Crimson Desert: Açık Dünya Fantezi Oyununda Yenilikçi Deneyimler

Crimson Desert, açık dünya fantezi oyununda keşfedilecek yenilikçi deneyimler sunarak oyuncuları büyüleyici bir maceraya davet ediyor.

admin

Bir toplantı odasında toplanan bir grup oyun yapımcısı düşünün; yepyeni bir oyun üzerinde tartışıyorlar. Biri “Orta Çağ temalı olsun” diyor, bir diğeri “Fantezi unsurlar ekleyelim. Sadece insanlar olmasın! Değişik ırkları da koyalım!” diyor. Bir başkası “Ama robotları unutmayın! Ben robot görmek istiyorum!” derken başkası “Robot mu? Teknoloji mi? Ama büyü de olmalı!” diye kelimeleri haykırıyor. “Kılıç-kalkanla dövüşelim! Ok ve yay da olmalı!”
“Yay yetmez, ben ateşli silah eklemeliyiz,” diyor başka biri.
“Geçenlerde bir karma dövüş izledim. Harikaydı! Bizim de öyle bir şey eklememiz lazım!” diyor bir başka yapımcı. “Ne tür bir şey istiyoruz? DVO (Dinamik ve Varyant Oyun) olsun diyorum.”
“Hayır, hayır, tek kişilik açık dünya oyunu yapalım!”
“Her yere tırmanmalıyız!”
“Uçalım!”
“Işınlanma fikrini denemeye ne dersiniz?!”
“Binek hayvanları konusunda ne yapacağız? Sadece at yeterli değil.”
“Kurt? Ayı?”
“Hayır, ROBOT!”
“Bir dakikayı susar mısın?! Ben ne eklememiz gerektiğini biliyorum: EJDERHA!” ve tüm bu kaosun içerisinde yapım yönetmeni, notlarına bakarak ayağa kalkıyor ve tek bir cümle fısıldıyor: “Dediğiniz her şeyi oyuna ekliyoruz.” Crimson Desert’a hoş geldiniz.KARMAŞA BAZEN YARARLI OLABİLİR.

Crimson Desert ilk duyurulduğunda, aslında bir DVO olacağı belirtilmişti. Pearl Abyss’in büyük oyunu Black Desert ile bağlantılı olması, o dünyanın geçmişini anlatma planları yapılmıştı. Ancak yapımcılar zamanla bu fikri geride bıraktı ve sonunda farklı bir dünyada geçen tek kişilik bir açık dünya oyunu ortaya çıkarmaya karar verdiler. Geliştirdikleri BlackSpace Motoru’nu kullanmaları ise harika bir karar oldu; zira bu teknoloji, yükleme ekranı olmadan kesintisiz oyun deneyimi sunmakta gerçekten eşsiz.

Oyun ilk açıldığında “controller” ile oynamanızı önerse de, klavye ve fare ile oynamanız çok da farklı bir şey hissettirmiyor. Sadece fare hassasiyeti yüksek olabilir; ayarlardan bunu düşürmenizi öneririm. Benzer şekilde alan derinliği (depth of field) özelliğini kapatmayı da düşünebilirsiniz, çünkü bu kapatıldığında ortam daha hoş görünmektedir. Bu noktada optimizasyonun düzgün ayarlandığını belirtmek istedim ama benim ekran kartım iyi olduğundan genel durumu göz önüne alınca bu doğru bir yorum olmayabilir. Konsol oyuncularından bu konuda pek çok şikayet geldikçe bir şeylerin doğru olmadığını düşüneceğim.Açıkça söylemeliyim ki: Oyuna ilk başladığımda büyük bir önyargım vardı. Nelerle karşılaşacağımı bilemediğim için tuhaf bir beklenti içine girdim ve bu yüzden başlangıçta biraz karamsar düşündüm. (Can bunu hatırlayabilir, hep mızmızlanıyordum.) Hikâye beni sarmadı, karmaşık sistemler içinde ne yapmam gerektiğini anlayamadım, savaşlar zordu ve ölümden gına gelmişti. Oyunun yaklaşık ilk 10-15 saatinde her şeye karşı şikayet ettim; birçok kişinin de benzer bir deneyim yaşadığını rahatlıkla söyleyebilirim. Ancak sonra… hem sistemleri anlamaya başladım hem de neyi yanlış yaptığımı fark edince her şey değişti. ÇOK değişti.

