Whirlight: No Time to Trip – Absürt Bir Macera Deneyimi

Whirlight: No Time to Trip, absürt bir macera deneyimiyle sizi sürükleyici bir yolculuğa çıkarıyor. Hayal gücünüzü serbest bırakın!

admin

Bir zamanlar “point and click” macera türü neredeyse tamamen unutulmuş bir hale gelmişti. Aylık olarak eski oyunlardan bahsediliyor, anılar tazelendiği gibi türün ölümü üzerine hayıflanılıyordu. Fakat zamanla anlaşıldı ki macera oyunu türü asla ölmemiş. LucasArts ve Sierra gibi devlerin aramızda olmaması, Pendulo Studios’un da artık sahneden çekilmiş olması durumu değiştirmiyor; yeni isimler sahneye çıkıyor. Eğer bu yeni yapımlara şans vermezseniz, geçmişe gömülüp kalırsınız ve araya sıkışmış harika oyunları kaçırmış olursunuz. Mesela, bu yazıyı okuduğunuzda Whirlight – No Time to Trip ismini duymuş muydunuz? Eğer bu soruya yanıtınız hayırsa, sizi bu yanlıştan döndürmek için buradayım.

Whirlight – No Time to Trip, imaginarylab’ın ikinci oyunu. İlk aynı ekipten çıkan Willy Morgan and the Curse of Bone Town da oldukça sevimli bir macera oyunuydu ve bu, ekibin iyi işlere imza atacağını gösteriyordu. Whirlight için Willy Morgan ile karşılaştırmak istemiyorum; çünkü iki oyunun teması oldukça farklı. Ancak imaginarylab’ın doğru bir yolda ilerlediğinden şüphe duymuyorum.

Ben, tuhaf ve sıradışı macera oyunlarını seviyorum. Oyunların mutlaka mantık çerçevesinde sürdürülmesi şart değil; bu benim eğlencemin başlıca kaynağı. Whirlight da son zamanlarda oynadığım en absürt içerikli maceralardan biri. Oyunun başında, kendimizi Dali tablolarından fırlamış objelerle dolu, parlayan dev mantarların, kocaman bir kum saatinin, deniz kabuklarının ve açılmamış fasulye konservelerinin bulunduğu bir ortamda buluyoruz. Her şeyin neden olduğunu sorma şansımız olmadan, gerçek dünyaya dönüyoruz ve ana karakterimiz, tuhaf icatlarıyla tanınan profesör Hector, rüyasında gördüğü şeylerden yola çıkarak yeni icadını tamamlamanın yollarını keşfediyor. Bunun için bazı nesnelere ihtiyaç duyuyor ve bu eşyaları bulmak için Verice Bay kasabasına gitmesi gerekiyor. Ancak işler istediği gibi gitmeyecek, gitse şaşardım. İlk bölümün sonunda Hector, icadı sayesinde zamanı ve mekanı bükmeyi başarıyor ve Margaret ile tanışıyor. Oyunun geri kalan kısmı, ikilinin uzayda ve zamanda yolculuk yaparak dünyayı kurtarma çabaları üzerine yoğunlaşıyor.

Whirlight – No Time to Trip, oynanış açısından oldukça düzenli bir yapı sunuyor; türü sevenler kendilerini rahat hissedecek. Mekanlar renkli ve ayrıntılı, etkileşim kurabileceğimiz birçok karakter ve onların kendi hikayeleri var. Tüm bu unsurlar, eğlenceli diyaloglarla birleştiğinde ekranın karşısından doyurucu ve mutlu bir şekilde kalkmanızı sağlıyor. Bu türün en önemli unsuru olan bulmacalara gelince, Whirlight benim gibi tuhaf bir şeyler arayanlara hitap ediyor. Çözülecek bulmacalar ve görevler genellikle mantıksal düşünceden çok yaratıcı bir zihin gerektiriyor, hatta bazı durumlarda tamamen sürrealist bir hal alıyor. Bu durum, alışkın olmayan yeni oyuncular için biraz zorlayıcı olabilir. Ancak oyunun hiçbir noktasında “Şimdi ne yapmalıyım?” sorusunu sormuyorsunuz. Ne yapmanız gerektiğini biliyorsunuz, nasıl yapacağınızı tahmin ediyorsunuz; sadece noktaları birleştirirken bazen farklı bir perspektiften düşünmeniz gerekiyor. Hector’un not defteri, hedeflerinizi aklınızda tutmanıza yardımcı oluyor; fakat oyunda bunun dışında başka bir ipucu veya yardım sistemi yok. Bulmacaların büyük çoğunluğu envanter odaklı; yani ya eşyaları birleştirerek ya da ekrandaki nesneleri kullanarak çözüyoruz. Dikkat isteyen bulmacalar ise (özellikle etçil bitki bulmacasına bayıldım) oldukça tatmin edici.

