Bruce Nesmith, Bethesda’nın geçmişine damgasını vurmuş bir tasarımcı olarak, Starfield’ın neden diğer büyük RYO serileri gibi yüksek başarı elde edemediği konusunda bazı ilginç düşüncelere sahip. 2021’de Bethesda’dan ayrılmadan önce Starfield için sistem tasarımcısı olarak görev yaptığı dönemde, bu uzay temalı oyunun yüksek bir potansiyele sahip olduğunu düşünmüş olsa da, karşılaştığı reaksiyonları izlerken açıkça bir hayal kırıklığı yaşamış gibi görünüyor. “Bence iyi bir oyun,” diyor Nesmith, “Ama Fallout veya Skyrim ile aynı kalibrede olduğunu düşünmüyorum.” Bu noktada, bir video oyununun yükseldiği efsanevi zorlukların nasıl konumlandığına dair bazı derin düşünceler ile karşılaşıyoruz.
Starfield’ın, Bethesda’nın diğer ünlü yapımlarının mire gibi yüksek beklentilere sahip olduğu bir bağlamda yayınlandığını düşünmekte fayda var. Nesmith, “Eğer başka bir stüdyo yayımlasaydı, kesinlikle farklı bir üslupla karşılanırdı,” diyor. İşin ilginç yanı, Starfield’ın yaratıcılarından gelen bir uzay oyunu olması, oyuncuların zihinlerinde neredeyse bir “ehliyet” etkisi yaratmış. Oyun dünyası, nitekim, uzay temalı bir oyunun, daha önceki aşırı başarılı yapımların bir benzeri olmasını bekliyordu. İşte burada bir sorun ortaya çıkıyor: Beklentiler, çoklu galaksilere açılan kapılardaki astronomik umut ve hayal kırıklıklarıyla dolup taşıyor.
Nesmith’in altını çizdiği bir diğer önemli nokta ise Starfield’ın *prosedürel olarak üretilmiş içeriği.* Bu, oyunda karşılaştığımız gezegenlerin birbirine çok benzer bir his vermesi anlamına geliyor. “Ben tam bir uzay hayranıyım, amatör bir astronomum, tüm bu konulara hakimim,” diyor. Ama burada işler bir garipliğe dönüşüyor; “uzay doğası gereği sıkıcıdır” diyerek, beklenmedik bir gerçeği ortaya koyuyor. Sonuçta uzay, dolaylı yoldan ansiklopedik bir dergi gibi: Bilgi dolu ama aynı zamanda ruhsuz! Bir gezegenin atmosferini incelemek yerine, orada farklı bir boyutta yaratıcı detaylar aramak belki de daha heyecan verici bir deneyim olabilirdi. Oyun, “sıfır yer” şalgamı gibi, biraz tadı kaçmış bir potansiyel sunuyor.
- Yarışmalardaki Heyecan: Starfield, diğer oyunlar kadar nefes kesen karşılaşmalar sunamamış. Nesmith, “Harika uzaylı yaratıklar var,” demiş ama düşman çeşitliliği konusunda ciddi bir eksiklik olduğuna da işaret ediyor. Sonuç olarak, *”benim düşmanım neden hep sıradan insanlar?”* düşüncesi pek çok oyuncuda hayal kırıklığına yol açmış olabilir.
- Tasarım ve Yenilik: Nesmith, The Elder Scrolls IV: Oblivion ile Fallout 3’e katkılarıyla tanınan bir isim. Bu yüzden, söylediklerinin arkasında ciddi bir ağırlık var. Starfield’da yaşanan kalitesizlik, sanki uzayın derinliklerinde kaybolmuş bir masal gibi, hayal gücünü beslemekten çok hayal kırıklığına uğratmış.
Sonuç olarak, Starfield, gerçekten bir uzay hayranının rüyası gibi olabilir; ama daha uygun bir yayım ve tasarım yapısıyla, belki de beklenmedik bir şekilde bizi *”çok daha fazla heyecanlandırmayı başardığı”* bir oyun olabilirdi. Şimdi, Bethesda’nın gelecekteki projelerinde yaşanacakları dört gözle beklerken, belki de hiçliğin derinliklerinde gizli bazı eğlenceli sürprizler vardır!