Özellikle hikâyeye değinecek olursam, oyunu çoğunlukla bir Gri Yeleli (Greymane) olan Kliff ile oynuyoruz. Açılışta Gri Yeleliler’e düşman olan Kara Ayılar’ın (Black Bears) gerçekleştirdiği saldırı sırasında birçok yoldaşını kaybettikten sonra Kliff, hayatta kalan dostlarını bulmaya ve intikam planları yapmaya çalışıyor. Bu sırada Pywel semalarındaki gizem dolu Abyss (Abis) diyarını da keşfeden Kliff, tüm dünyayı tehdit eden bir felaketin yaklaşmakta olduğunu öğrenince kendini bu komployu durduracak tek kişi olarak buluyor. Kısacası işler çok geçmeden sarpa sarıyor. Crimson Desert’tan bir Witcher, Kingdom Come: Deliverance, Mass Effect veya Cyberpunk 2077 tarzında detaylı bir hikaye beklemeyin. Çünkü bu oyunda hikâye Kliff, yani siz tarafından şekillendiriliyor. Tabii ki belirli bir ana görev zinciri var ama çok derin ve duygusal bir deneyim arıyorsanız yanlış yerdesiniz. Bir RYO (rol yapma oyunu) deneyimi beklemeyin; yapımcılar bile bu terimi kullanmaktan kaçınıyor çünkü tüm görevlerin nasıl ilerleyeceği kesin sınırlarla belirlenmiş. “Görevde şunu yapayım ve sonucu farklı olsun” deme şansınız yok; diyaloglarda da genellikle seçenek bulunmuyor. Her şey çok lineer bir şekilde oluşturulmuş. Bunun yerine, oyunu oynadıkça hikayeyi karakterinizin kaderi gibi düşünerek ilerlemeye çalışırsanız keyif alırsınız. Yaptığınız her adım, keşfettiğiniz her köşe, düşmanlardan kurtardığınız her kale ve üstlendiğiniz her yan görev, adınızı Pywel tarihine kazıyor.

Pywel büyük. Pywel devasa. Pywel, aklınızdaki sınırların çok ötesinde DEVASA. Şöyle açıklayayım: Crimson Desert haritası hem Skyrim hem de Red Dead Redemption 2 haritalarından daha büyük. Harita sadece geniş değil; gördüğünüz her dağa tırmanıyor, her vadiye iniyor, her mağaraya girebiliyorsunuz. Yani yalnızca yatay değil dikey düzlemde de özgürlük sunuyor. Pearl Abyss “açık dünya oyunu” derken hiç abartmamış; çünkü ışınlanma ve çok nadir birkaç özel durum dışında yükleme ekranı yok; dilediğiniz gibi dolaşabiliyorsunuz. Her adımınızda yeni bir görevle karşılaşabilir ya da çözülmesi gereken yeni gizemler keşfedebilirsiniz.

Peki, böyle geniş topraklarda kimler yaşıyor? Crimson Desert dünyasında bir Orta Çağ fantezisi evreni olarak, elbette insanlar dışında orklar, goblinler, cüceler ve başka çeşitli ırklar bulunuyor. Ancak bir de robotlar eklemeyi unutmamışlar. (Yorum yapmıyorum, oynayıp görün derim.) Ziyaret ettiğiniz her yerleşimde birinin yaşadığını hemen hissediyorsunuz. Ana şehirler sakinleriyle dolup taşıyor ama burada bunun biraz yüzeysel olduğunu söylemek zorundayım; zira çoğu karakterin günlük programı yoktur. Rastgele birini takip edip hangi saatte nereye gittiğini görmek isterseniz, öyle bir sistem yok.

