Yukarı Çık
Bildirimler
Şu anda, yeni bir bildirim mevcut değil!

Yeni bildirim olduğu zaman tam olarak burada karşına çıkacak.

8 dakika okunma süresi

6

Grime II: Yenilikçi Mekaniklerle Dolu Sıra Dışı Bir Metroidvania Deneyimi

Grime II, yenilikçi mekanikleriyle zenginleştirilmiş, sıra dışı bir Metroidvania deneyimi sunarak keşfetmenizi bekliyor. Kaçırmayın!

admin

3 saat önce

Grime II: Yenilikçi Mekaniklerle Dolu Sıra Dışı Bir Metroidvania Deneyimi

Bir buçuk yıl önce, Soulsvania için hazırladığım dosyada Grime’ı A seviyesine yerleştirmiştim. Küçük eksiklerine rağmen, sahip olduğu özgünlükle S seviyesine çıkmayı kesinlikle hak ediyordu; yaratıcılığı bu türde gerçekten yenilik getirmişti. O yazıda Grime için “bu listedeki en kendine münhasır, en ilginç oyunlardan biri” ifadesini kullanmıştım. Grime II için de benzer bir şey söyleyebilirim, ancak her iki oyun hakkında düşündüklerimde dikkat çeken bazı farklılıklar var. Grime A seviyesindeydi, fakat Grime II S seviyesine yükselmeyi başarmış. Bu yazıda ilk oyunla karşılaştırmalar yapmaktan kaçınacağım. Sonuçta Grime II’yi oynamak için önceki oyunu oynamış olmanıza gerek yok; peki neden yazımda ilk oyunu bildiğinizi varsayarak ilerleyim ki? Ayrıca, Grime II hakkında çok temel bilgiler vermek amacında değilim; zira zaten bu yazıyı okuyorsanız, metroidvania veya soulsvania türlerine ilginiz var demektir. Kısacası, oyunda duvara tırmanma, hava atlayışı ve grapple hook gibi ögeler bulunduğunu biliyorsunuz.

Grime II: Yenilikçi Mekaniklerle Dolu Sıra Dışı Bir Metroidvania Deneyimi

Bunun yerine, Grime II’yi eşsiz kılan unsurlara odaklanmak ve karar verme sürecinizi hızlandırmaya yardımcı olmak istiyorum. Grime II’nin savaş sistemi, “dan dun vur, arada dash yap” yaklaşımının ötesinde. Parry, bu savaş stilinin oldukça önemli bir bileşeni. Düşman saldırılarından birkaç an önce gerçekleştireceğiniz parry ile hem hasar almaktan kurtuluyor, hem düşmana zarar veriyor hem de onu savunmasız bırakıyorsunuz. Ayrıca, saldırılar sırasında yeşil bir ışık gördüğünüzde dash yaparak, beyaz bir nokta gördüğünüzde ise grapple yeteneğini kullanarak düşmanı sersemletebiliyorsunuz. Başlangıçta parry yapılamayan kırmızı saldırıları zamanla savunma becerilerinizi geliştirdikçe parry ile engelleyebiliyor hale geliyorsunuz.

Grime II’nin savaşlarının en dikkat çekici yönlerinden biri, mold yani kalıpların kullanımı. Birçok düşmanın sağlık seviyesi yarıya düştüğünde, “sersemleterek” hareket kalıplarını ediniyorsunuz ve bunları saldırı portföyünüzün bir parçası olarak saklıyorsunuz. Bu noktada çeşitlilik oldukça fazla; bazı kalıplar savunma odaklı, bazıları az ama sürekli hasar veren, bazıları ise yavaş ama yüksek hasar bırakan türde. Oyun tarzınıza uygun kalıpları kısayol tuşlarına yerleştirip savaşlarda aktif olarak kullanabiliyorsunuz. Bir de Force sistemi mevcut. Kısa bir süre hareketsiz kaldığınızda yenilenen bu kaynak, vuruşlarınızı güçlendirip parry’lerin daha etkili olmasına katkı sağlıyor. Yine baştaki cümleme geri dönmeme neden oluyor; dan dun vurarak değil, aralarda soluklanıp force doldurarak etkili saldırılar gerçekleştiriyorsunuz.

