PUBG’nin yaratıcısı PlayerUnknown, evet, doğru duydunuz, oyun dünyasının bu yaratıcı dehası, kendi stüdyosu olan PlayerUnknown Productions’ın ilk oyununun kepenk indirdiğini duyurdu. Bir başka deyişle, bu stüdyonun ilk oyunu olan Prologue Go Wayback! yaklaşık 6 ay önce erken erişime girmişti; ancak, ne yazık ki bu fantastik yolculuk burada sona erdi. Hayalleri olan bir oyunun daha hayal kırıklığıyla son bulması, hepimizi derin düşüncelere itiyor. Hani derler ya, “Bir kapı kapanır, bir diğeri açılır.” Ama bu kapı tam olarak ne kadar açılacak, işte orası muamma!
PlayerUnknown Productions, oyunun Steam sayfası üzerinde yaptığı duyuruda, proje üzerindeki çalışmaların durdurulduğunu ve hatta ‘hey dostum, elveda!’ diyerek personellerin de işten çıkartıldığını bildirdi. Bu durum iş dünyasında “benimle gel” diye bir süreç değil, tam tersi, “gelme, setimi kapatıyorum” gibi bir şey. Brendan Greene, yani PlayerUnknown’un kendisi, bu kararın arkasındaki sebepleri Twitter’da “Gökyüzünden düşen bir çöp parçası gibi hissediyorum” çerçevesinde paylaştı. Greene, bu projenin önemli, hatta “koca dünya” misali bir hayal olmakla birlikte artık finansal olarak desteklenemeyeceğini açıkça ifade etti. Yani, anladığımız kadarıyla Melba adını verdikleri teknolojiyi daha küçük bir ekiple geliştirmeye devam edecekler, ama bu durumun sadece ‘kurtuluş’ olmadığını düşünüyorum.
Gerçekten de, bu projenin amacı, sanal dünyaların ne kadar büyük olabileceğini göstermekti. Hani 3D bir dünya yaratmaya çalışıyorsun ama cebindeki para sadece bir iki sandviç alacak kadar. Yani “Haydi hep beraber sanal lezzetler keşfedelim” derken, orada 15 lira verilince hızlı bir şekilde gerçek hayata dönüyoruz. Bu açıdan bakıldığında, sanal olan her şeyin bir bedeli var; anlaşılan o ki, bunlar sadece hayalden ibaret kalmış.
Şimdiye dek birçok oyun dünyası, devasa olaylara tanıklık yaptı. PUBG ile başlayan serüvenin ardından birçok oyuncu, hayallerini bu sanal evrende gerçekleştirmek için akın etti. Ancak, bu proje ile birlikte bu kalabalık ve karmaşık evrende kaybolmanın eşiğine geldik. Oyunlar evreni akıllıca çizilmiş haritalar gibi görünebilir; ama iş gerçek bir para meselesine gelince, ne yazık ki haritalar en fazla yerin altını üstüne getirebiliyor.
Sonuç olarak, Prologue Go Wayback! belki oyuncuların aklında birçok soru bırakmayı başardı. Para, teknoloji, hayaller ve gerçeklik arasındaki dans, sanırım bir komedi romanında işlenebilecek bir konu. Melba teknolojisi ise, onu geliştirirken sarf edilecek çabaların ne denli yıkıcı olabileceğinin gerçek bir örneği. Belki de, bu yeni dönemde süper kahraman olmak yerine, kendimizi birer ‘milli’ kahraman olarak düşünmeliyiz. Hani o kahramanlar ki tek başlarına her şeyin üstesinden gelecek güce sahip olmaları beklenir ama, her seferinde aynı yere geri dönerler!