Cairn: Gerçek Tırmanmanın Zorluğunu Yaşatan Bir Oyun Deneyimi

Cairn ile gerçek tırmanmanın heyecanını ve zorluğunu deneyimleyin. Engellerle dolu bu eşsiz macera sizi bekliyor!

admin

Evet, şimdi, herkesin ilgisini çekmeyecek ama benim büyük bir tutkuyla oynadığım Cairn oyununu neden bu kadar beğendiğimi anlatmaya çalışacağım. Bunun neden zor olduğunu belirtecek olursam, Cairn’ın tırmanma mekanikleri, bu türü sevenler için bile cazip olmayabilir. PEAK’teki takım çalışması veya Jusant’taki huzurlu atmosfer yok burada; bu, çok ciddi bir tırmanış simülasyonu. En ufak bir yanlış hamlede saatler kaybedebilirsiniz. Dolayısıyla, Cairn’a başlamadan önce, neyi beklediğinizi iyi düşünmelisiniz. Bence, bu oyunun en iyi referansı, 2018 yılında yayımlanan Free Solo belgeseli. Alex Honnold’un herhangi bir güvenlik ekipmanı olmadan Kaliforniya’nın El Capitan Dağı’na tırmanışını ele alan bu belgesel, akıl almaz görünen bir eylemin karar aşamalarını ve sonuçlarını anlatırken, aynı zamanda Honnold’un zihin yapısını da gözler önüne seriyor. Eğer bu belgeseldeki kararlılık, sakinlik ve zorlu süreçler ilginizi çekiyorsa, Cairn tam size göre; çünkü burada da benzer duyguları deneyimleyeceksiniz.

Tırmandığınız yere ve kullandığınız ekipmanın türüne göre farklı tanımlamalar var. Örneğin: Free Solo: Hiçbir ekipman kullanmadan yapılan en tehlikeli tırmanış türü; Free Climbing (Serbest Tırmanış): İpleri ve güvenlik ekipmanlarını sadece düşüşleri durdurmak için kullandığınız yöntem; Alpinizm: Yüksek dağlarda kaya, buz, kar, hava koşulları ve yön bulma gibi çok sayıda disiplini içeren dağcılık türü. Cairn’de, hem serbest tırmanıcı hem de alpinist olabilme imkânına sahip oluyoruz.

Bu kadar zorlu bir oyun, benim için 15 saatlik bir yolculuğun ana karakteri olarak oldukça kritik bir role sahip. Aava, o evrende tanınmış bir serbest tırmanıcı olarak, bir karakter olarak pek sevimli tasarlanmamış. Hatalar yaptığında öfke nöbetlerine kapılan, yakınlarıyla sağlıklı bir iletişim kuramayan, inatçı bir tiple karşı karşıyayız. Belgesellerden tanıdığım alpinistlerin genellikle sakin ve duygularını kontrol edebilen bireyler olduğunu düşündüğümde, Aava bunun tam tersini temsil ediyor. Her hata sonrası gösterdiği aşırı tepkiler ve sakinliği kaybetmesi, biraz fazla kaçırılmış gibi geliyor bana. Ancak, bu sporu yapanların kararlılığını, hayatta kalma mücadelesinin farkında olduklarını ve bunun nedenini tam olarak açıklamakta zorlandıklarını Aava’da da görmek mümkün. Geliştirici ekip olan The Game Bakers, detaylı bir psikoanaliz ile bu karakteri başarılı bir şekilde yansıtmış. Çevresel hikaye anlatımı, Aava’nın ruh halini destekleyen cesetler, mektuplar ve uyarı yazıları gibi unsurlarla güçlendirilmiş.

Aava’nın tırmanma sırasında sadece açlık, susuzluk ve vücut sıcaklığını kontrol etmekle kalmayıp, aynı zamanda çevreyi keşfetmesi gerekmekte. Ancak aşırı keşif, kaynakların tükenmesine yol açabilir. Kampta geçirdiğiniz süre arttıkça açlığınız yükseliyor, zirveye yaklaşırken yediğiniz yemekler soğuyabiliyor, sınırlı sırt çantası alanınız yüzünden yeterince içecek bulamıyorsunuz. Dolayısıyla, vereceğiniz her karar son derece kritik. Yanlış kararlar, sizi birkaç kayıt dosyası geriye götürebilir.

Free Solo belgeseline ek olarak, izleyebileceğiniz bazı kaliteli belgesele örnekler vereyim: Meru (2015): Üç alpinistin Meru Dağı’na tırmanışını konu alıyor; Touching the Void (2003): 1985’de iki dağcının intihar riski taşıyan tırmanışı anlatıyor; The Alpinist (2021): Marc-André Leclerc’in cesur tırmanışlarını ele alıyor. Oyunda, en çok vakti tırmanırken geçiriyorsunuz ve gerçekteki gibi her uzvu tek tek hareket ettirmeniz gerekiyor. Ancak, aynı anda birden fazla uzvu hareket ettirmekte zorlanıyorsunuz; çünkü iki uzvun havada olması, düşüş riskini arttırıyor. Bu nedenle, uzuvları sırayla bulduğunuz çıkıntılara tutunarak kullanıyorsunuz. Başlangıçta alışması zor olabilir, ancak genel olarak, başarılı bir sistem mevcut. Her çıkıntının ne kadar destek sağlayacağını içgüdüsel olarak anlamak bu başarının bir göstergesi.

