Yukarı Çık
Bildirimler
Şu anda, yeni bir bildirim mevcut değil!

Yeni bildirim olduğu zaman tam olarak burada karşına çıkacak.

8 dakika okunma süresi

3

Slay the Spire 2: Yeni Kartlar ve Mekaniklerle Dönüşüm

"Slay the Spire 2: Yeni Kartlar ve Mekaniklerle Dönüşüm'de, zombi gibi kartları canlandırmak yerine, kahkahalarla yok etmeye hazır olun!"

admin

1 saat önce

Slay the Spire 2: Yeni Kartlar ve Mekaniklerle Dönüşüm

Slay the Spire, çıktığı dönemde ilk deck-building oyunu olmayı başaramasa da, bu türün popülaritesini artıran oyunların başında geliyor. Bakın, ben daha önce bu tarz oyunlara neredeyse hiç el sürmemişken, Slay the Spire sayesinde kendimi oyun dünyasının bu ilginç köşesinde kaybolmuş buldum. O günden bu yana bir şeyler değişti elbette. Deste oluşturma türü artık daha önce hiç olmadığı kadar seçkin ve muazzam oyunlarla dolup taşıyor. Monster Train, Balatro, Griftlands, Inscryption derken, yıllardır ilk oyunun sakin köşesinde oturduğunu düşündüğümüz Slay the Spire, aniden sahneye geri döndü, ta ki ikinci oyununun duyurulmasıyla. 5 Mart itibarıyla erken erişim aşamasına giren Slay the Spire 2 (kısaca StS2), kralların ne kadar sabırlı olabileceğinin en net örneği oldu. Ve bu sefer radikal değişimler yerine sadece nazik dokunuşlarla karşımıza çıkıyor. Saha boşaltıldı, krallara selam durun.

Slay the Spire 2: Yeni Kartlar ve Mekaniklerle Dönüşüm

İlk olarak şunu belirtelim ki, StS2, kendisinden sonra gelen oyunların esintilerini oldukça verimli bir şekilde kullanarak ilerlemeyi başarmış. İlk oyunun çıktığı dönemlerde oldukça niş bir tür olan deste oluşturma, artık tam anlamıyla popülerlik patlamasına neden oldu. SteamDB verilerine baktığımızda bu durumu net bir şekilde görebiliyoruz. İlk oyun günlerinde yaklaşık 5.000 eş zamanlı oyuncuya ulaşmışken, ikinci oyunun çıkışını kutladığımız zaman içinde, kayıtlarım doğruysa 574.000 eş zamanlı oyuncu sayısına ulaşmış durumda. Oldukça büyük bir sıçrama değil mi? Yani, popülerlik diye bir şey varsa, yıllar sonra emeklerinin karşılığını alan bir oyun söz konusundur – ve bu kesinlikle sevindirici.

Her Şeyin Daha Fazlası

StS2 sadece “popülerlik” ile idare etmiyor elbette. İlk oyun her ne kadar bu tür için yeni bir sayfa açmış olsa da, 2019’dan bu yana savaş alanında pek çok şey değişti. Yeni roguelike deste oluşturma oyunları, türdeki çeşitliliği artırmaya yönelik oldukça yaratıcı ve farklı mekanikler sundu. Mega Crit, bu yeni vizyonu dikkatle inceleyerek kendine de bir yol çizdi. Ama burada dev bir “fakat” koymak zorundayım; bence bu bir “devam oyunu” değil. Bana sorarsanız, StS2, iyi kurgulanmış bir remake’tir. Hatta benim gibi petrolhead okurlarımız için bunun bir “makyaj operasyonu” olduğunu bile rahatlıkla söyleyebilirim. Evet, oyunda bir dolu yenilik var, ama bu yenilikler genel oynanışın tadını pek etkilemiyor. Erken erişimde oynanabilen 5 karakterin 3’ü ilk oyuna ait ve bu da tutuculuk hissi veriyor. Hatta bu üç kahramanın ilk oyundaki destelerini hatırlıyorsanız, süper kolay bir şekilde oyunu bitirmeniz mümkün.