Pywel kıtası, beş ana bölgeye ayrılmış. Açılış görevinde bulunduğumuz kısım hariç, maceralarımıza ilk adımlarımızı, haritanın batısını otlaklarla ve tepe manzaralarıyla süsleyen Hernand bölgesinde atıyoruz. Bu bölge, oyunun sayısız karmaşık sistemi ile bezeli en yoğun geçirilen alan. Ana hikâyeyi takip ettikçe Gri Yeleliler’in yurdu olan ve haritanın kuzeyinde yer alan Pailune bölgesine de ulaşıyoruz. Eğer dağcılıkla ilgileniyorsanız burası tam size göre! Haritanın merkezindeki Demeniss, politik oyunların ve büyük soylu aileler arasındaki çatışmaların merkezinde buluyoruz kendimizi. Demeniss Şehri’nin devasa büyüklükte ve tehlikelerle dolu olduğunu fark etmemiz uzun sürmüyor. Güneydoğudaki Deleysia bölgesi, kendisini dünya geri kalanından soyutlamış ileri teknoloji bir bilim merkezi olarak öne çıkıyor. Burada bol miktarda robot kesip parçalarını toplamaya çalışacağınıza emin olabilirsiniz. Kuzeydoğuda bulunan ve oyuna adını veren Kızıl Çöl ise insanı sıcaklıktan bayıltan havasının yanı sıra uçsuz bucaksız kumlarının arasında çok sayıda düşman ve tehlike barındırıyor. Ayrıca, kıtadan ayrı olarak bir de semalarda süzülen gizemli Abyss (Abis) bölgesi mevcut. Oyunun başında ayak bastığımız bu yer, sayısız gizem ve çözülmesi gereken bulmacalarla doludur. Bu bölge hakkında fazla detay vermek istemiyorum ama platform atlama oyunlarından keyif alıyorsanız burası tam size göre.

GÜCÜNÜZE GÜÇ EKLEMEYE HAZIR MISINIZ? Oyunun ana karakteri Kliff, ancak hikaye ilerledikçe, arada iki farklı karakterle oynadığımız bölümlerle karşılaşmaktayız. Bu karakterlerden biri, yine bir Gri Yeleli dostumuz olan Oongka. İki elle taşınan balta gibi ağır silahları tercih eden bu dostumuzu, sırtına konulacak bir roket ile havada süzülebilmesi için geliştirebiliriz. Diğer karakter, oyunun başlarında tanıştığımız Damiane. Hızlı kılıç ataklarını büyüyle birleştiren bu kızımız, uzaktan ateş eden silahlar kullanıyor. Hikâye gerektirdiği müddetçe bu karakterlerden birini ya da ikisini yanınıza alarak birlikte savaşmak mümkün.

“Peki, karakter geliştirme nasıl?” diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Öncelikle, Crimson Desert’ta tanıdık seviye atlama sistemi yok. Bunun yerine yetenek ağacında çeşitli saldırı yöntemleri açabilir veya Kliff’in can (health), dayanıklılık (stamina) ve ruh (spirit) özelliklerini geliştirmek için kullanılan abis eserleri (abyss artifacts) bulunuyor. Yetenek ağacına verdiğiniz her puan bir süre sonra daha fazla sayıda eser gerektiriyor. Örneğin ilk puan yalnızca bir eser isterken, on üçüncü puan için beş eser harcamanız gerekiyor. Ama dikkat, bu özel kaynağı zırh ve silah geliştirmelerinde de kullanıyoruz, bu yüzden harcarken dikkatli olun.

Zırh ve silahlardan bahsederken, oyunda birçok zırh, takı ve silah üzerinde “Refinement” (Rötuş) özelliğinin bulunduğunu göreceksiniz. Bu, bu eşyaları ana yerleşimlerdeki demirci ocaklarına götürüp geliştirebileceğiniz anlamına geliyor. Eşyaların hangi malzemeden yapıldığına bağlı olarak, geliştirme aşamalarında maden cevheri, deri, kumaş gibi hammadde sağlamanız gerekebiliyor. Ancak gelişim adımlarında ham maddelere ek olarak abis eserleri de harcanıyor. Oyunda ilerledikçe, bazı zırh parçalarının ve silahların üzerinde soket yuvaları olduğunu göreceksiniz. Bu yuvalar, “abyss gear” (abis ekipmanı) adı verilen özel rünlerin kullanılmasını sağlıyor ama bunu yapabilmek için hikâye sürecinde belli bir noktaya gelmeniz gerekiyor. Pywel’in dört bir yanındaki cadılarla konuşarak zırh ve silahlarınıza yeni soket yuvaları açabilirsiniz; bu yerlerde de çeşitli malzemeler kullanarak yeni abis ekipmanı üretilebilir veya mevcut rünlerinizi bir üst seviyeye yükseltebilirsiniz. Ama her zırh veya silahın yuva oluşturma özelliği olmadığını da belirtmeliyim.

