Günümüzde eski popülaritesini yitirmiş olsa da, bir dönem gerçek zamanlı strateji oyunları büyük bir hayran kitlesine sahipti. Strateji oyunlarının altın yılları olarak adlandırabileceğimiz dönemde, Dune, Starcraft, Warcraft ve Age of Empires gibi yapımların yanı sıra, Command & Conquer serisi de bu listeye damgasını vurmuştu. Hatta öyle sevilen bir seriydi ki, içinden Red Alert gibi bir başka ikonik seri bile çıkarmıştı. Bağ kurduğunuz böyle bir serinin yeniden yapılandırıldığını duyduğunuzda sevinçle karışık bir tedirginlik hissi kaplıyor insanı; “Acaba anılarımızdaki gibi kalacak mı?” düşüncesi aklını kurcalıyor. Ancak bu sefer korkmaya hiç gerek yok; sonda söyleyeceğimi baştan belirteyim, bu paket gerçekten başarılı bir şekilde hazırlanmış, emeği geçenlerin ellerine sağlık.
GDI vs NOD / Allies vs Soviet (Her iki durumda da Kane :))
C&C Remaster Collection içerisinde, Command & Conquer ile Red Alert serisinin ilk oyunları yer almakta. Bu nedenle, bu inceleme de aslında iki oyunun bir arada değerlendirilmesi anlamına geliyor. Her iki oyunun da detaylarına fazla derinlemesine giremeyeceğim; ancak genel hatlarıyla benzer deneyimler sunduklarını belirtmekte fayda var. Seriyle ilk kez tanışacaklar için kısaca hikayeyi aktaracak olursak:
Command & Conquer’da, ‘Tiberium’ adlı yeni bir enerji kaynağının keşfiyle dünya iki kutuplu bir hale geliyor. Burada GDI güçleri bir tarafta, diğer tarafta ise Brotherhood of Nod bulunuyor. Oyuncular, ya GDI tarafını seçip NOD ile mücadele ediyor ya da kendilerini ‘özgürlük savaşçıları’ olarak gören NOD saflarında yer alarak GDI’a haddini bildiriyorlar. Red Alert ise alternatif bir gerçeklik sunuyor. Einstein, zaman yolculuğu yaparak Hitler’i ortadan kaldırdığı için dünya, Müttefikler (Allies) ve Sovyet güçleri arasında bölünüyor. Sonrasında bu iki güç arasında bir çatışma yaşanıyor ve oyuncular bir tarafı seçerek savaşa dahil oluyorlar.
Görüldüğü üzere, her iki oyunda da iki kutuplu bir dünyada bir taraf seçip diğer tarafı alt etmeye çalışıyoruz. Bu, Doğu-Batı çatışması veya Kuzey-Güney çatışması biçiminde olsa da, her iki durumda da dengeli bir mücadele söz konusu. Seçtiğiniz tarafa göre, üretilebilen birlikler ve görevlerin yapısı değişiyor. Örneğin, Sovyet tarafında savunma görevi üstlendiğinizde, müttefikler için aynı görev saldırı biçiminde olabiliyor. C&C serisinin sevilmesinin en büyük nedenlerinden biri, işte bu dengeli yapısıydı.
Ana görevleri tamamladınız, ek paketleri tükettiniz, şimdi de skirmish ve online modlara geçme zamanı geldi. Bu modlarda oldukça fazla zaman harcayabileceğinizi söyleyebilirim. Eğer bu modlar da sizi tatmin etmezse, harita editörünü kullanarak kendi haritalarınızı oluşturmayı deneyebilir ya da arkadaşlarınızın hazırladığı haritalarda kapışabilirsiniz. Anlayacağınız, içerik açısından herhangi bir sıkıntı yok.
