Bloober’ın gizemli web sayfası üzerinden başlattığı geri sayım tam gaz devam ediyor. Kim bilir, belki de buradan yeni bir oyun haberi alacağız; ama bu kez belki de içimizi gıcıklayacak bir komedi oyunu olur, kim bilir! Sitenin adresine baktığımızda, remosdneulserorehsoovamceyerd.com … işte bu da bir gizem! Anlamını çözmek için neler yapmadık ki? Kendimizi bir dedektif gibi hissettik, ama şifreyi çözdüğümüzde bakalım ne kadar komik olacak! Bunu bulmak için belki de bir kahve sipariş edip bir süre düşünmek gerekir. Hangi ruh halindeyiz, bir şeyler düşüneyim derken, içimden “Bunlar ne yapmaya çalışıyor?” diye geçiriyorum.
Dün gece Bloober Team’in paylaştığı mesajda, Bazı şeyler duvarlardan asla ayrılmazlar… Sadece beklemeyi öğrenirler… cümlesi dikkat çekti. Sanki bir akıl hocasından tavsiye alıyormuşuz gibi hissediyoruz; eğer cümleyi bir daha tekrar okusam, “biraz sabırlı ol” gibi bir şey çıkacak gibi geliyor! Beklemek her zaman sıkıcı değil mi? Ama belki bu durum içerisinde bir şey gibi, gülümsememizi sağlayacak bir sır saklıdır. Bekleyerek ne bulacağız, mesela ağaçtaki kuşlar eşliğinde kahvaltı mı yapacağız? Hayır, çaydanlığın altına ateşi yakmayı unutursak, sabrımız biraz zorlanabilir!
Web sayfasında bulduğumuz gül logosu ve William Blake’in ünlü “Hasta Gül” şiirinin seslendirmesi ise ayrı bir muamma. “Ey gül, hastasın sen!” derken sanki cümle bir dostunu teselli ediyormuş gibi geliyor. Yani, gizem dolu gül ile hasta bir dost gibi derdini paylaşan bir arkadaş var aramızda! Ve ayrıca, “geceleyin uluyan fırtınada uçan gözle görülmez kurt” ifadesini duyduğunda, tıpkı kısa bir korku filmi izliyormuş gibi hissediyorsun. Belki de bu ifadeler bizi o kadar korkutur ki, aklımıza en azından gül almayı düşünmemize yol açar! Düşünsenize, bir gül alıyorsunuz ama ona bakarken, “Acaba bu bir kurt mu, yoksa gül mü?” diye kafanız karışacak!
Şu aşamada, Bloober Team’in yakın zamanda Silent Hill 2 gibi bir klasiği remake yapması, beni düşündürüyor. Acaba sıradaki projeleri PlayStation 2 kült korku oyunlarından biri olan Rule of Rose mi? Hem şirket ruhunu pekiştirir, hem de korku severler arasında bir çığlık yaratır. Ama bu noktada bir başka tüyoyu da hatırlatmak lazım; Rule of Rose’un hakları ise Sony’de. Öyleyse, Remake yapmak için Bloober ile konuşmuş olabilecekleri akla geliyor. Koca koca evlere dönüşen oyunları, birer birer döngüsel olarak karşımıza çıkarabiliriz. Ama zaman çok çabuk geçiyor; belki de altında yine Cronos gibi orijinal bir oyun bulunabilir. Her şeyin bir sıralı önceliği var; ipuçları gelmediği sürece, bu sıralama bir hayal olarak kalabilir.
Peki, ne zaman öğreneceğiz tüm bu gizemleri? Tam 16 gün sonra! Sanki takvimdeki günlerin sayısını gözleyerek geçireceğiz. Arada sıkıntıdan patlamak da var; ama belki de bu bekleyiş, bir şekilde kısa bir süre sonra gülümsememizi sağlayacak! Ya da hayal dünyasında kaybolan bir unutulmuş hikaye gibi… Her ne olursa olsun, bu gizemli web sayfası ve Bloober’ın oyun dünyası, kesinlikle bir sonraki maceranın kapılarını aralıyor. Kendimden emin şekilde buradaki gizemi çözmeyi bekliyorum; umarım sonunda beni bir gül karşılar!