Geçenlerde daha önce adını hiç duymadığım bir oyun ile tanıştım: Mixtape. Bu oyun, sosyal medya dünyasında oldukça ilginç bir tartışmanın fitilini ateşledi. Bir grup insan, “Mixtape aslında oyun değil, tuşa hızlıca basıp reflekslerinizi sınayan seanslarda başarısız olsanız dahi kaybedemiyorsunuz” diyor. Hadi oradan! Ama öte yandan, bu oyunu beğenenlerin sayısı epey fazla ve içlerinde aşık olanlar bile var! Bu sefer de “deneyim” kervanına katıldılar; hikâyesi ve anlatımıyla kalplerini fethetti. Yani buradan iki farklı kitleyi görebiliyoruz. Birincisi, oyun deneyimini interaktif şekilde yaşamak isteyenler. İkincisi ise, deneyim odaklı bir oyun arayanlar. Tabii ki her şey ya sadece siyah ya da beyaz değil; arada gri alanlar da mevcut. Kim bilir, belki de bu gri alan, çevremizdeki tüm tartışmaları daha da derinleştiriyor.
Peki, konuşmak istediğim şey bu mu? Hayır, elbette değil. Asıl meselemiz, Dead as Disco! Evet, bu oyun lamba gibi parlayarak karşımıza çıkıverdi. İlk duyurusu 2024 Aralık’ta yapılmış, ben ise hiçbir fragmanına denk gelmemişim. Sosyal medyada scroll yaparken ansızın karşıma çıktı. O anda aşık oldum diyebilirim! Eğer Dead as Disco’yu daha önce duymadıysanız endişelenmeyin; şimdi size harika bir özet sunacağım. Düşünsenize, Guitar Hero ile Batman Arkham City çocuk yapsaydı, işte tam olarak böyle bir şey ortaya çıkardı!
GÜN, İNTİKAM GÜNÜDÜR! Dead as Disco şu an erken erişimde bir oyun ve bu durumda hikaye sunumu biraz sığ kalıyor. Bir başlangıç hikayesine sahip olmak, kız kardeşinin asla giymeyeceği bir yaz elbisesine yeter gibi görünse de, şeytan ayrıntıda gizlidir. Ana karakterimiz Charlie Disco, yaklaşık 10 yıl önce bir cinayete kurban gitmiştir. Ama, tuhaf bir şekilde ölümden döner! Neden cinayete kurban gittiğini anlamak ve intikam almak için eski müzik grubunun üyelerinin peşine düşüyor. Zaten zamanında baterist olan Charlie, bir yandan da kendi barını “The Encore” tadilat ettiriyor. İşte burada biraz gariplik başlıyor çünkü yakalaması gereken 6 kişi var ama oyun şu an sadece 4 tanesi ile tanışmamıza izin veriyor. Yaşasın erken erişim!
İşte bu nokta da hikayenin biraz kopukluğu doğuruyor, daha derin bir senaryo arayışı içinde olmak biraz zorlaşıyor. Ama sunum kısmında öyle hoş detaylar var ki, o yüzden bu eksikliği affediyorum. Dead as Disco bölüm bölüm ilerleyen bir yapıdan oluşuyor. Yani intikam için lisanı da iyi kullanmak lazım! Her bölümde bir müzisyen ile karşılaşıyorsunuz ve her bir müzisyenin olduğu bölümde ufak bir laf dalaşı oluyor. Ardından müzikler başlıyor ki, o müzikler de hikaye anlatımı yapıyor. Örneğin rapçi Prophet ile karşılaştığınız bölüme baktığınızda, bir şarkı döngüsünde Disco’nun öldüğünden bahsediyor.
Ortada Mı Kaldın? Pardooonn! Eğer Dead as Disco’nun en parlayan noktası “oynanış” ise bunu baştan sona bir elmas gibi parlıyor. Daha önceki oyun incelemelerimde bazı sıkıntılardan bahsetmiş olabilirim; bilirsiniz, çoğu oyun kendine “souls-benzeri” dövüş sistemini entegre etmeye çalışıyor. Ancak bu sistemin altında çoğu zaman ruhsuz ve hissiyatı olmayan oyunlarla karşılaşıyoruz. Dead as Disco, benim çok sevdiğim Batman Arkham serisinin dövüş sistemini kullanıyor. Şimdilik her şey çok akıcı ve eğlenceli. Oyun, bir Guitar Hero gibi; müziklerin BPM’ine (Dakika Başına Vuruş) göre ritim tutturuyorsunuz. Yani, BPM 120 ise rahat, 196 ise bir o kadar hızlı! Yani buradaki tempo değişimlerini oynarken cidden hissediyorsunuz, bu durum oyunu oldukça dinamik kılıyor.
