Diablo IV: Lord of Hatred İncelemesi ve Yeni Sistemler
Diablo IV: Lord of Hatred incelemesi ile oyundaki yeni sistemleri keşfedin. Karanlık dünyaya dalış yaparken heyecan verici detaylar sizi bekliyor!
46 dakika önce
İnternette kedisine takip cihazı takıp izlediği rotanın fotoğrafını paylaşanları hiç gördünüz mü? Benim aklıma Lord of Hatred’ın incelemesine başlamadan önce eski yazılara göz atarken bu kediler geldi. Nitekim Diablo IV’ün izlediği yol, o kedilere benzer bir karmaşık doğaya sahip. Çıkmaz sokaklara girmesi, yan yollara saparak kaybolması ve genelde “Buradan geçmiş miydim?” diye düşündürmesi oldukça ilginç. Gene de hikâye anlatımı ve sunumu, kaybolup yolumuzu bulmaya çalıştığımız anda bile stabil kalmayı başardı. Bu yolculukta hikâye anlatımının kalitesi benim için her zaman önem taşıdı. Özellikle Lilith’in karakterizasyonu, yan karakterlerin etkileyici derinlikleri ve serinin karanlık geçmişine sıkı sıkıya bağlı kalması, Blizzard’ın bugüne kadar ortaya koyduğu en başarılı işlerden birisi halinde kabul edilmesine neden oldu. Vessel of Hatred biraz bulanıklık yaratmış olsa da sonuçta iyi bir devam niteliği taşıyordu.

Hikâyenin ana senaryosunda, umutsuzluk ve karanlık, Mephisto’nun başarıyla yansıtılması gibi unsurlarla birleşiyor. Ancak yan antagonistlerin motivasyonları zaman zaman belirsiz kaldı. Yine de Nefret Çağı hikayesi, Blizzard’ın varmayı istediği hedef için gerekli bir adım oldu. Bu nedenle hikâye sonunda bazı oyuncular “Burada mı kaldı hikâye!?!” diye söylenirken, ben potansiyel gelişmeleri düşünerek heyecanlanıyordum. Nitekim Vessel’ın duraksadığı noktadan sonra Lord of Hatred hızla devam etti ve “Ben size burada bir şeyler olacağını söylemiştim!” diyebilirim.
Lord of Hatred çok hızlı ve öfkeli bir başlangıç yapıyor. Blizzard’da açılış sinematiğini önceden yayınladığı için rahatlıkla bahsedebilirim; her şey, Neyrelle ile başlıyor. Vessel of Hatred ek paketinde de önemli bir rol oynayan Neyrelle, hayranlar arasında oldukça tartışmalı bir karakter. Bazıları onu ilginç bulurken, bazıları onunla başa çıkmakta zorlanıyor. İster beğenin ister beğenmeyin, Mephisto/Akarat ziyaretinin ardından oyun başında Neyrelle’e veda ediyoruz. Kandırma ya da diriltme yok; başlangıçta ciddiyetle yaklaşıldığında, olayın ciddiyeti net bir şekilde anlaşılıyor.

Neyrelle’in son keşfi ve çabaları, Lord of Hatred’ın anlatısını önemli ölçüde şekillendiriyor. Mephisto’nun Rathma‘nın kehanetinden neden bu kadar korktuğunu anlamaya çalışıyoruz ve bu, bizi Zakarum inancının peygamberi Akarat’ın görüşleri altında gizlenmiş Mephisto’nun peşine yönlendiriyor. Hedefimiz ise, meleklerin ve insanların medeniyetini kurduğu Diablo II’nin Amazon’lara ait alanı olan Skovos Adaları.
- Skovos, Antik Yunan’dan esinlenmiş, Ege ve Akdeniz havası taşıyan bir bölge.
- Mas mavi plajlar, köprülerle bağlı adacıklar ve heykellerle dolu.
- Hikaye ilerledikçe, karşılaştığımız düşmanlar ve zorluklar artıyor.
Skovos Adaları, aslında Diablo III ek paketleri için planlanan bir bölgeydi. Reaper of Souls’da Lorath’ın buraya yolladığı Horadrim‘lerden haber alamadıkları üzerine tartışmalar da bu konuyla bağlantılıdır. Eski kurgu ile birlikte Lord of Hatred ve The Lost Horadrim kitabında bu durum işlemiş durumda. Bu kitabı henüz tam okuyamadım ama izlenimlerimi ileride paylaşmayı planlıyorum.

Diablo IV’ün merkezine yerleştirilen doğru karakterin Mephisto olduğunu düşünüyorum. Bazı kullanıcıların şikayetlerine rağmen, üç büyük kötü karakterden en zeki olan Mephisto’nun öne çıkması, hikâyenin daha ilginç ve dolu dolu olmasını sağladı. Diablo III’teki karakterizasyonlara baktığımızda Mephisto oldukça derin ve stratejik bir karakter havası taşıyor. Örneğin, Lorath ve Amazon Kraliçesi Adreona ile Skovos’a gittiğinde, Mephisto’nun yaptığı manipülasyonlar sonucu planları bozulmuyor. Bu proses, hikâyeye derinlik katan unsurlardan birisi olarak karşımıza çıkıyor.
Yeni güncellemeler ve sistemler açısından Lord of Hatred, oldukça tatmin edici içerikler sunuyor. Değişiklikler ve yeniliklerle dolu bir yapım olarak, sürekli değişmesi gereken bir oyun deneyimi sunuyor. Yeteneğin ağaçları tamamen yenilendi ve farklı sınıflar için özelleştirilmiş öğeler, oyuncuların deneyimini zenginleştiriyor. Artık her yeteneği 15. seviyeye kadar güçlendirebilme imkânı mevcut. Böylece oyuncular, şansa bağlı olan durumlardan bağımsız olarak kendi karakter yapısını kurabiliyorlar.

Unutmayın ki yeni sistemler de oyuna dahil edilmiş durumda. Talisman, Lorath tarafından verilen bir öğe olup, iki katmanlı bir işleyiş sunmakta. Bu sistem, oyunculara çeşitli bonuslar sunarak, farklı kombinasyonlar yaratmalarına olanak tanıyor. Ayrıca, horadric küp de yeniden oyunumuza dahil edildi ve eski zenginlikleri yeniden keşfetmemize neden oldu. Ekipmanlarımızı geliştirebiliyor ve onlara yeni özellikler ekleyebiliyor olmamız, oyuncular arasında heyecan yaratan unsurlardan biri.
Tüm bu gelişmelerin yanı sıra, Lord of Hatred belki de kendi başına durmayı öğrenmeyi gerektiren bir dönüm noktası. Oyunun çıkışıyla birlikte yaşanan “Diablo III’leşme” problemi göze çarırken, yeni sistemlerin genel olarak kullanıcı deneyimini iyileştirdiği görülüyor. Dilerim ki gelecekte daha bağımsız ve kendine özgü bir oyun deneyimi sunan Diablo IV ile karşılaşırız.











Henüz yorum yapılmadı, ilk yorumu sen yapmak ister misin?