Grime II: Yenilikçi Mekaniklerle Dolu Sıra Dışı Bir Metroidvania Deneyimi

Bir diğer ilgi çekici nokta ise oyun içindeki silah çeşitliliği. Metroidvania türü oyunlarda genellikle sınırlı silah seçenekleri bulunur; örneğin Hollow Knight’ta kaç silah kullandığınızı düşünün. Blasphemous 2’de üç farklı silah kullanabildiğimiz göz önüne alındığında, Grime II’de kılıçtan baltaya, mızraktan bıçağa kadar birçok farklı silah bulunuyor. Bu silahlar arasında hızlı olanlar da mevcut, yavaş ama hasar verenler de. Her silahın farklı hareket setleri ve kendine ait özel saldırıları var. Ayrıca, aynı anda iki farklı silah kuşanıp aralarında anlık geçiş yapabiliyorsunuz; bu da kendinize özgü bir savaş tarzı geliştirmenize olanak tanıyor. Kimi silah güce dayanırken, kimisi çevikliğe bağlı. Seviye atladıkça dağıttığınız puanlar, silahlarınızın ve kalıplarınızın güçlerini artırıyor.

Grime II’nin en büyüleyici unsurlarından biri de ortamların tasarımı. İlk oyun oldukça etkileyiciydi, fakat bu ikinci oyun daha da çarpıcı. İçerisinde Clair Obscur: Expedition 33 tarzı bir yapı barındırıyor, ama ayrıntılara fazla dalmak istemiyorum. Önemli olan, bu oyunun sanat açısından zengin bir deneyim sunması. Tasarımı yarım kalan figürler, etrafa dağılmış boyalar, çeşitli uzuvlara atfedilen anlamlar ve önem, ‘yaratıcı’ unsurlar… Tüm bu elementler ve arka plandaki hikaye oyunun grafik yapısıyla harika bir şekilde canlandırılmış.

Grime II: Yenilikçi Mekaniklerle Dolu Sıra Dışı Bir Metroidvania Deneyimi

Birçok metroidvania oyununda alışık olduğumuz biyomlar genellikle karlı, ateşli ve karanlık mağara gibi ögeleri barındırır. Ancak Grime II’de bunların hiçbirine rastlamıyorsunuz; oyundaki her biyom, birbirinden tamamen farklı. Örneğin “Nail” kelimesinin geçtiği bir yere gittim. Nail, hem “çivi” hem de “tırnak” anlamına gelmektedir. Orası bir tırnak biyomuydu ve arkaplanda devasa parmaklar ile kıvrılmış tırnaklarla doluydu. Farklı bir biyomda ise çivilerin bulunduğu yer vardı. Her taraf boyalarla kaplı rengarenk bir biyom mevcut, ayrıca üst üste yığılmış taşlardan oluşan ve aniden yıkılacakmış gibi duran bir başka biyom da mevcut. Bu son derece organik ve canlı bir dünya her biyomun kendine özgü mimarisi ve temasıyla uyumlu düşman çeşitleri içeriyor. Bu açıdan oyunu tam anlamıyla bir sanat eseri olarak nitelendirebiliriz. Her biyoma ayrı ayrı hayran kaldım.

Oyunun zorluk eğrisi ve boss ilerlemesi de tatmin edici. Boss tasarımları, bu türde karşılaştığım en yaratıcı tasarımlar arasında yer alıyor ve her boss’un birden fazla aşaması mevcut. Aşama geçişlerinde grapple aracılığıyla ekstra iyileşme hakkı da kazanabiliyorsunuz. Boss savaşları, tahmin edebileceğiniz gibi boss’un saldırı düzenlerini kavrayıp buna yanıt verme üzerine kurulu ve asla “adil değil” hissi bırakmıyor. Zaman kaybı hissini ortadan kaldırarak bu tür ilerleme hissini başarıyla yansıtabilen oyunlara bayılıyorum.

