Lies of P: Pinokyo Temasıyla Soulslike Dünyasında Yeni Bir Deneyim
Pinokyo'nun burun uzatma yeteneği, bu oyunla birleşince korkunç ve komik bir masala dönüşüyor! Soulslike dünyasında, dikkat edin, burun sırıtmasın!
6 ay önce
Lies of P’yi merakla bekleyen yalnızca ben olamam elbette! Demosu herkesin erişimine açık bir şekilde yayınlandı, bu yüzden artık çoğunuz oyunu indirip oynamış olabilirsiniz. Belki de demoyu tamamladınız veya Parade Master karşısında “Yemişim Soulslike’ı!” diyip oyunu kapattınız. Ama eğer bu yazıyı okuduysan, demek ki benim görüşlerim de bir şekilde ilgini çekiyor (ah, nasıl da kendimle övündüm!). İzninizle oyunun hikayesini tekrar anlatmama gerek yok; zira bu noktada hepimizin ortak bir fikri olduğunu düşünüyorum. Sözlerimi demoya dair düşüncelerimle ve oyunun geneline dair beklentilerimle sürdüreceğim.

Öncelikle belirtmeliyim ki, Lies of P kesinlikle beklentilerimin üstünde bir oyun. Bu, yıllardır pek çok Soulslike oyunu deneyimlemiş biri olarak oldukça yandaş bir bilgi! Ama yıllardır PC kullanıcıları olarak Bloodborne’dan yakındığımız günler geçmemiş değil; işte bu noktada Lies of P, o kıymetli atmosferi uzaktan dokunma fırsatı sunuyor, en azından şu anda. Ancak, tanıtımlerinde sıkça duyduğumuz bu referanslar, oyunun gerçek oynanışını özetlemekten çok uzak! Ben, Lies of P’yi Bloodborne ile Sekiro arasında bir yere yerleştiriyorum. Ama neden mi? Çünkü, elbette ki yine agresif bir oynanış sergiliyor; ama işin savunma kısmı, doğru zamanlamayla deflect mekaniğine dayanıyor. Yakın zamanda incelediğim Thymesia da benzer bir yapıda ve bu nedenle hareketlerinizi zamanlamanız ve doğru anı yakalamanız şart.
Krat şehri, oyunun merkezi olan oteli, tüm şehri işgal eden kuklalar, yağmur altında birer tanrı gibi yükselen sokaklar, gotik mimarinin güzelliği… Tüm bunlar, görsel anlamda gerçekten çarpıcı. Kendi özgün fikrini geliştirerek yola çıkan bir oyun olarak, tembellikten uzak bir iş ortaya koymuş. Demodaki boss’lar ise, Parade Master, Mad Donkey ve Scrapped Watchman, tam temaya uygun bir şekilde tasarlanmış. Bu karakterlerin saldırı düzenleri ve görünüşleriyle hayranlık verici anlar yaşıyoruz. Örneğin, Scrapped Watchman’ın bıyığı, elektrik ekleyen antenleri ve kare cüssesi göz korkutucu bir hava katıyor. Mad Donkey ise, neredeyse Bloodborne evreninden çıkmış gibi bir karakter. Ancak burada bir uyarı yapmam gerekiyor: Eğer aklınıza Deli Eşek geldiyse, hayır! Bu bir hayvan kuklası değil, düşükte bir insansı figürü maskesi takmış birisi. Bu arada, savaşta karşılaşacağınız köprü, tam bir Bloodborne huzuru yayıyor ki, sağdan soldan kurtadam fırlayacak diye bekledim, inanın!

