim sunabilir.




Henüz yorum yapılmadı, ilk yorumu sen yapmak ister misin?