Eşyalarınıza abis ekipmanı eklerken göz önünde bulundurmanız gereken bazı önemli noktalar var. Bunlardan en önemlisi bazı rünlerin farklı parçalar üzerinde farklı özelliklere sahip olması. Örneğin, saldırı gücünü artıran Yıkım (Destruction) ekipmanını sadece silahlara, eldivenlere ve çizmeler üzerinde kullanabiliyorsunuz, ama yalnızca eklendikleri parçanın bağlantılı savaşı etkiliyor. Eğer silahsız yakın dövüş yapmıyorsanız o zaman eldiven ve çizmelerinize takmanın hiç bir anlamı yok. Benzer şekilde, kritik vuruş şansı veren Sezgi (Insight) ekipmanı da aynı mantıkla çalışmaktadır. Ancak hareket hızını artıran Acele (Haste) gibi karakterin genel gelişimini etkileyen rünleri uygun parçalara eklemek mümkün. Ayrıca diyelim ki yeni bir silah edindiniz ve üzerindeki abis ekipmanına bayıldınız ama mevcut silahınızı değiştirmek istemiyorsunuz… Çözümü çok basit! Bir cadıya giderek yeni silahınızdaki ekipmanı çıkarıp kendi silahınıza taktırabilirsiniz.

GRİ YELELİLER’DEN KOLAY KURULAMAZSINIZ! Hikâye ilerlerken tamamladığınız birkaç ana görevin ardından, söz konusu bölgedeki soylulardan biri size yeni bir Gri Yeleli kampı kurmanız için toprak vermeye karar veriyor. Gittiğinizde bir çadır diktiğiniz kampı, zaman geçtikçe diğer Gri Yelelilerle geliştirerek büyütebiliyorsunuz. Aynı zamanda bu yoldaşları, farklı yerleşimlere çeşitli görevler tamamlaması için yollamak mümkün. Her Gri Yeleli’nin özel bir kamp yeteneği var. Kimi inşa, kimisi çiftçilik, bazıları ise madencilikte uzmanlaşabiliyor. Görevleri atamalarda bu özelliklere dikkat etmelisiniz; çünkü bazı görevleri özel bir uzmanlık olmadan yerine getiremiyorsunuz. Eğer bir görev için uzman varsa, ekstra ödül kazanabilirsiniz. Göreve kaç kişiyi gönderdiğiniz de önemli; eğer hedef görev, beş ile yedi kişi arasında bir ekip gerektiriyorsa en fazla kişiyle tamamladığınızda daha yüksek ödül alıyorsunuz. Son olarak, Hernand Kilisesi’ne bağış yaparak kamp görevlerindeki etkinliği artırabilirsiniz. Bu bağışı kamp kaynaklarından yapıyorsunuz.

Kampınızı geliştirecek görevleri asla atlamayın. Her görev yalnızca sağ kurtarılan Gri Yeleliler’in nerelerde olduğu hakkında ipuçları vermekle kalmayacak, aynı zamanda kampa yeni bir özellik ekleyecek. Böylece bir demirci ocağı açabilir, binekleriniz için ahır kurabilir veya meyve-sebze yetiştirebileceğiniz küçük bir tarla oluşturabilirsiniz; bunlar yapabileceklerinizin sadece birkaçıdır. İlk başta kampınıza para sağlayacak görevlerin yanında gıda, kıyafet/zırh, taş/maden ve kereste elde edebileceğiniz basit gönderimleri seçmenizi öneririm. Böylece yeni Gri Yeleliler geldikçe onları kaynak sorunuyla dertlenmeden çeşitli görevlere yönlendirebilirsiniz. Göreve gönderdiğiniz yoldaşlarınız gerçekten o bölgeye gidiyor ve dilerseniz ziyaret ederek nasıl çalıştıklarını izleyebiliyorsunuz.

SİSTEMCEPTION Gelelim Crimson Desert’ın en karmaşık yanına… Oyunda o kadar fazla bağlantılı sistem var ki, hangisini takip edeceğinizi şaşırabilirsiniz. Merak etmeyin, her şeyi yapmanız gerekmiyor ama önemli olanları bilmeniz faydalı. Bu saydıklarımın tamamı bile değil; o kadar çok şey var ki yazmakla bitmez.

