George R.R. Martin, bir zamanlar Taht Oyunları (A Song of Ice and Fire) serisiyle gerçekten de bir hayal gücü sınavı yapmıştı. Ah, o günler… Kral oyunları, soğuk savaşlar, dragonlar ve tabii ki Cersei’nin kıyasıya rekabeti ile yapılan entrikalar! Yazdığı bu fantastik serisi, kitapların yanı sıra, televizyon dizisiyle birleşince popülaritesini kat kat artırdı. Ama ne yazık ki, günümüzde Martin’in bu muazzam eserinin devamı hakkında konuşurken herkesin yüzünde bir hüzün bulutları dolaşıyor. Çünkü tahmin ettiğiniz gibi, yazarın yeni kitabı henüz yayına girmedi! Adam 77 yaşına geldi ama Kitap Kış Rüzgarları, hâlâ yazım aşamasında. Şaka gibi değil mi?
Martin’in seriyi 1996’daki Taht Oyunları ile başlatması, ardı ardına 1999, 2000, 2005 ve 2011 yıllarında çıkardığı dört romanla birlikte devam etmişti. Ama şimdi durum o hale geldi ki, Kış Rüzgarları’nın yayınlanmasını beklemek, kışın gelmesini beklemekten daha uzun sürüyor! Yani, ilk beş kitabın yazım süresi neredeyse doldu ama biz hâlâ bunun sonunu göremedik. Kış Rüzgarları’nın sadece bir ara durak olmadığını, serinin son kitabı olacak İlkbahar Rüyası da mevcut. Yavaş yavaş tüm serinin sonuna geliyoruz ama… o son, bir türlü gelmek bilmiyor!
Martin’in en büyük sıkıntılarından biri, artık onun için bu işin kolay olmadığını itiraf etmesi. Kılıçların Fırtınası gibi büyük bir romanı tam bir yıl içinde yazabilen biri, sırf dikkatini dağıtan şeyler yüzünden Kış Rüzgarları’nı bitiremiyor. Belki de yazarın masasında sürekli beliren “Netflix dizileri”, “son dakika haberleri” ve “kedi videosu izleme aciliyeti” gibi dikkat dağıtıcı unsurlar vardır. Tahmin edebiliyorum, yazarken kafanızı toplamak istiyorsanız, bir anda çıkıveren mahalle kedisi, o amacı yok eder de! Martin, bir röportajında 1100 sayfalık bir taslak çıkardığını belirtmiş. Belki de taslak yazarken bir çay veya kahve molası vermemiştir. Bir kahveye ne dersiniz, George?
Martin’in bir karşılaştırma yaparak, Robert Jordan’ın Zaman Çarkı serisinin son kitabını tamamlayacak bir yazarın ortaya çıkabileceği gibi bir korkusunun olduğunu biliyoruz. Kendisi, devam ederken başka bir yazarın işini devralmasından hüsrana uğrayınca, “hayatta kalırsa, bu iş tamamlanmamış halde kalacak” diyor. Yani, kimse merak etmesin; George böyle bir izanın içine girmeyi hiç istemiyor. Zira şu anki planı, serinin bugüne kadarki en uzun kitabı olmak!
Öyle ki, Martin bazen en sevdiği kısımları atmak zorunda kaldığını itiraf ediyor. Birini daha mı yazdım? Yoksa onu mu silmeliyim? derken, yazdığı bölümleri tekrar tekrar gözden geçiriyor. Yazmamayı düşündüğü anlar bile var, o yüzden kendisine karşı biraz daha nazik olmalı. “Aslında bu diğer projelerden bir bi’ sıyrılabilsem, Kış Rüzgarları’nı yakın zamanda bitirebilirim. Ama işte, günler birbirini kovalıyor.” diyerek durumu komik bir hale getiriyor. Kısacası, “Kış Rüzgarları”nın yazımındaki maceralar, bir romanın ötesinde bir roman yazma muamması oldu. Ve biz, daha fazla beklemeyi dört gözle bekliyoruz! Bir umudumuz var; sonunda bir gün Kış Rüzgarları gelecek!