Focus Entertainment ve Asobo Studio, üç yıl önce bizlere sundukları A Plague Tale: Innocence ile harika bir sürpriz yapmışlardı. O zamanlar, “Veba salgını ile başım belada, bir de engizisyon mu?” diye düşünmekten kendimi alamamıştım. Ancak, bu macera dolu hikaye beni öyle sarhoş etti ki, bir süre Fransa’nın iç kesimlerinde kaybolmuş gibi hissettim. Kısa süre sonra yeteneklerini geliştiren ve kardeşi Hugo ile birlikte daha da sağlam bir bağ kuran Amicia’nın hikayesini tekrar görmek heyecan verici. Özellikle de devam oyunuyla ilgili haberler gelmeye başladığında içimdeki çocuk bir anda doğdu.
Şimdi ise, A Plague Tale: Requiem ile buluşmamıza sadece iki ay kaldı! Geri sayım tam gaz devam ederken yeni bir fragman daha düştü. Ah, o fragmanı izlerken yaşadığım heyecandan bahsetmek lazım. Gözlerim ninelerimin anılarındaki eski kıyafetler gibi parladı; sanki geçmişe dönmüş gibi hissettim. Fragmanı izlerken, Amicia’nın üzerindeki kıyafetler aklıma eski bir dostu getirdi. Sanki Ayla teyzemin 1985’teki nişanı için giydiği elbisenin modern bir versiyonuydu. Ancak ben yine de gözleri parlayan efsanevi kadın kahramanımızı izlemekten kendimi alamıyordum.
İlk oyundaki o koyu atmosfer bu sefer yerini Akdeniz’in sıcak renklerine bırakıyor. Amicia ve Hugo, bu sefer Fransa’nın güneye inip, belirsiz rüyalarına giren o gizemli adaya doğru yelken açıyorlar. O adada Hugo’nun hastalığına bir çözüm arayışında olacaklar ve bunu beraber başarmak zorundalar. Sevgili Amicia’mız, ilk oyundaki mücadelelerinden sonra oldukça yetenekli hale gelmiş. Şimdi yeni dostlar da edinmiş durumda; böylece hikaye daha da renkleniyor. Katılacağımız yeni dostlar, düşmanlar ve bol macera, daha fazla sorunun ortaya çıkmasını sağlayacak. Haliyle, biz oyuncular da sabırsızlıkla bekliyoruz. Benim içimdeki oyuncu tarafından yöneltilen sorular ise çok zorlayıcı: “Acaba yeni dostların özellikleri ne olacak?” ya da “Amicia yine harika replikler mi verecek?” Bunları düşünmeden duramıyorum. Kesin ki, sabırsızlığıma kimse engel olamaz!
18 Ekim’de Hugo ve Amicia ile yeni bir maceraya yelken açmak için heyecanla bekliyoruz. Tabii ki, bu yolculukta başımıza neler gelebileceğini düşünmeden de edemiyorum. Sonuçta, o kıyamet gibi veba biraz da oyuncuları eğlendiren bir ateş hasreti gibi, hiç eksik olmuyor. Bir geliştirici hayali olan bu iki akıl hocası, bizleri yeni bir çılgın maceraya sürükleyecek gibi görünüyor! Umarız bu oyun, ilk oyundaki duygusal derinliği de taşır. O bek ten resmen bir devrim niteliğinde bir oyun çıkmıştı. Tüm bunlarla birlikte, yeni fragman da gösteriyor ki, bu sefer olaylar daha da büyüleyici olacak, ve mutlaka “Hugo, dikkat et!” diye bağıracağımız anlar olacak!