  • Para Birimi:
    Oyunda elde ettiğiniz eşyaları sattığınızda veya düşmanları yenerek kazandığınız keseler üzerinden bakır ve gümüş elde ediyorsunuz. 100 bakır = 1 gümüş; bu para birimlerini çoğu alışverişte kullanıyorsunuz.
  • Envanter:
    Oyuna sınırlı sayıda eşya alabileceğiniz bir çantayla başlıyorsunuz ama dert etmeyin, bunu çözmek oldukça kolay. Birçok yan görevi tamamladıkça ek üç yuva kazandıran ödüller var. Bu görevleri çanta limitiniz 240 olana dek yapabilirsiniz. Sonrasında, yapacağınız görevler size farklı ham maddeler verecek şekilde değişiyor.
  • Tedarikçiler ve Dükkânlar:
    Ana şehirlerde bulabileceğiniz terziler, manavlar, demirciler gibi dükkân sahipleriyle iyi ilişkiler geliştirmek yararınıza olacaktır. Eğer bu kişilerin görevlerini yerine getirip itibarınızı artırırsanız, yeni eşyaları alışveriş listesinde görebilirsiniz. Ek olarak, tüm dükkânların 24 saat açık olduğunu da belirtmek gerekir.
  • Yemek Tarifleri, Kitaplar ve Anahtarlar:
    Gittiğiniz her yerde karşınıza çıkabilecek bu eşyaların farklı etkileri vardır. Yemek tarifleri, yiyeceklerin yapımını öğrenmenizi sağlıyor. Kitaplar ise demirci ocaklarında gerekli bilgiler edinmenize yardımcı olur. Anahtarlar ise kilitli kapılar için gereklidir; hırsızlık yaparak ya da Arka Sokak Dükkânı’ndan satın alabilirsiniz.
  • Işınlanma:
    Oyun içerisinde seyahat edebileceğiniz Abis Kesişim Noktaları (Abyss Nexus) vardır. Bunları aktifleştirip birkaç saniye beklemeniz gerekmektedir. Ayrıca, daha önce etkileşime geçtiğiniz Abis Taşları’na (Abyss Cresset) da ışınlanabilirsiniz.
  • Katkı Deneyimi ve İtibar:
    Her şehir ve fraksiyonun kendine özgü “Katkı” noktaları vardır. Yan görevler tamamladıkça bu birim artar ve envanterinizde yer almayan özel nişanlar kazanırsınız. Yeterli miktara ulaştığınızda bu nişanları ana şehirlerdeki hisarlarda harcayıp özel eşyalar satın alabilirsiniz.
  • Banka ve Yatırım:
    Oyunda bir banka sistemi mevcut; 100 gümüş harcayarak hesap açabilirsiniz. Yatırım yapmadan önce hangi risk üzerinden ne kadar külçe yatıracağınıza karar vermeniz gerekmektedir.
  • Ticaret:
    Yolda bulduğunuz bazı malzemeler ve eşyalar, sadece ticaret için tasarlanmıştır. Ancak satışları yalnızca ticaret loncasının kamp kurduğu merkezlere yapmalısınız. Eşyaları bulduğunuz haliyle kullanamaz, önce kendi kampınızda paketlemeniz gerekmektedir. Yapılan ticaret, yalnızca kamp parası olarak eklenir.
  • Tapınaklar:
    Karşılaştığınız cadılar size tapınakları arındırma görevleri verecek. Normalde, bu tapınakları gezerken bulabilmektesiniz fakat görevi almadıysanız hiçbir şey yapamazsınız. Tüm tapınaklarda bir tane özel hazine sandığı mevcut, bunlardan bazılarını bulmak oldukça zor.
  • Kilnden Atölyesi ve Gugu Eşyaları:
    Kuyumcu ile özel birtakım malzemeler kullanarak yapabileceğiniz Gugu isimli eşyalar mevcuttur. Öncelikle tapınakları arındırıp ilgili şablonları edinmek zorundasınız. Ardından, çeşitli malzemeler bulmanız gerekmektedir. Bazı eşyalar için bu tapınaklardaki kadranı çalıştırarak elde ettiğiniz güç çekirdeklerini kullanmanız gerekecek.
  • Hava Sıcaklığı ve Element Direnci:
    Crimson Desert’ta hava sıcaklığının karakterinizi etkilediğini biliyor muydunuz? Kıyafetlerinizde yeterince element direnci yoksa, kendinizi zor koşullarda bulabilirsiniz. Soğuk hava, dayanıklılığınızın hızla tükenmesine sebep olabilir, bu yüzden seyahat etmeden önce kıyafetlerinizin uygun olduğundan emin olun.
  • Araştırma Merkezleri:
    Oyunda Bilge Taş Enstitüsü olmak üzere üç araştırma merkezi mevcuttur. Burada gümüş karşılığında çeşitli araştırmalar yapabilir, bitki toplarken nasıl birden fazla ürün elde edebileceğinizi öğrenebilirsiniz.
  • Saldırı Teknikleri:
    Crimson Desert’ın saldırı kontrol tuşları, birçok kişi tarafından karmaşık bulunuyor. Yetenek ağacında harcadığınız her puan, saldırı türünün etkinliğini artırmada ve yeni teknikler öğrenmenizde yardımcı oluyor. Örneğin, kılıçla basit bir saldırı yapmak için sol fare tuşuna, ağır bir saldırı için sağ fare tuşuna basmanız gerekiyor. Ama savunma yaparken devamlı düşmana saldırmak isteyebilirsiniz; işte bu durumda Ctrl + iki kez Shift, kalkan ile “normal” bir vurmak isterseniz Ctrl + sağ tuş gerekli!
  • Aksiyom Güçleri:
    Üzerinizde taşıdığınız Aksiyom Bileziği (Axiom Bracelet) size mistik güç kullanarak zincirler savurmanızı sağlıyor. Bu özellik, ağır nesneleri hareket ettirmenizi, Gugu malzemelerini kazanmanıza ya da bazı bulmacalara yardımcı oluyor. Farklı yüzeylere zincirleri sapladığınızda özel hareketler de gerçekleştirebilirsiniz.

