Star Trek: Voyager – Across the Unknown ile Delta Quadrant’a Yolculuk
Star Trek: Voyager - Across the Unknown ile Delta Kuadrantı'na yolculuğun heyecanını keşfedin, bilinmeyenin sırlarını açığa çıkarın.
3 saat önce
Uzay Yolu (Star Trek), yıllardır milyonlarca insana ulaşmış ve birçoklarının hayatında iz bırakmış, uzay bilim kurgu alanında akla gelen ilk markalardan biridir. Hangimiz, Atılgan Yıldız Gemisi’ne binip, Kaptan Kirk ve ekibiyle çıktığımız maceraları hayal etmedik ki? Sonrasında, Kaptan Picard’la birlikte galaksinin derinliklerine doğru yeni yolculuklar yaptık. Çocukluk, gençlik ve olgunluk dönemlerimizde, Star Trek’in bu yolculukları önemli bir yer edindi. Bu serüvende kayda değer duraklardan biri de Star Trek: Voyager’dır. 90’lı yıllarda yayınlanan bu dizide, Kathryn Janeway’in komutasındaki Voyager’ın eve dönüş yolculuğuna tanıklık etmiştik. Star Trek: Voyager – Across the Unknown ise bu yolculuğa bizleri de dahil ediyor.

Delta Quadrant’a doğru yola çıkıyoruz… Star Trek Voyager deneyimiyle tanışmamış olanlar için kısaca hikayeyi özetlemek gerekirse; Voyager, bir Maquis gemisini kovalar iken aniden güçlü bir enerji dalgasının etkisiyle, evden on binlerce ışık yılı uzaklıkta, Delta Quadrant’ta kendini buluyor. “Caretaker” adındaki varlık tarafından buraya çekildiklerini anlamaları uzun sürmüyor. Bu durum, Star Trek mürettebatının Maquis ekibi ile güç birliği yapmasını gerektiriyor. Sonrasında galaksinin dört bir yanını keşfederken, eve dönüş yolunu kısaltmaya çalıştıkları birçok maceraya atılıyorlar. Kazonlar, Vidiianlar, Tür 8472 (Urineler), Borglar ve daha birçok farklı türle tanışıyor, dostlar ve düşmanlar edinip mücadelelere giriyorlar. Nihayetinde, Voyager’ı evine geri döndürmeye çalışıyoruz. Oyun, gerek orijinal hikayeye sadık kalmasıyla gerekse eklenen yan hikayelerle dikkat çekici bir iş çıkarmış durumda. Bununla birlikte, hikayenin farklı yönlere sapmasına imkan veren yapısı, “Ya şöyle olsaydı?” sorularını bizzat test etme fırsatı sunuyor. Bu özellik, oyun tekrar oynanabilirliği açısından oldukça güçlü kılıyor.
Voyager ile galaksi turuna çıkıyoruz Oynanış kısmına geçelim. Oyun, FTL, Fallout Shelter, Frostpunk ve bir miktar Master of Orion’ı anımsatıyor – ki bu olumlu bir durum. Across the Unknown, esas olarak hayatta kalmaya odaklanan ve roguelike unsurlar barındıran bir strateji oyunu. Ancak oyunun çeşitli bölümlerinde farklı türlere de atıfta bulunuluyor. Saha görevleri, görsel roman tarzında ilerlerken, gemi yönetimi bölümleri üs inşa simülasyonu haline dönüşüyor. Çatışma anlarında ise, “Bu oyun kararsız mı?” diye düşünmemelisiniz, zira toplamda keyifli bir strateji deneyimi sunuyor. Kaptan Janeway’in koltuğuna oturuyor, yıldız gemisine dair her şeyi kontrol ediyor, mürettebatınızı yönetip karşılaştığınız sorunlara en uygun çözümleri bulmaya çabalıyorsunuz. Yaptığınız seçimler, yolculuğun seyrini etkiliyor. Birçok unsuru kontrol etmeniz gerekiyor; aksi takdirde kontrolün kaybolması an meselesi. Acele ederseniz, “Voyager için yolun sonu” anıyla karşılaşmanız hiç de şaşırtıcı olmaz.