Oyun, uzuv seçimini otomatik olarak yapmayı öneriyor ama bazen, “Bana bırak” veya “O uzvu ona vermeyeyim” diyerek kötü kararlar alabiliyorsunuz. Bu da gerilim yaratarak vücudunuzun titremesine neden olabilir. Aava’nın düşmek üzere olduğu anlarda sakin kalmak oldukça önemli. Eğer vücut doğru konumda değilse, Aava’nın staminası bitiyor ve kolları, bacakları titremeye başlıyor. Düşüş fikri ise bazı anlarda o kadar korkutucu olabiliyor ki, sizin de elleriniz titriyor. Panik yaparsanız sonuçları kötü olabilir; zira oyunda, bir dizi düşüş yaşayacaksınız. Ancak bazı durumlar, sakin kalmanız sayesinde kurtulabiliyor.

Tırmanış sırasında, nefeslerimizi Aava ile senkronize bir şekilde alıp vermek gerçekten keyifli bir deneyim oldu. Oyundaki pitonlar, kendinizi duvara sabitlemek için bir nevi kontrol noktası sunuyor ama sınırlı sayıda mevcut; 5 metrede bir yerleştiriliyor. Önceden tırmanış rotanızı belirlemeniz gerekiyor; bazen haritalar bulup ipuçları elde ediyorsunuz. Ancak yanlış bir rota seçimi, sizi kötü bir durumda bırakabilir. Bu durumda eski kayıt noktasına geri dönmek zorunda kalabilirsiniz ve bu oldukça hoş bir deneyim olmayabilir.

Bütün bu nefes kesici tırmanma sürecinde, hava durumu faktörleri de işinizi zorlaştırabilir. Bazen gece, bazen de kar yağışlarının ortasında kalabiliyorsunuz; bu durumda, hiçbir şey görmeden tırmanmak zorunda kalabilirsiniz. Ancak genellikle, bu doğal koşulların etkisi çok fazla olmuyor. Bunun yanı sıra, pişirdiğiniz yemekler de size ek avantajlar sağlayarak dikkatinizi artırabilir. Yine, serbest tırmanıcının vazgeçilmezi tebeşir, her zaman yanınızdadır ve bu tebeşirleri yanınızdaki robot sayesinde temin edebilirsiniz. Climbot isimli bu robot, düz alana çıktığınızda kullandığınız pitonları toplamakta, onarımları gerçekleştirmekte ve gelen sesli mesajları iletmekte. Ayrıca, gereksiz atıkları kompost haline getirerek tebeşire dönüştürmektedir. Doğadaki hiçbir şey boşa gitmez.

Kamu spotu: Parmaklarınızı düzenli olarak bantlamayı unutmayın! Tırmanış sırasında yalnızca tebeşire ve içeceğe erişimimiz var; başka şeyler almak istiyorsanız düz alana çıkmak ya da piton yerleştirmek gerekiyor. Bu durum, belirli bir noktaya kadar benim için çok kritik değildi fakat son tırmanışta zorlayıcı olunca birkaç kez piton kullanmak zorunda kaldım. Oyun erişilebilirlik seçenekleri ile ilgi çekiyor; üç farklı zorluk seviyesi sunmasının yanı sıra açlık ve susuzluğunuzu kapatma, düştükten sonra geri salma seçeneği, otomatik kayıt gibi ayarlarla keyfinizi artırabiliyor. Ancak bunu tavsiye etmiyorum; çünkü Cairn’i güzel kılan şey, bu mücadele ve dağ ile bütünleşebilme hissiyatıdır.

Tüm bunlara ek olarak, görseller ve ses efektleri ile ilgili olarak her şeyin yerli yerinde olduğunu söylemek isterim. The Game Bakers’ın sunumu gerçekten takdire şayan; uzmanlıkla hazırlanmış bir bölüm var ki, bu çağrışımı çağrıştırıyor. Kısaca, Cairn’den oldukça memnun ayrıldığımı söyleyebilirim. Evet, bazı eksikleri olsa da, oyunun ilgi duyduğum bir temayı derinlemesine işlediği kesin. Gerçekten belgesel tadında bir yolculuk yaşıyorsunuz ve bu yolculuk, içinde olduğunuz bir deneyime dönüşüyor. Merak edenlere şiddetle öneriyorum.

İlgili Gönderiler

Exit mobile version