HER ŞEY PARLAK DEĞİL TABİİ Crimson Desert’da eksik ya da tuhaf unsurlar var. Bazıları minor sorunlar ama sıkça karşılaşınca can sıkan detaylar. Örneğin, hikaye oldukça zayıf. Ancak bir RYO olmadığını düşünerek diğer güzel yönlerine odaklanırsanız büyük keyif alıyorsunuz. Yan görevlerin bir kısmı oldukça eğlenceli durumda, ama yapımcılar bazı garip seçimler yapmış. İlk olarak, mini haritanın pusulasını kilitleyemiyorsunuz; yön duygusu bozulunca sık sık yanlış yöne gidebiliyorsunuz. Ayrıca, miğfer saklama seçeneğinin olmaması. Görev takibi de sinir bozucu çizgilere sahip; ana ekranda sadece bir görevi takip edebiliyorsunuz. Görev etiği açısından çok sinir bozucular. Bazı kanun kaçakları, gerek yakın çevrede gerekse kilometrelerce uzağa yayılmış. Bunları yakaladığınızda taşımak zorundasınız, ayrıca ışınlamak imkansız hale geliyor. Tüm bunlar, tekrar tekrar yaşamak zorunda kalmak hem de yoğun bir şekilde zaman kaybetmenize neden oluyor.

MUHTEŞEM BİR ÇORBA! Crimson Desert, her şeyi bir torbaya koyup şaheser yaratmaya çalışan bir grup oyun yapımcısı tarafından yapılmış tuhaf, karmaşık ama aynı zamanda lezzetli bir çorba gibi. Oyun ilk başta “Ne yapıyoruz biz yahu?” dedirtse de ilerledikçe büyük bir keyif aldığınızı fark edebilirsiniz. Dürüst olmalıyım; başlarken biri “Her dakika aklında olacak, doymayacaksın!” deseydi büyük ihtimalle bu durumu ciddiye almazdım. Ancak şimdi her tırmandığım dağ, keşfettiğim köşe büyük zevk veriyor. Bu noktaya ulaşmanın nedeni, oyunun sunduğunu anlamak ve kendi beklentilerimi buna göre ayarlamaktı. Başlangıçta 7 puan vermeyi düşündüğüm oyunun, oldukça fazla içerik sunduğunu ve daha da iyileştiğini fark ediyorum. Bu kadar seveceğimi hiç düşünmemiştim. Crimson Desert, bir şaheser değil. Herkesin beğeneceği bir oyun da değil. Ancak 160 saatten fazla bu çorbayı içtim ve son damlasına kadar bitirmeyi planlıyorum. Şimdi izninizle kaçıyorum, yapılması gereken daha çok yan görevim var!

Crimson Desert incelemesine özel içerikler, ipuçları ve daha fazlası Oyungezer dergimizin 221. sayısında sizleri bekliyor.

İlgili Gönderiler

Exit mobile version