Yine, yeni, yeniden…
Nostalji kısmını bir kenara bırakıp “Bugün yine oynanır mı? Bu paket satın alınır mı?” gibi sorulara yanıt arayacak olursak, karşımızda oldukça olumlu bir tablo olduğunu söyleyebilirim. Yakın zamanda beni hayal kırıklığına uğratan Commandos örneğinin aksine, burada oldukça özenli bir yeniden yapım mevcut. Bu noktada, orijinal oyunları geliştiren ekibin katkısının büyük olduğunu belirtmekte fayda var. İlk zamanlardaki heyecan ve şevkle bu işe yaklaştıklarını hissedebiliyorsunuz. Artık tarihe karışmış olsa da Westwood Studios’un logusunu görmek bile duygusal bir an yaşatıyor; o sahnede, ekibin bu projeye olan tutkusu bir kez daha gözler önüne seriliyor. Bu tutku sonucunda ortaya çıkan ürün de son derece başarılı.
Oyunun grafikleri tamamen yenilenmiş ve göz zevkinizi bozmayan bir hale getirilmiş. Bunun yanı sıra, oyun arayüzü, zorluk derecesi seçimi, online bölüm ve ses-müzik gibi birçok unsur da güncellenmiş. Serinin en sevilen unsurlarından biri olan görev arası sinematikler de yeniden yapılandırılmış. Tabii ki, bu güncellenmiş videoların çok üst düzey olmadığını belirtmek gerek; ancak orijinaline kıyasla önemli ölçüde daha iyi bir görüntü sundukları aşikar. Ayrıca, bonus içerikler kısmında birçok videoya yer verilmiş.
Serinin başarılı olduğu bir diğer alan da müzikleriydi. Red Alert oynamış herkesin aklında, en azından “Hell March” melodisi çınlıyordur. Remaster versiyonlarında, hem orijinal müzikler kullanılmış hem de yeni parçalar eklenmiş. Yani, kulaklarımızın pasını almayı başarıyorlar. Oyunun bonus kısmında saatlerce dinleyebileceğiniz müzikler mevcut. Uzun lafın kısası, Frank Klepacki’nin imzası yine bu projede. Ayrıca, istediğiniz an menüyü açıp ‘Jukebox’tan sevdiğiniz parçayı seçip dinleyebilmek de oldukça güzel bir detay.
Arayüz ve erişilebilirlik konusundaki geliştirmeler, oyunu günümüze taşımada önemli bir adım. Örneğin, farklı bina üretimlerini sıraya koyamasak da, birim üretimleri için böyle bir engel kalmamış. Bu tür özelliklerin, orijinal oyunların çıktığı dönemde bulunmadığını hatırlamak önemli. Aynı birimleri tek tıkla gruplandırma gibi işlevler, oyuncular için büyük bir nimet. Tuş atamalarını, ister klasik oyun formatında ister yapımcıların sunduğu şekilde kullanabiliyor, dilediğiniz gibi yeniden belirleyebiliyorsunuz. Kısayol tuşlarıyla yan panelin açılıp kapanması ve tek tuşla orijinal ile güncel grafikler arasında geçiş yapabilmek gibi özellikler, oyuncu dostu bir deneyim sunarak oyunun keyfini artırıyor.
Özetle, her iki oyunun tüm ek içerikleriyle birlikte sunulması (-ki bazı içerikler daha önce konsola özel olarak yayımlanmıştı ve ilk defa PC’de oynama fırsatını buluyoruz) düşündüğünde, gönül rahatlığıyla önerilecek bir paket olduğunu belirtmek isterim. Ancak, birkaç olumsuz noktaya da değinmeden geçemeyeceğim. Ne kadar yenilenmiş olsa da, 25 yılın getirdiği bazı yaşlanmışlık belirtileri mevcut. Örneğin, bazen tek bir askerin koca ordunun yolunu tıkaması gibi durumlarla karşılaşabilirsiniz; bu durumda benden bahsetmediği için kulağınızı çınlatmadım 🙂 Oyun mekanikleri ve görevlerdeki bazı yaşlanmışlıklar, benim gibi nostaljik oyuncular için rahatsız edici olabilir.
Artısıyla eksisiyle, iki oyunun en iyi şekilde yenilendiğini ve bir şansı fazlasıyla hak ettiğini düşünüyorum. Oyun Steam’de 129 lira, PlayStore’da ise 120 lira ve ayrıca 12 taksitle satın alma olanağı mevcut. İster C&C serisinin hayranı olun, ister bu seriyle yeni tanışacak bir oyuncu, bence mutlaka şans vermelisiniz; pişman olmayacaksınız.