Geçtiğimiz Eylül ayında duyurulan ve dikkatleri üzerine çekmeyi başaran Earth Must Die, sonunda bu ay sonunda oyun severlerle buluşmaya hazırlanıyor. Çıkış tarihi, bir fragman eşliğinde ilan edildi ki, biz de şans eseri “Ooo, 2 haftadan az bir süre kalmış!” diye sevindik. Bu heyecanlı haberle birlikte oyun dünyasında bir kıpırtı yaşandığını hissedebiliyoruz. Sanki bir kaplumbağa, son hızla yarışmaya katılıyormuş gibi bir beklenti içine girmiş durumdayız! Ooops, bu arada kaplumbağa yarışı denilen şey, her zaman hızla sonuçlanan bir olay değildir, bunu da unutmamak gerek!
Earth Must Die, adından da anlaşılacağı üzere, biraz absürt ve eğlenceli bir dünya sunmaya hazırlanıyor. Eski tarz bir macera oyunu olduğu için, nostaljik ruhlara selam duruyor. Hani şu eski bilgisayar oyunlarının, heyecanla beklenen ve ardından bulmacalarında kaybolunan dönemleri vardır ya, işte bu oyun bizi o günlere götürecek gibi gözüküyor. Hem de buram buram İngiliz mizahı kokan bir alt yapıyla! Bu oyun, umut verici bir şekilde hem gözlere hem de kulaklara hitap ediyor. Sadece oynarken eğlenmekle kalmayacak, düşünecek ve belki de gülecek pek çok an yaşayacağız. Hadi be, “Earth Must Die” dedikçe aklıma ‘Ama neden bu gezegenimizi öldürüyoruz?’ sorusu geliyor. Neyse, belki bu oyun bize bu sorunun cevabını verir!
Steam Next Fest’te yer alan demosuyla, oyun severlerin gönlünde taht kurmayı başaran yapım, görsel tasarımıyla dikkat çekiyor. Bu tasarım öyle bir tasarım ki, sanki renkler kahkahalar atarak ekrana fışkırıyor! Hani bazen bir ressama “Renkler hiç bu kadar eğlenceli olmamıştı!” dediğimiz olur ya, işte bu oyunun arkasındaki sanatçılar da tam olarak böyle bir iş başarmışlar. Bir yeni demo daha paylaşıldı. Dilerseniz, bir göz atın. Belki de bu demo, “Zaten oynamadan da benim için her şey çok belli!” dedirtir.
Sevgili oyun severler, heyecanımız dorukta çünkü Earth Must Die tam olarak 27 Ocak‘ta bizlerle olacak! Çok yakından takipteyiz. Oyun dünyası ile olan ilişkimizde bu tür gelişmeler, bizim için bir bayram hediyesi gibi! Haydi bakalım, o tarihe kadar tükenmez enerji ve sabırsızlıkla bekleyeceğiz. Yine de hoş bir sürpriz olursa, bunun için de hazırda bekliyoruz. Kısacası, bu oyun, bizim için bir “kedi ve fare” oyunu gibi. Sabırsızlıkla beklerken, bir yandan da “Ama neden bu kadar geç geliyor?” diye mırıldanıyoruz. Sabredelim, sabrın sonu selamettir, değil mi? Ya da en azından böyle düşünmek bizi daha mutlu edecek!