2021 yılında piyasaya sürülen Vampir Survivors, etrafında fırtınalar koparırken oyun dünyasında adeta bir tür devrimi başlattı. Bu muhteşem oyun, yüzlerce rakibin bir arada olduğu, şiddet dolu bir arenada survival instinklerini ortaya çıkarıyordu. Haliyle bu tür, takip eden dönemde birçok yapımcı tarafından keşfedilmeyi bekleyen bir altın madenine dönüşmüş oldu. Yerli yapımlardan Swarm Grinder ve Sodaman gibi oyunlar da bu yeni akıma ayak uydurmaya çalıştı. Ama şimdi, bu harika listedeki son eklememiz Dead Engine var. Bu oyun, yıkılmaz zombi ordularına karşı koyma ve hayatta kalma mücadelesi verirken, inanın ki minik ama sevimli bir canavara dönüşüyor.
Bu türe daha önce aşina olmayanlar için kısa bir özet geçeyim: Hayal gücünüzü içgüdüsel olarak harekete geçiren düşmanlar üzerinde karakterinizle seviye atlayarak savaşıyorsunuz. Evet, yanlış okumadınız! Düşmanlar size aşırı miktarda yağmur gibi yağarken, bir fanatik gibi onları teker teker avlıyorsunuz. Bu sırada düşmanları öldürdükçe hızla seviye atlıyorsunuz, ve her seviyede yeni güçlendirmeler kazanıyorsunuz. Genellikle karşınıza çıkan üç seçenek arasından birini seçebiliyorsunuz. Bu güçlendirmeler genellikle sadece istatistik sağlamıyor, aynı zamanda oyunun dinamiklerine yeni özellikler ekliyor. Düşmanlarınıza etrafınızda dönen daireler çizen mermiler yağdırmak ya da onları tıpkı ip geçerken zıplayan bir palyaço gibi alt etmek, bu güçlendirmelerin sadece birkaçından sadece biri!
Dead Engine’in kendine has bir özelliği de envanter yönetimi. Ah, envanter! Oyun dünyasının sevimli bir şekilde geri tepen karabasanı! Hani Resident Evil oyunlarında gördüğümüz o garip, bir yandan karışık ama bir yandan da çekici olan envanter yönetimi dinamiği bu oyunda gerçekten çok iyi harmanlanmış. Zombilerle kıyasıya bir mücadele verirken yerde bulduğunuz harika bir öğe, çantanızın içi başka türlü “yararlı” eşyalarla tıklım tıklım dolu olduğunda karşınıza bu garip ikilem çıkıyor. Ne alacaksınız, neyi atlayacaksınız? İşte bu karar verme süreci, Dead Engine’i bu türün diğerlerinden farklı kılan en önemli kısmı. Ve unutmayın, harita içinde bulabileceğiniz çanta hazneleri, kritik anlarda canınızı kurtarabilir.
Bununla da sınırlı kalmayan oyun, bir başka ilginç mekanik olan kamp yönetimini de barındırıyor. Evet, evet! Yapımcı ekip sanki “ben bu yönetim işlerinde çok iyiyim” diyerek kolları sıvamış gibi görünüyor. Kamp yönetimi ise biraz daha basit kalsa da, asıl oynanışa etkileri gerçekten önemli. Çünkü karakterlerinizi geliştirmek için buradan ihtiyaç duyduğunuz kaynakları topluyorsunuz. Bazen kampa gelen misafirler, sizlerden “barınma” hakkı talep ediyor. Virüslü olup olmadıklarına karar vermek tamamen size kalıyor. Bu durumda, iki seçeneğiniz var; ya “Hoş geldin” diyerek onları kucaklayacaksınız ya da kapı dışarı edeceksiniz. Neden? Çünkü neden olmasın! 🙂
Karakterler konusunda biraz itirazım var. Bazı karakterlerin oynamak için bir motivasyon bulmak zor, çünkü roket atan ablanın eline düştüğünüzde diğerlerinin esamesi okunmaz hale geliyor. O kadar güçlü oluyor ki, diğer karakterleri kullanmak adeta bir cefa gibi geliyor! Neyse ki bu bir Erken Erişim oyunu, bazı sorunların üzerinde çalışacaklarına eminim. Geri dönelim, dip not aldık biz bu konuyu!
Bölüm içerisindeki boss savaşları ise gerçekten zevkle tasarlanmış. Görünüm açısından büyüleyici ve saldırı şemaları da oldukça eğlenceli. Ama çeşitlilik açısından daha fazla bu türden düşmanlar görmek büyük bir istek! Yoksa hazırlanın, çok geçmeden tekrar edilen bir döngüyle karşı karşıya kalacaksınız. Bu durumda oyun biraz tekrara düşüyor ve farklı bir mücadele arayışına giriyorsunuz.
Görsel ve İşitsel Ziyafet: Dead Engine’in görsel tarafında, piksel sanatının tanıdık yüzüne rastlıyoruz. Yani tam anlamıyla bir nostalji yolculuğuna çıkıyorsunuz! Oyunun içindeki görseller gerçekten başarılı. Eşyaların çizimlerinden tutun da karakterlerin detaylarına kadar her şey özenle seçilmiş. Müzik tarafında ise genel olarak jenerik parçalar kullanılmış ama ana menü temasına bayıldım! Hatta duyduğunuzda “The Last of Us” albümüne ait olabilir diyebilirsiniz!
Ayakta yolcu kalmasın! Erken Erişim statüsünde olduğu için her detayına geçmemiş olmamı bağışlayın. Çünkü oyun nihayetinde gelişmeye devam edecek. Evet, eksikleri olabilir ama şimdiki haliyle bile eğlenceli bir tecrübe sunuyor. Umarım yapımcı ekip, aldıkları geri dönüşlerle Dead Engine’i harika bir seviyeye getirir. Çünkü #OYUNUMADOKUNMA gibi bir gündemde bu tür işler her zaman çok önemlidir.
-
Artıları:
- Envanter yönetim sistemi gerçekten stratejik bir derinlik katmış!
- Türün mekaniklerini harika bir şekilde kullanmışlar.
- Piksel sanatı göz alıcı!
- Boss savaşları eğlenceli ve zorlu!
-
Eksileri:
- Fakat, boss savaşları bir noktadan sonra tekrar edebilir.
- Kampı geliştirme süreci çok çekici değil.
- Karakterler arasında güç dengesizliği mevcut.
SON KARAR: Dead Engine, eksikleri ve dengelenmesi gereken bazı parçalar olsa da, içerdiği yaratıcı fikirler ile boş zamanlarınızda keyifli vakit geçirebileceğiniz bir deneyim sunuyor. Eğlenceli ve sevimli bir zombi dünyasında kaybolun, ama dikkatli olun, yoksa zombiler kapınıza dayanabilir!