Amerika’da George Floyd isimli siyahi vatandaşın polisler tarafından öldürülmesinin ardından başlayan protestolar, sanki bir dizi filminde sezon finali sonrası beklenen büyük olaymış gibi, tüm hızıyla devam ediyor. Black Lives Matter hareketi, yalnızca ABD’nin sınırlarını aşmakla kalmayıp, adeta dünyayı sarmalayan bir virüs gibi her yere yayıldı. Birçok oyun stüdyosu, geliştiriciler ve yayıncılar, bu konudaki desteklerini belirtti. Ama tabii ki, bu durum bazılarını “göz var nizam var” moduna soktu. Mesela, PlayStation 5 etkinliği ve EA Play etkinliği gibi büyük isimler, bir hafta süreyle ertelendi. Hani, bir yerlerde “Yazık oldu o şampiyonlara” diyen bir grup insan mutlaka vardır!
Valve ise bu konuda sessizliğini korumaya devam ediyor. Yani, Valve ve Steam cephesinden ne bir açıklama ne de bir “Evet, biz de buradayız!” mesajı geldi. Bu konuda gördüğümüz tek şey, Guerilla Collective bünyesinde hazırlanan Black Voices in Gaming listesi oldu. Ama o da Steam’den çok, Guerilla Collective’in talebi üzerine açılmıştı. Hani “ben bu konuda bir şey yapmadım ama başkaları yapsın” mentalitesi var ya, işte tam olarak o!
Tabi bu durum Valve’ı ırkçılıkla suçlamak için bir sebep değil. Bu, bana biraz her olay sonrasında “Cem Yılmaz hala tepki mesajı yayınlamadı” diyenleri hatırlatıyor. Sonuçta Valve, Black Lives Matter hareketinin karşıtı paylaşımlarda da bulunmuyor. Ancak bazı stüdyoların bu konuda açıklama yapmasının ardında, kamuoyuna “biz de duyarlıyız” görünmek için yaptıkları bir hamle olduğunu bilmek de mümkün. Hatta ufak bir araştırma ile, BLM paylaşımları sonrasında “Beni siyahi olduğum için işe almadınız!” şeklinde tepkiler alan stüdyoları bulmak mümkün.
Yine de Valve’ın bu suskunluğuna bazı geliştiriciler, oyunlarını mağazadan çekerek tepki göstermeye başladılar. Bunlar çoğunlukla bağımsız (indie) geliştiriciler. Mesela, Art Sqool’un geliştiricisi Julian Glander ve Ghost Time Games’in yönetmeni Gabriel Koenig, bu duruma sessiz kalmayarak oyunlarını Steam’den çektiler. Hani, “Yeter artık, ben de varım!” diyen çocuklar gibi, cesur bir tavırla çıkış yaptılar.
Glander’ın “Geçtiğimiz haftalar boyunca Steam ve Valve, Black Lives Matter hareketini görmezden gelmeyi tercih etti” demesi oldukça çarpıcı. Evet, sosyal adalet konusunda geniş ve genel bir beyanda bile bulunmadılar. Sanki öfkeli beyaz erkek oyunculardan oluşan bir kitleye karşı minnettar hissettikleri bir durum var. Bir yandan “ben burada, beni görün!” derken, diğer yandan “Ama lütfen, çok ses çıkarma!” diyen bir tavırla karşı karşıyayız. İşin içine neden cinsiyetin girdiği ise ayrı bir muamma. Glander’ın mesajında “white man” değil de “white male” yazması, aslında kullandığı terimin daha spesifik olduğunu gösteriyor. Yani, bu adamlar sadece bir cinsiyet değil, bir tür “özgürlük” arayışındalar gibi görünüyor.
First Winter isimli korku oyununun geliştiricisi Dean Sanderson da “Oyunumu açıkça ırkçılık karşıtı mesaj veren ya da en azından Itch.io gibi eşitlik için çaba gösteren platformlarda yer almasını tercih ederim” diyerek oyununu Steam’den çekti. Yani, “Korku oyunu yapıyorum ama bu korkunun sadece canavarlardan değil, aynı zamanda sistemden de gelmesini istemiyorum” gibi bir bakış açısıyla hareket ediyor. Bu gerçekten tartışmaya açık bir konu.
Sonuç olarak, bu konu üzerine sizlerin de düşüncelerini merak ediyorum. Valve’ın bu sessizliği, bağımsız geliştiricilerin tepkisine yol açar mı? Yoksa daha fazlası mı gelecek? Belki de bu, oyun dünyasında bir devrim başlatacak bir kıvılcım olabilir. Kim bilir, belki de ileride “Şu oyunu Steam’den çektim çünkü Valve sessiz kaldı!” diyen daha fazla geliştiriciyle karşılaşacağız. O yüzden, düşüncelerinizi benimle paylaşmayı unutmayın!