Detroit: Become Human: Oyun Dünyasında Düşünce Yolculuğu
Detroit: Become Human, insana robot kıskandıracak bir düşünce yolculuğu! Yürüyüş yapmadan hayatı sorgulamak için hazır mısınız?
3 saat önce
2018 yılı, oyun dünyasında adeta bir yıldızlar geçidi gibiydi ve bu geçitte ışıldayanlardan biri de kuşkusuz Detroit: Become Human oldu. Bu oyun benim için sadece bir eğlence aracı değil, aynı zamanda düşünecek çok şey sunan bir yolculuktu. O kadar ki, her fırsatta arkadaşlarıma oyunun hikayesini anlatırken, onların gözlerindeki hayranlık ifadesini gözümün önünde canlandırmakta zorlanamıyorum. Oynarken yaşadığım duyguların yanında, karakterlerin ya da robotların (kime ne demeli?) başına gelen olayları düşündükçe insanın aklında pek çok soru beliriyor. Kısacası, bu oyun bir hayvanat bahçesi gibi; içinde o kadar fazla eğlenceli şey var ki, her köşe başında farklı bir macera karşımıza çıkıyor!
Şimdi gelelim esas konumuza. Detroit: Become Human, 15 milyon gibi muazzam bir satış rakamına ulaştı. Hani derler ya, “şans faktörü” bu işte yok. Bu başarı tamamen kendisinin nurundan! Quantic Dream’in patronu David Cage, son duyurusunu yaparken, yaptığı açıklamalarda oyunla ilgili duygularını paylaştı. Dedi ki: “Piyasaya sürülmesinin üzerinden 7 yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen, Detroit: Become Human, dünyanın dört bir yanından giderek daha fazla kişiyi bir araya getirmeye, daha fazla oyuncuya ulaşmaya devam ediyor…” Gerek empati kurmamız gereken, gerekse seçim yapmamız gereken anlar, bizi daha derin düşünmeye sevk ediyor!
Bazı insanlar vide oyunlarını sadece eğlenmek için oynarken, bu oyundaki hikaye düşünceleriyle dolup taşan bir yemek masasına oturmuş gibi hissettiriyor; o kadar çok seçeneğimiz var ki, hangi yemeği seçeceğimize karar veremiyoruz! David Cage’in dediği gibi, bu hikaye yalnızca bir oyundan ibaret olmayıp, aynı zamanda birçok insanın ortak bir yolculuğuna dönüşmüş. Yani, bu oyunun fanları artık kendilerini robotların arasında değil, adeta birer robot gibi, bir topluluğun parçası olarak hissediyorlar.
Yılbaşı döneminde Steam’de yapılan büyük indirimler de bu muazzam satış rakamlarının arkasındaki bir diğer önemli unsurdu. Hani düşündüm de, belki de kış uykusuna yatan bazı oyunlar, bu dönemde biraz “uyandırılmak” istemiştir. Satışlarla birlikte uyku sersemi halde kendine gelen oyunlar, daha fazla oyunculu canavarlara dönüşebiliyorlar. Hem de bu vesileyle daha fazla insan, güzel ve etkileyici bir hikaye ile tanışma fırsatını buluyor. Sonuçta, eğlencenin yanı sıra, bir şeyler öğrenmek de bir oyunun oynanabilirliğini arttıran faktörlerden biri, değil mi?
Detroit: Become Human’ın bu başarıyı yakalaması beni fazlasıyla mutlu etti. Çünkü aslında bizler, geliştiricilerin yaptığı harika çalışmaların ve özverili çabaların meyvelerini topluyoruz. Keşke, bu tarzda ve kalitede daha fazla oyun var olsa, sanırım o zaman birbirimizi robotlar olarak selamlayarak gezebiliriz! Yeter ki geliştiriciler cesaretlerini kaybetmesin ve bizlere yeni ve sıradışı hikayeler sunmaktan vazgeçmesinler! Sonuç olarak, ben de kollarımı açıp yeni oyunların gelişi için bekliyorum; umarım bir gün robotlar, gerçek insanlarla oynayıp eğlenebilmeyi başarır…”
Henüz yorum yapılmadı, ilk yorumu sen yapmak ister misin?