Birkaç noktada ciddi şekilde takıldım ve oyunu bırakıp “bir üstüne uyuyayım” dedim. Ancak oyunu bir sonraki açışımda, gözümden kaçan detayları hep fark ettim ve “çözüm gözümün önündeymiş” diyerek ilerleyebildim. Macera oyunlarını çıkışından önce oynayıp incelemek, zaman zaman böyle bir handikapa yol açabiliyor; bir yere takıldığınızda sorun sizde mi, yoksa oynadığınız sürümde bir hata mı var bilemiyorsunuz. Whirlight’ın özellikle iki yönünü çok sevdim. Birincisi, iki karakterle oynuyor olmanın yanı sıra, oyunun belirli bir noktasından itibaren iki karakteri aynı anda kullanabilme özelliği. (Envanterler ortak değil; birinin ihtiyaç duyduğunu düşündüğünüz şeyi ona vermeniz gerekiyor). Bu durum, bana Day of the Tentacle oyununu anımsattı. İkincisi ise zaman yolculuğu öğesi. Oyunun ilerleyen bölümlerinde, zamanın farklı anına ve mekanlarına anlık olarak geçiş yapabilmeye başlıyoruz. Gelecekte bir bulmacayı çözmek için geçmişte bazı şeyler yapmamız gereken kısımlar var; işte bu durum da Day of the Tentacle anımsatıyor. Bu tür bulmacalara bayıldığım için büyük keyif aldım.

Grafik açısından da oyun oldukça hoş, özellikle geçtiği dünya çok detaylı. Sonrasında jenerik kısımlarını izlediğinizde göreceğiniz üzere, kullanılan objelerin çoğunun 3D modelleri açık kaynak olarak alınmış. Ancak bunları bir araya getirerek harika bir iş çıkarmışlar. Karakterlerin bazı tasarımları göz alıcıyken, bazıları sıradan kalmış. Belki burada da imaginarylab’ın biraz daha özenli olabileceğini düşünebiliriz. Animasyonları pek beğenmedim; özellikle bir karakterle konuşurken önce kafasını çevirmesi veya farklı hareketler yapması gibi animasyonları beklemek zaman kaybı gibi görünüyordu. Yine de bunun için fazla eleştiri yapmayı düşünmüyorum.

Türün klasiklerine sevgi besleyenler için oyunda birçok referans yer almakta. Ancak bu atıflar, bazı örneklerde gördüğümüz gibi gözümüze sokulmamış; daha çok saygı duruşu olarak sunulmuş. Syberia referansları, Runaway serisi ve Guybrush’a selam duran kısımlar gibi birçok detay mevcut. Bunları fark etmek için dikkatli olmak gerekiyor ve geliştiricilerin bu “sahte görünmeyen” saygısını da beğendim.

Whirlight ile yaklaşık 15 saat geçirdim. Hiçbir noktada canım sıkılmadı veya “bitse de gitsek” diye düşünmedim. Oyunun sonlarına doğru absürtlük biraz daha arttı ama merak duygusunu da canlı tutmayı başardı. Hatta oyunu bitirdikten (ve jenerik sonrasını izledikten) sonra baştan başlayınca, oyunun en başındaki sekansın da farklı bir anlam kazandığını gördüm. Kısacası, bu oyunu kesinlikle öneririm.

İlgili Gönderiler

Exit mobile version