Age of Empires 4: Nostaljik Bir Dönüş ve Yeni Yenilikler
Age of Empires 4 ile nostaljiyi tekrar yaşayın, ama bu sefer hamur işinden düşman püskürtme taktiği yok! Kılıçlar, strateji ve bolca kahkaha!
7 ay önce
Çok istedik, çok bekledik… Yıllar boyunca, gündüz rüyalarımızda, akşamları ise her bir yorumda bu anın hayalini kurduk. “Acaba bu sefer çıkar mı?” diye düşünüp, umutlarımızı yeşerttik. Kimi zaman eski oyunların duyuru videolarını izleyerek duygulanıp, “Ne günlerdi!” diye iç geçirdik. Gelin görün ki, bu günlerin gelmesi için beklediğimiz her an, kalbimizi yerinden hoplatmaya yetiyordu! Ve sonunda, beklenen an geldi, sevgili okurlar. Daha doğrusu, gelmedi, zira tam çıkışa hala bir ay var. Ama biz, yalnızca dört günlük Stres Testi sayesinde Age of Empires 4’ü oynama şansı yakaladık! Oh be, uzun bekleyişin ardından, sonunda gözlerimiz şenlendi ve bilgisayarlarımız başında nostaljik anılar birer birer geri döndü.

“Abi 8 numarayı 1 saat uzatır mısın!” işte bu cümle, stres testinin an itibariyle ne kadar eğlenceli ve çekici olduğunu gösteriyor. Multiplayer odaklı hazırlanan Beta ile İngilizler, Kutsal Roma İmparatorluğu, Ruslar ve Çinliler gibi dört farklı milletle diğer oyunculara veya yapay zekaya karşı savaşma şansını yakaladığımızda, adeta çocuklar gibi sevinç çığlıkları attık. Ben de elbette kendimi yıllar önceki halimle özdeşleştirip, açık okçularla ünlü İngilizleri seçerek ilk maçıma daldım. Düşünsenize, cam kenarındaki o sandalyede oturuyorum ve 2008 yılına geri dönmüş gibi hissediyorum! Kısa bir süre için de olsa, köylüler, odunlar, tarlar ve o meşhur heyecan geri döndü. Vay canına, nasıl bir nostalji!
Bunda da elbette büyük yeniliklerin etkisi var. Nihayet, her şey yerli yerinde; köylerimizde, koyunlarımızda ve o neşeli tarla manzaralarımızda… Yiyecek biriktirme çabalarımız, köylülerimizin iş becerileri, derken bir anda kendi ekonomimizi kurmaya, karşı mahalledeki komşularımızla efsane savaşlara doğru yola çıkmaya başladık. Gerçekten de Age of Empires 4, köklerinden ödün vermeyen bir oyun. Geçmişe özlem beslerken, geçmişin tadını tatmanız için harika bir fırsat sunuyor.

Evet, kabul ediyorum, Age of Empires 4, eski oyunların ruhunu barındırsa da, asla bir kopyası değil. Relic’in yaptığı yenilikler ve gelişen teknoloji sayesinde oyun, tıpkı zamanın nehrinde akan bir dalga gibi akışkan ve heyecan dolu. Oynanış konusunda yapılan geliştirmeler ve köylülerin, kaynaklarının, artık biraz daha “ısınmış” hale gelmesi de cabası! Koridorlarda koşturmak yerine, artık tarlalarımızı otomatik yerleştirmiş olmanın verdiği konfor, gözlerinin ışıldamasına neden oluyor. Hatta köylülerimiz, sevgi dolu olan kuzularımızı takip ederken, ben de hep derim, “Keşke gerçek hayat da bu kadar eğlenceli olabilse!”
Tabii ki, eski mekaniklerle yapılan değişiklikler serinin fanatikleri arasında tartışmalara yol açıyor. Mesela okların doğrudan hedefe ulaşması ve mikro kontrol gerektirmemesi bazılarını hayal kırıklığına uğratmış olabilir. Ama ben, bu sayede gereksiz mikro kontrol yükünden kurtularak, daha rahat ve strateji odaklı bir oynanışın tadını çıkardığımı hissediyorum. Eh, sonuçta biraz da rahatlamak lazım, değil mi?