Ancak savaş mekaniklerine gelince! Şu an için bu kısımları pek başarılı bulmadım; çünkü mekanikliği biraz fazla yapay hissettiriyor. Timothée Chalamet, özür dilerim, P karakteri savaşırken ve saldırılardan kaçmak için dodge hareketi yapmayı düşünürken, bunu çok iyi hissediyorsunuz. Normal ortamda yuvarlanma yapmak mümkün; fakat savaş anında bu yetenek kayboluyor ve sadece yana kaçma adımına dönüşüyor. Hmm, neden bu çocuğa savaş anında yuvarlanmayı unutturuyorsunuz ki? Normal blok da pek etkili olmuyor, boss’ların etrafında pozisyon almanın da pek bir kıymeti yok (o yüzden nerede olursanız olun küt diye silahı kafanıza indirmelerini bekleyebilirsiniz!). Sonuç olarak, boss savaşları daha çok “doğru zamanlayarak deflect yap, vur, uzaklaş, tekrar deflect yap, tekrar vur” akımıyla sınırlı kalmış. Bu da bana, özgür bir şekilde savaşmaktan çok, fazla robotik bir işte çalışıyormuşum gibi hissettiriyor.
Üstelik bu durum, vuruş hissinin zayıflığıyla birleşince, savaşların tatmin hissi de oldukça düşük kalıyor. Yani bırakın sonraki oyunları, ilk Dark Souls bile vuruş hissiyatı açısından dengeli bir örnekti! Bu konuda sadece düşmanlar değil, ortam açısından da konuşuyorum. Kılıcı tünelde savurup duvara vurduğunuzda sendelemek, ve bu arada savunmasız kalmak, bu hissiyatın zayıflığının getirdiği ölçütlerden biriydi. Lies of P’de her darbenin bir şeye temas etmesi hissi, henüz kaybolmuş durumda. Ama korkmayın! Henüz kaybolmuş demek istemiyorum; çünkü oyunun yönetmeni, demoya dair kullanıcı geri bildirimlerini dikkate aldıklarını belirten bir video yayınladı. Süper değerli bir detay! Orada dodge mekanizmasını revize edeceklerini ve savaş deneyimini daha güzel hale getireceklerini söyledi. Ayrıca, vuruş hissini mükemmelleştirmenin planlarını açıkladı; sadece ses efektlerinden animasyonlara kadar her şey üzerinde çalışacaklarını duyurdu. İşte burada, Jiwon Choi bu konularda belirti yapmışken, çok da eleştiri yapmak istemiyorum. Zira demodaki savaş deneyimleriyle, oyunun tam versiyonu arasında epey fark olacağına inanıyorum. Bu haliyle pek tatmin edici bulmadıysanız, gelecekteki güncellemeler için umutlu kalabilirsiniz.

Ayrıca, Lies of P, Pinokyo temasını yaratmak ve korumak için elinden geleni yapmış! Yükleme ekranında “Now Loading” yerine “Now Lying” yazısı, ilerleme çubuğunun Pinokyo’nun burnu şeklinde olması gibi küçük ama etkileyici detaylar oyunu daha da hoş kılıyor. Ancak genel çerçevede konuşacak olursam, en azından From Software’ın elinden çıkmış en iyi Soulslike oyunlarından birini beklediğimi düşünüyorum. Kısayollarla bölümleri ulaşılabilir hale getirmek, bu türün değerli özelliklerinden biri ve Lies of P bu detayların özenle oluşturulması gereğinden haberdar. Ölünce, bizim için değerli Ergo’yu öldüğümüz yere bırakıp, köşede ne kadar Ergo kaybettiğimizi görmek oldukça keyifli bir dokunuş olmuş! Oyunun kontrol şeması da türden aşina oyuncular için oldukça kullanıcı dostu; hatta yazı tipi bile tanıdık geldi. Daha ne olsun?
Sonuçta, beklentileri “Aha, Bloodborne tatlısı bir oyun geliyor!” diye kurmak yerine, farklı, atmosfer dolu ve başarılı bir Soulslike oyunuyla mücadele edeceğimiz gerçeği çok daha mantıklı görünüyor. Lies of P, bu hedefi gerçekleştirebilecek potansiyele sahip. Eylül ayını dört gözle bekliyorum, buyurun efendim!





Henüz yorum yapılmadı, ilk yorumu sen yapmak ister misin?