Tam tamına 8 yıl… “Emre” isimli Türk karakterin adını ilk kez bundan 8 yıl önce duymuşuzdur. Şimdi gelin şunu düşünelim: 8 yıl önceki biz, Emre’yi tanıdığımızda, olasılıkla en iyi arkadaşımızın doğum günü partisinde oturup yediğimiz pizzanın ayıplarını tartışıyorduk. Ama şimdi, dün akşam düzenlenen canlı yayında, sonunda Emre’nin oyuna ekleneceği haberi geldi! Evet, bu olay sadece bir oyun karakterinin doğuşu değil, aynı zamanda bizim 8 yıl boyunca beklediğimiz bir hayalin gerçeğe dönüşmesi. Kendisine ses verecek olan Kerem Erol Erdinç ise bu uzun bekleyişin sonunda resmi olarak Emre’nin sesi olacak. Erdinç, resmi sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşımlarla, tam 8 yıldır Emre’nin peşinden koşan r/EmreMains subreddit’ine teşekkür etti. Biz de buradan kendisini alkışlıyoruz. En azından geliştirdiğimiz ses efektleri kadar iyi olmasını umut ediyoruz!
Şimdi Emre’ye geliyoruz. Tam adı Emre Sarıoğlu olacak, yani bu karakter ile tanışmamız bir diğer “Sarı” karakterle de bizim günümüzü geçirdiğimize işaret ediyor. Emre’nin hikayesi, aslında hayatına Overwatch’ın içinde başlıyor. Overwatch ideallerini benimseyip bunları hayatı haline getiren Emre, organizasyon zamanla vizyonundan uzaklaştığı için neden ayrıldığını anlayabiliyoruz. Hayat da böyle değil mi? Bazen en kibarca veda ettiğimiz arkadaşlarımız, bazen de hiç beklemediğimiz anda “tık” diye hayatımızdan çıkıp gidiyorlar. Ama Emre için bu durum pek de başıboş bir ayrılık değil; çünkü yolunun son noktası Talon ile kesişiyor. Ve biliyorsunuz, Talon çocuklar için uygun bir çevre değil!
Hikayesine dair birkaç tuhaf detay var. Gözlemlerimiz, Emre’nin sık sık kendi içsel çatışmalarıyla uğraşacağını gösteriyor: Sibernetik tarafı ile insan tarafı sürekli düellosunun arefesinde savaşıp duracak. Yani bir nevi “İçimdeki Emre” kitabı yazılacak gibi duruyor. Bir anti-kahraman olarak tasarlanan Emre, DPS (Damage Per Second) sınıfının yeni alt sınıfı olan Specialist kategorisine ait olacak. Ah, şu pasif yetenekli karakterler bir kenara, şarjör değiştirme hızında da bir iyileşme olacak! Fakat kabus gibi dönen bir karakterden bahsediyoruz; her ne kadar hızlı vurursa vursun, Emre’nin bir yeteneği var; can çalabildiği bir silah üretebiliyor. Kim bilir, belki de bu özellik bir bingo kartında “can çal” seçeneğine basmak gibi bir şeydir. Ayrıca, duvarlardan sekebilen bir bombası var ve sonunda yükselerek güçlü saldırılar yapabilen bir silah üretebilmeyi öğrenecek. Yani, çağırdığınızda ait olduğu her yerde bir patırtı çıkaracak! Overwatchİki
Geçmişten geleceğe bir er geç isim değişikliğiyle elimize geçen yeniliklerin başında geliyor. Artık “Overwatch 2” değil, sadece “Overwatch” var. Bu da geçmişte kullandığımız eski bir meme’i buraya bir kez daha taşımamı sağlıyor: Deminden şimdiye gelen Overwatch! Blizzard, “Overwatch’u köklerine döndürmek için” tüm gayretiyle çabalayacağını açıkladı. Bunun bir parçası olarak, 2026 yılı boyunca toplamda 10 yeni kahramanın oyuna ekleneceğini müjdeledi. İlk karakter ise Emre Sarıoğlu olacak ve 10 Şubat itibariyle oyuncular onu DPS sınıfında keşfe çıkacaklar. Ama dikkat edin, sadece Emre değil; tamı tamına 5 yeni karakter daha geliyor! Oyuncular, hapiste kalmış bir oyuncak kutusunu açar gibi yeni karakterlerle heyecanlanacaklar.
Bir diğer dikkate değer değişim ise hikaye anlatısındaki yeniliklerdir. Bildiğiniz gibi, Overwatch 2 ile birlikte beklenen en büyük değişiklik PvE moduydu. Ancak Blizzard, bunun yerine yıl boyunca sürecek bir hikaye sürecine adım atacaklarını açıkladı. Bu sezon ise “The Reign of Talon” hikayesini anlatacak. Ah, bu empatik takım çalışması ve gizemli görevler benim düşüncelerimi aşırı derecede yerine getiriyor! Yalnızca Emre’nin hikayesi değil, aynı zamanda sınıflarda da değişimler mevcut. Artık temel sınıflar, kendi içlerinde alt sınıflara ayrılacaklar. Örneğin, Emre’nin “Specialist” olması sayesinde şarjör değiştirme hızında artış sağlanacak. Bruiser, Survivor ve diğer ilginç alt sınıf tanımlamalarının da yolda olduğunu belirtelim! Tüm bu değişimlerin 10 Şubat’ta başlayacak olması, oyuncuları heyecanla bekletiyor. Bakalım, Overwatch eski günlerine dönebildi mi, yoksa oyun hâlâ jöle gibi yapışkan mı kalacak?