Nioh 3, çözülmesi zor bir oyun olarak karşımıza çıkıyor. Soulslike oyun türü incelemeleri yaparken sık sık tutarsızlık yaşadığım konusunda şikayetçi oluyorum. Ancak bu oyunun özelinde düşününce, sadece trendlerden bağımsız olarak değerlendirdiğimde de kendisine dair eleştiriler getirmenin oldukça güç olduğunu düşünüyorum. Oyun, beni sıkmadı; fakat Nioh 3’ün, serinin önceki oyunlarıyla kıyaslandığında sunduğu yenilikler, Nioh 2’nin ilk oyuna getirdiği yeniliklerden daha fazla. Bununla birlikte, Nioh 2’de zevk aldığım deneyimi üçüncü oyunda bulamadım. Bunu etkileyen birkaç unsur var. Öncelikle oyunun hikayesini ele alarak bu unsurlara bir göz atabiliriz. Oyun, 1622 yılında geçiyor ve biz Tokugawa Ieyasu’nun torunu Tokugawa Takechiyo rolündeyiz. Şogun ilan edilmek üzereyken, saray bir Yokai saldırısına uğruyor. Bu olayların ardından, tekrar geçmişe dönmek zorunda kalıyoruz. Nioh 3, bu hikaye üzerinden bir zaman yolculuğu sunuyor ve serinin hayranlarına tanıdık karakterlerle dolu bir deneyim yaşatmaya çalışıyor.
Kapalı Ayran, Açık Nioh
Şimdi hikayeyi bir kenara bırakarak Nioh’un mekaniklerini ve güçlü sistemlerini inceleyelim. Nioh 3’ün sunduğu en büyük yeniliğe, parçalı açık dünya yapısına bakalım. Önceki oyunlarda sıkça eleştirilen parça parça bölümlere son veren bu sistem, oyun içindeki önemli olayları birbirine bağlayan birkaç ekstra çizgisel kısım dışında, ana haritalara dağıtılarak yeni bir düzen sağlıyor. Bununla birlikte bu haritaların tasarımı, Nioh’un bölüm dizaynlarında var olan bazı problemleri ortadan kaldırmıyor. Özellikle oyunun farklı bölümlerinin birbirine benzerliği ve estetik eksiklikleri, bazı oyuncular için rahatsız edici hale gelebiliyor. Grafiksel olarak bir gelişim sunmuş olsa da, etkileyici bir sanat tasarımına sahip olmadığını belirtmek gerekir.
Açık dünya yapısının, oyun akışı ve zorluk dengesi üzerindeki etkileri de önemli bir konu. İlk olarak, Nioh’un artık sunduğu Ninja Formu ile mobilitenin artması, oyuncuların özgüvenle hareket etmelerini sağlıyor. Düşmanların sürekli baskı yaptığı bu dünyada, daha geniş bir alanın sağlanması, savaşlarda avantaj yaratıyor. Ancak açık dünya yapısı ile oluşan ‘overleveling’ problemi, hala bazı oyuncular için rahatsız edici olabiliyor. Bunun yanında ana görevlerden sonra gelen zindanlar, iyi bir seviye dengesi sunarak, olayın zorluk seviyesini dengeliyor.
Not: Oyun içinde bazı Metroidvania ögeleri bulunmaktadır; bazı koruyucu ruhların güçleri ile ulaşması zor yerlere erişim sağlayabilirsiniz. Ancak, bu özelliklerin sayısı sınırlı ve genelde basit mekaniklerle sınırlı kalıyor.
Bir Oberyn Martell bir de ben
Oynanışa geldiğimizde, Nioh’un gelişmiş karakter setlerinin ve looter mekaniklerinin, tür içerisinde kendine özgü bir yer edindiği görülüyor. Nioh 3’teki yeni Ninja formu, savaş mekaniklerini daha da zenginleştirerek, oyunculara çeşitli stratejiler geliştirme imkanı sunuyor. Samuray formunda yer alan yeni teknikler ve kombinasyonlar, savaş esnasında oyuncuların işini kolaylaştırıyor. Ancak, Ninja formunu efektif bir şekilde kullanmak, bazı oyuncular için zorlayıcı olabiliyor. Bunun yanı sıra, boss savaşlarının artan zorlukları, bazı oyuncuların bu kısmında zorluk çekmesine sebep oluyor.
Daha önceki oyunların gelişim sistemleri gibi, Nioh 3 de genişletici içerikler bekliyor. Şu an için mevcut olan yalnızca ilk NG+ döngüsü. Bu durum, hemen hemen herkes için bilinen bir gerçek ama sinir bozucu olabilen bir özellik.
Sen kim köpeksin Nioh?
Teknik açıdan bakıldığında, oyun görselliği yeterli bir seviyede değil. Nioh oyunlarının görsel kalitesi, her zaman bir nesil geride kalmış durumda. Oyunun genel performansı da kararsızlık gösteriyor. Ancak, 30, 60 ve 120 FPS kısıtlamalarının, oyuncu deneyimini zora soktuğunu belirtebiliriz. Bu nedenle, bazı oyuncular için Nioh 3, oynanış dinamiklerine ve genel deneyime dair aksaklıklar barındırıyor. Eğer önceki oyunları oynamadıysanız, Nioh 3’ten yüksek bir keyif almanız muhtemel. Ancak, serinin fanları için, belki de biraz farklı bir deneyime ihtiyaç vardı.