Şu an için oyunda üç ana mod mevcut. İki taneyi zaten demolarından biliyoruz. Birincisi, meydan okuma modu… 45 saniye içinde 10 tane kalkanlı düşmanı alt etmeniz gerekiyor gibi düşünenlere buradan selam olsun. Ama benim favorim, “bitene kadar hayatta kal” modu. Neden mi? Çünkü her şarkının kendine özel bir eğlencesi var! Serbest oynama modunu da unutmamak lazım; istediğiniz bir şarkıyı seçip adam pataklayabiliyorsunuz. Tabii düşmanlar dalga dalga geliyor ama, istediğiniz gibi takıldığınızda daha eğlenceli hale geliyor. Gerçi bu mod biraz sıkıcı hale gelince, meydan okuma modundaki “sonuna kadar hayatta kal” seçeneğini daha eğlenceli bulmuştum. Ancak bu serbest oyun moduna yukarıda bahsettiğim gibi, istediğiniz her şarkıyı ekleyebilme imkanı var. Yani, tamamen kendi müzik zevkinize göre oyununuzu şekillendirebiliyorsunuz.
Ayrıca Dead as Disco’nun hikaye modunda 4 tane bölüm var, ama bir o kadar da özel bölüm bekleniyor. Dead as Disco’nun temeli bir “boss rush” oyununa dayanıyor. Yaklaşık 10 dakikalık bölümlerin hem temaları hem de müzik türleri tamamen kendi karakterlerine özel. Bir K-Pop karakterinin müziği nasıl bahaneyle oyun dünyasına dahil edilir ki, bu oyunun görsel tasarımı da tam bir şaheser!
SANA ALKIŞ YOK… Ses tasarımına gelince, Dead as Disco bu konuda harikalar yaratıyor. Vurduğunuz ve kaçırdığınız darbelerin arasında fevkalade bir geri dönüş sağlıyor. Tabii Guitar Hero’daki gibi teli bozuk bir hava yok burada; buradaki hissettirme unsuru daha estetik ve etkileyici. Ayrıca, müzik albümündeki şarkılar öyle muazzam ki, her biriyle oynamak bir zevk haline geliyor. Duyduğunuz ve “Bu ne?!” diyeceğiniz şarkı sayısı hayli fazla. “Maniac” şarkısı ise kesinlikle oyunkeyfi veriyor. Gerçekten, hiç sevmediğim türdeki müziklerle dahi oynarken çok keyif aldım!
Oyun görsel olarak gayet stilistik ve başarılı; optimizasyonu da oldukça iyi. Donma, kasma veya düşme gibi problemler yaşanmıyor.
LOKALE GEL SEVGİLİ GOYUN! Sonuç olarak, Dead as Disco’ya bayıldım, aşık oldum… Ekran başında uzun süre kalmaktan keyif aldım. Olumsuz yönleri var mı? Valla aklıma gelmiyor. Sadece 4 boss olması ve bazı bölümlerinde ufak buglar dışında nerdeyse mükemmel bir oyun. Bu haliyle bile beni kendine bağımlı eden bir yapım, tam sürümünde neler göreceğiz? Heyecanla bekliyorum!
Artıları:
- Guitar Hero ve Batman Arkham serilerinin çocuğu!
- Müzik albümü mükkemmel!
- Dövüş sistemindeki akıcılık ve zevk
- Özel dizayn edilmiş boss savaşları müzik klibi gibi!
- Gerçekten bir OYUN GİBİ OYUN.
Eksileri:
- Boss sayısı az kalmış
- Belirli haritalarda ufak tefek buglar var
- Ah o K-Pop dinletti bana ya!
SON KARAR: Oynadığım en keyifli oyunlardan biri bu; Manifest ve Michael Jackson’ı başka hangi spektrumda birleştirebilirsiniz ki? Şunu kesinlikle söyleyebilirim: Dead as Disco fazlasıyla ilgi çekici bir yapım!