Ve işte burada, bir RTS oyunu oynadığınızı hissetmeye devam ediyorsunuz. Gergin anlar ve beklentiler, böyle bir oyunun içinde olmamalı! Starcraft 2 oynarken yaşadığım tüm stres ve gerilimden uzak bir deneyim sunuyor. Stres atmak için açabileceğim muhteşem bir oyun bulmuşken, dolayısıyla bana her şey mübah!
Yapılan yenilikler yalnızca eski mekaniklerin düzeltilmesinden ibaret değil! Bazen hayalini kurduğumuz, bazen de aklımızın ucundan bile geçmeyen yenilikler var. Düşünsenize, sonunda okçuları surlara çıkarabiliyoruz, işte o zaman savunma savaşı bile bir film sahnesi kadar heyecan verici hale geliyor. Planladığınız surlara okçuları yerleştirerek düşmanlarınızı zora sokmak, gerçekten muazzam bir deneyim. Bir de, piyade birimleri koçbaşı ve kuşatma kuleleri inşa ettiklerinde neler oluyor, tahmin edemezsiniz!

Ayrıca, muhtemelen bu oyunun mimarisinin daha aktif ve dinamik olduğu konusunda hemfikiriz; haritalar daha canlı, kaynaklarla olan etkileşimlerdeyse hapşıracak gibi olabiliyorsunuz. Gerçekten de, Age of Empires 4’ün her bir milleti o kadar şirin ve uyumlu ki, bu da benim için yeni bir heyecan kaynağı oldu. Farklı milletlerin stillerinin o kadar radikal olmadığını düşünsem de, her biriyle oynarken sadece farklı bonuslar ve birlikler keşfettim. Ama Starcraft 2 veya Company of Heroes gibi büyük asimetri beklemekte doğrusu biraz abartı.
Bir diğer konu da grafikler! Tam anlamıyla tartışma konusu oldu bu! Açıkçası ben, AoE4’ün o karikatürize edilmiş stiline pek takılmamıştım. Beta öncesi yapılan düzenlemelerle çok daha gerçekçi bir hale geldi, ama ben pek fazla umursamadım. Grafikleri mi övüyorum? Kısmen, çünkü görseller açısından genel anlamda memnun kaldım. Ama şunu da ekleyeyim ki, kamera açısının biraz daha geniş olması gerekli. Şehir büyüdükçe, nerde ne olduğunu Yakalamak zorlaşabiliyor. Ayrıca, o binalar arasında otomatik olarak oluşan yollar çizilirken, köyümüz zamanla gerçek bir Ortaçağ kentine dönüşüyor, bunu görmek gerçekten keyifli!

Beta sürümünde bile optimizasyon konusunda oldukça başarılı olduğunu söylemeliyim. FPS düşüşleri yaşasam da, oyun sırasında herhangi bir sıkıntıyla karşılaşmadım. Öte yandan, Türkçe çeviri de harika bir iş çıkarmış! Başlangıçta hemen İngilizceye sırasıyla geçmeye çalışsam da, bu konuda başarılı olamayınca Türkçe sürümde oynamaya devam ettim. Yapılan çevirinin kalitesinin oldukça tatmin edici olduğunu söylemek zorundayım.
Sonuç olarak, Age of Empires ruhu ile dolup taşan, geçmişten ders alan, modernle harmanlanmış bir oyun, hızla geliyor! Beta’nın üzerinden daha birkaç gün geçmesine rağmen, tam sürüme itilim günlerini saymaya başladım bile. Elbette bazı eksiklikler ve denge sorunları mevcut, ancak tüm bunların çözülmeyeceğini düşünmüyorum. Sonuçta, 22 yılı aşkın süredir güncellemeler alan Age of Empires 2’nin olduğu bir dünyada bu yeni oyun da uzun süre desteklenecek gibi görünüyor. Hem işte bu, pek çok strateji oyuncusunun gözünde oldukça sevilen bir durum!





Henüz yorum yapılmadı, ilk yorumu sen yapmak ister misin?