Slay the Spire 2: Yeni Kartlar ve Mekaniklerle Dönüşüm

Peki, bu StS2’yi kötü mü yapıyor? Hayır, asla! Mega Crit ekibi doğru bir karar alarak mevcut başarılı formulü korumayı ve üzerine birkaç ekstra yenilik eklemeyi tercih etti. Sonuç olarak, ilk oyundaki o hiper eğlenceli denklemi korudu ve bunu 4 ile çarptı. Hala benzer mekanikler ve oyun akışıyla ilerlesek de, yeni kart seçenekleri ve relic’ler eklenmesiyle birlikte bambaşka sinerjilerin kapılarını açtı. Oynanış aynı kalırken, bu değişiklikler derinliği artıran unsurlar yaratma konusunda başarılı olmuş.

Enerji, Enerji Azıcık Da Sinerji

Şimdi önemli bir ayrıntıya gelelim; boss savaşlarının ardından artık relic seçme olayı sona erdi. Bunun yerine, daha heyecan dolu bir şekilde savaşlardan sonra rastgele relic drop’ları alıyorsunuz. Başka bir ilginç değişiklik de “Ancient” türündeki relic’ler. Bu relic’ler, sahne aralarında kadimlerin bıraktığı ve son derece kıymetli bulunan relic’ler. Yeni oyunda toplamda 286 adet relic var – tabii ki oyunun erken erişim aşamasında olduğunun altını çizeceğim. Down under da beklenmedik gelişmeler olabilir. Çoğu relic’ler ilk oyundan gelecektir. Ancak çiçeği burnunda yaklaşık 100-110 yeni relic’e sahibiz; bu da daha fazla kombinasyon ve derinlik sunuyor demektir.

Slay the Spire 2: Yeni Kartlar ve Mekaniklerle Dönüşüm

Yepyeni Kartlar

Tabii ki, sadece relic’lerle sınırlı kalmıyoruz. Yeni kartlarımız ve her bir kartla birlikte gelen çeşitli özellikler de oldukça dikkat çekici. Örneğin, The Silent artık kurnaz takılara sahip durumda. Bu kartlar, bir şekilde elden çıkarıldığında 0 enerji ile otomatik olarak oynanabiliyor. Benzer şekilde Defect karakterimiz, Cam orb’ları ile yeni bir hava katıyor. Oynanıştaki asıl değişimi ise, yeni karakterlerle hissediyoruz. Erken erişimdeki 5 karakterden 2’si tamamen yeni mekaniklere sahipken, bunlardan bir tanesi benim şahsi favorim olan The Regent. Kendi tahtasında gezen bu şirin prens, işlerini yapması için ürettiği cüce bir silaha güveniyor. Geriye dönüş yaptığımızda, karşılaştığımız en eğlenceli deck’lerden birinin muhtemelen kendisine ait olduğunu kabul edebilirim.

Tek Kılıçlı Prens

The Regent ile en sevdiğim run’lardan birini anlatayım. Oyunun başında elde ettiğim Pael’s Growth isimli relic’in gücünü, o an güçlendirdiğim Big Bang isimli karta vermeyi tercih ettim. Pael’s Growth karta “klon” özelliği ekliyor ve böylece kartınızı her dinlenme bölgesinde klonlayabiliyorsunuz. Sonuç olarak, sonlara doğru elimde bulunan 150 kartın 100’e yakını Big Bang tarafından oluşturulmuştu. İşte bu 0 enerjili kart, hem enerji yenilenmesi sağlıyor hem de Forge özelliği ile Sovereign Blade’i güçlendiriyor. Sonuç olarak, karşılaştığım son boss’u tek vuruşla geçemek hiç de zor olmadı.