Grime II: Yenilikçi Mekaniklerle Dolu Sıra Dışı Bir Metroidvania Deneyimi

Oyun, hem küçük hem büyük boss’lar içeriyor ve neredeyse çoğu size yeni yetenekler veya bonus’lar kazandırıyor. Opsiyonel olarak ilerlemenize rağmen geliştirici çıkıyor. Örneğin bazıları grapple menzilini artırıyor, diğerleri ise dash yeteneğinizi geliştirmeye yardımcı oluyor. Ancak kazandığımız yetenekler arasında, diğer oyunlar da neden benzer sistemler düşünmüyor dedirten bir durum var. Platform sekansları bu tür oyunlarda önemlidir; fakat bence daha önemlisi, bu sekansların oyuncuyu bıktırmayacak, üzmeyecek ve çok uzun olmayacak şekilde tasarlanmasıdır. Silksong’daki zorlu bölümler, en küçük hatada yeniden başlamak zorunda kalmayı gerektiriyordu. Grime II’de, son derece yaratıcı bir şekilde tüm yeteneklerinizi aktif olarak kullanmanızı gerektiren ve ödül sonu olan sekanslar var, fakat bunların uzunluğu oldukça iyi ayarlanmış. Üstelik, bahsettiğim yetenekle birlikte zarar veren tehditlere bağışıklık kazanıyorsunuz.

Böylece eğer platform esnasında bir diken ya da başka bir tehdit ile karşılaşırsanız, sağlığınız düşmeden ve kontrol noktasına dönmek zorunda kalmadan tekrar deneyebiliyorsunuz. Bu, özellikle hikayeyi bitirdikten sonra başarı toplamak için haritayı açmaya çalışan oyuncular için son derece yardımcı bir özellik sağlıyor. Sonuç olarak, bu tür oyunlarda karakterimiz güçleniyor, sağlığımızı artırmak için grind yapabiliyoruz veya geçemediğimiz düşmanlar karşısında avantaj sağlayabiliyoruz. Ancak platform bölümleri, ne kadar güçlü olursak olalım, yanlış tuşa basmamız halinde felakete yol açabiliyor. Silksong tarzı oyunlarda “bir dokunuşla canınızın tamamen gitmesi” durumu da ekstra bir stres yaratıyor. Bu yüzden Grime II’nin oyuncunun zamanına saygı duyan yaklaşımını çok beğendim.

Grime II: Yenilikçi Mekaniklerle Dolu Sıra Dışı Bir Metroidvania Deneyimi

Özetle, resmin genelinde Grime II’den son derece memnun kaldım. Clover Bite, ilk oyunda yakaladığı ivmeyi korumayı başarmış ve şimdi eklenmiş unsurlarla kalitesini artırarak karşımıza etkileyici bir metroidvania oyunu çıkarmış. Gerçekten de türü yeni deneyimlemek isteyenler için mükemmel bir seçenek sunduğunu düşünüyorum; çünkü aşırı zorlayıcı bir deneyim sunmuyor, dolayısıyla oyuna başladıktan sonra pişmanlık hissi yaratmıyor. Bu türün ilerlemesi için yenilikçi ve kendi özgün kimliğini ortaya koyan oyunlara ihtiyaç var.

Grime II: Yenilikçi Mekaniklerle Dolu Sıra Dışı Bir Metroidvania Deneyimi

Grime II: Yenilikçi Mekaniklerle Dolu Sıra Dışı Bir Metroidvania Deneyimi

Grime II: Yenilikçi Mekaniklerle Dolu Sıra Dışı Bir Metroidvania Deneyimi

Yorumlar

Henüz yorum yapılmadı, ilk yorumu sen yapmak ister misin?