Oyun üç farklı zorluk seviyesi ile sunuluyor. “Hikâyeye odaklanmak istiyorum” diyenler için “Adventure” modu, “Biraz zorlanmakta fayda var” diyenler için “Survival” modu, “Kendime işkence etmekten keyif alıyorum” (neden ki?) diyenler içinse “Years of Hell” modu mevcut. En azından başlangıçta “Years of Hell”den uzak durmak akıllıca olur. Oyunlarımızı eğlenmek için oynuyoruz, sinirlenmek için değil, değil mi? Oyun, pek çok katmana sahip. İlk katman, eve dönüş yolculuğunuzdaki duraklar ve bu duraklarda yaptıklarınız. Seyahatler sırasında birkaç yıldız sistemi sizleri bekliyor. Her bir sisteme girdiğinizde çeşit çeşit gezegenler ve asteroitlerden kaynak elde ediyorsunuz ve bunları geminizi geliştirmek veya mürettebatınızı beslemek gibi amaçlarla kullanıyorsunuz.
Seyahatler esnasında rastgele olaylar da gelişebilir. Bu anlarda nasıl tepki vereceğiniz, yolculuğunuzun gidişatını etkileme potansiyeline sahip. Ayrıca, bazı bölgelerde karşılaşacağınız düşmanlar veya sorun yaşayan ırklarla olan ilişkileriniz, çatışma durumlarını da beraberinde getirebilir. Çatışmalar, otomatik sonuçlandırılabileceği gibi, kendiniz de yönetebilirsiniz. Eğer gerekli teknolojiler mevcutsa, geminizi gizleyerek ya da duruma göre teslim olarak çatışmalardan kaçınabilirsiniz. Ancak, çatışma kısımları oyunun daha zayıf yanlarından biri. Genellikle otomatik sonuçlandırma seçeneği tercih edilir. Ama bazı durumlarda, kontrolü elinize almak avantajınıza olabilir; çünkü bazen otomatik savaşlarda kazanma şansınız daha yüksektir. Özetle, çatışmalara yön vermek önemlidir.

Çatışmalardan uzaklaştığımızda, Voyager’ı yeni odalarla donatmaktan geleneksel teknoloji araştırmalarına, saha görevlerinden karakter gelişimlerine kadar çeşitli unsurlar bulunuyor. Saha görevleri başlangıçta görsel bir roman gibi üç alternatif arasından seçim yaparak ilerlediğiniz yerler olarak görünse de, aslında oyun deneyiminizi zenginleştiren detaylar içeriyor. Göreve göndereceğiniz takım üyelerini seçerken, ihtiyaç duyduğunuz özellikler ön planda. Göreve en fazla üç personel gönderebiliyor, böylece ekip oluşturup görevde başarılı olma şansınızı artırıyorsunuz. Görev esnasında vereceğiniz kararlar, başarınızı etkiliyor ve bu seçimler oyunun ilerleyişine önemli katkılar sağlıyor.
Oyun strateji ve yönetim unsurlarına yoğunlaşırken, hangi odaları inşa edeceğiniz, hangi kaynakları harcayacağınız gibi birçok karar sizi bekliyor. Her ne kadar inşa etmekle bitmese de, enerji ve kaynak dengesini sağlamak da önemli. Bazı bölümler mürettebatın huzurunu sağlarken, diğerleri geminizin güvenliği ile ilgilidir. Oyunda her türlü ilerlemenin bir dengede olması gerektiği aşikâr. Ayrıca, teknoloji ağaçlarında hangisine öncelik vereceğiniz de büyük bir etken. Yaptığınız araştırmalar ve inşa süreçleri, kendinizi geliştirmeye olanak tanıyor.

Sonuç olarak, Star Trek hayranları ve strateji tutkunları için Star Trek: Voyager – Across the Unknown, kesinlikle ilgi çekici bir alternatif olarak öne çıkıyor. Ancak oyunun bazı eksiklikleri ve zorlukları olduğunu da unutmamak gerekir; örneğin, savaş bölümü ve kaynak yönetiminin dengesizliği gibi. Tüm bu detaylar, keyifli bir deneyim sunan, fakat geliştirilmesi gereken yönleri olan bir oyun ortaya çıkarıyor. Ek paketlerle de desteklenen yapısı sayesinde, oyunculara yeni hikaye anları ve teknolojiler sunuluyor. Eğer Star Trek evrenine ilginiz varsa, deneyimlemeyi düşünebilirsiniz.












Henüz yorum yapılmadı, ilk yorumu sen yapmak ister misin?