Slay the Spire 2: Yeni Kartlar ve Mekaniklerle Dönüşüm

Yeni karakterlerden biri olan The Necrobinder, isminin de belirttiği gibi bir Necromancer. Devasa bir el ile Osti adındaki sinirli dostuyla geziyor. The Necrobinder, “kader” isimli yeni özelliğe sahip ve ilginç bir şekilde, düşmandaki kader yükü canıyla eşit olduğunda sırf ölüyor. Kısa bir süre oynadıktan sonra, 40 saati geçen süreci geride bırakırken, sadece Necrobinder ile oyunu tamamlayamadım ama diğer 4 karakterle sonu gördüm.

İkinci Oyuncu

Yeni mekaniklerin yüzde 50’sini bu iki karakter oluştururken, diğer yüzde 50’sini ise co-op modu oluşturuyor. Bu noktada, sevgili arkadaşım “Bozgun Getiren”e de şükranlarımı sunmalıyım. Bence co-op modu şu an en ilginç kısımlardan biri. Doğru şekilde geliştirilirse, burada yepyeni bir sayfa açılma fırsatı doğabilir. Genelde bu tip oyunlarda co-op modlarına pek sıcak bakmam ama Slay the Spire 2 bana bunu kabul ettirmeyi başardı. Beraber bir süre oynarken gerçekten eğlendik. Ancak ilerledikçe bazı eksiklikler de göze batmaya başladı. İlk olarak, birlikte oynadığım arkadaşımın destesini görememek beni epey rahatsız etti. Ortada kartları bilemediğiniz için doğru stratejiyi beraber oluşturmamız gerektiği için sıkıntılı bir durumda kalıyorsunuz. Yine, iki karakteri de etkileyen kartların sayısı oldukça az olduğu için, kendi kartlarınızı dostunuza da geçiremiyorsunuz.

Slay the Spire 2: Yeni Kartlar ve Mekaniklerle Dönüşüm

Her iki karakter de iksirlerini takım arkadaşları üzerinde kullanabiliyorlar. Ayrıca dinlenme alanlarında birbirinize can basabilir, ölü bir oyuncuyu yeniden canlandırabilirsiniz. Ancak iki kişilik modda rakiplerimiz de bizim yeteneklerimize denk bir güç ile karşı duruyor. Özetle, geliştirilmeye ve doğru çizgide ilerlemeye ihtiyaç duyan bir mod, ancak eğlenceli bir potansiyele sahip.

Son Söz

Bunca sözün arasında yeni boss tasarımlarına, grafik ve animasyonlara değinmeden geçmek istemiyorum. Mega Crit, oyunu yeni bir motor üzerine taşımada büyük bir başarı gösterdi ve bu da Slay the Spire’a bir üst seviye kazandırdı. Oyunu sevenler için bol bol fan service sunan StS2, düşmanların sunduğu yeni özelliklerle de göz dolduruyor. Dürüst olmak gerekirse, Slay the Spire 2, türün zirvesindeki yerini kolay kolay kimseye kaptırma niyetinde. Mega Crit, gerçek bir cevheri özenle işleyip, üstüne katmanlar ekleyerek bağımlılık yaratan döngüyü korumayı başardı. Diğer petrolhead okurlarımıza da selam çakmayı unutmayalım; yönetim işlevini korurken, oyun atmosferini yani derinliği bambaşka bir noktaya taşımayı başarmışlar. Artık 1.0 versiyonu için heyecanlanmak adına pek çok nedenimiz var.

Slay the Spire 2: Yeni Kartlar ve Mekaniklerle Dönüşüm

Artılar

  • Bağımlılık yaratan oynanış korunuyor
  • Yeni kartlar ve relic’ler eklenmiş
  • Tamamen yenilenen animasyonlar
  • Slay the Spire evrenine geri dönmek harika
  • Türkçe dil desteği ile gönüller fethediliyor!

Eksiler

  • Henüz yeterince içerik sunmuyor; tatmin edici değil
  • Co-op modu daha fazla geliştirilmelidir
  • İlk oyunun aynısı gibi hissedilen anlar mevcut
Yorumlar

Henüz yorum yapılmadı, ilk yorumu sen yapmak ister misin?