Noel arifesiydi ve Gotham şehri, sanki kirli ayakları temizlemek için gökyüzüyle yarışan bir kar yağışı altında kalmıştı. Bruce Wayne için bu, karanlık bir dönemin başlangıcıydı; henüz herkes onun kim olduğunu tam olarak bilmiyordu. Batman, suç örgütleri tarafından bir şehir efsanesi olarak görülüyordu ve Gotham Polis Departmanı’nın bazı üyeleri, bu efsanenin varlığını bile sorguluyordu. O günlerde, yüzbaşı Jim Gordon bile “Batman yok, sadece bir masal” demekten kendini alamıyordu. Ancak şehrin karanlık köşelerinde, yarasa maskesi takan birinin ayak sesleri yankılanmaya başlamıştı.
Kendine güvenen bazı suçlular, “Bu abinin neyi var, yani yarasa mı tutuyor” diyerek dalga geçiyor olsa da, oların içten içe hissettikleri korku, gerçeği yansıtan bir duyguydu. Çeşitli dedikodular hızla yayılıyordu. Nitekim, Black Mask adındaki suç lideri, bu efsaneyi gerçek bir tehdit olarak algıladı ve Batman’in başına 50 milyon dolar ödül koydu. İşte bu, Bruce Wayne’in hayatının en karmaşık ve zorlu evresi olacaktı.
Batman Korkusu
Batman’in hikayesi, karargahı olan mağaradan başlıyor. Alfred, Brave olan kahramanımıza yemeğini servis ederken, Black Mask’in Blackgate hapishanesinde isyan çıkardığını gösteren haberler gelir. Bruce, hemen harekete geçer ve karanlık Gotham sokaklarına dalar. İlk başta, kimsenin tanımadığı biri olarak ortaya çıkmayı başarmışken, şimdi karşısına çıkan düşmanlar onu en derin korkuları ile sınamaktadır. Suçlular, Batman’i görünce şeytani bir varlıkla karşılaştıklarını düşünerek panik içerisindedirler.
Batman, birkaç suçluyu sorguladıktan sonra Killer Croc ile karşılaşır. Ne de olsa bu, “Bırakma benden yahu!” diye girip “Hepsini yok etme vaktin geldi” diye çıkan bir hikaye değil. Bir dizi юмор dolu çatışmanın ardından, Croc’u alt ederken ödülün ne olduğunu öğrendiğimizde, tehlikenin boyutunu anlarız. Gordon ve ekibi de olay yerine geldiğinde, o an tüm Gotham, Batman’in gerçekten var olduğunu anlamıştır. Ancak, Gotham yasaları, yarasa adamına yardımcı olacak bir düzenleme içermediği için Gordon, kibar bir dille Batman’e teslim olmasını söyler. Batman ise dostça bir tavırla bu teklifi reddeder.
Gotham’da Penguen’den Habersiz Bir Kuş Bile Uçamaz
Killer Croc’un yakalanması sonucu artık suikastçıların sayısı yediye düşer. Kısa yoldan hedefine ulaşmayı isteyen Batman, Penguen’i aramaya başlar. Gotham’da, Penguen’in izni olmadan bir kuruş bile el değiştiremez. Ancak, öncelikle Electrocutioner ile yüzleşmek zorundadır. Düşmanı oldukça güçlü görünse de, Batman bu mücadeleyi çabuk bir şekilde kazanır. Karşısında duran bu düşman, görünüşünün yanı sıra kaybeden olarak onun gözlerinde silinir.
Sonrasında Penguen’i bulduğunda işler çığırından çıkar. Onu yakalayan Batman, kendisini yere sermek için tüm kararlılığını ortaya koyarak, bir tür “Benimle oynama!” durumuna getirir. Ancak sorgu devam ederken, Deathstroke tarafından aniden pusuya düşürülür. O anın gerçeği, Batman’i bacaklarından tavana asar ve derin bir nefes alıp “Hayır, seni mağluplar için saklıyordum!” düşüncesini işleterek bir dövüş başlar. Sonuçta, bu ahlaka uygun düşen dövüşte Batman kazanan olur.
Black Mask Cinayeti
Ardından, Alfred ile temas kuran Batman, Black Mask’in öldüğünü öğrenir. Hızla olay yerine giden Batman, cinayetin çok önceden işlendiğini ve yerde yatanın Black Mask değil, onun bir kopyası olduğunu anlayınca bir kez daha şoke olur. Medianın karmaşası, işlenen suçların perdesinin aralandığı anları getirir. Düşünmek gerekir, ortada nasıl bir Ali Cengiz oyunu döner? Batman, hemen tekrar Alfred ile iletişim kurarak ulusal suçlu veritabanına erişim sağlamalıdır. Bunun için GCPD’ye doğru yola çıkar; çünkü aradığı cevapları burada bulacağını ummaktadır.
Barbara ve Jim Gordon İle Tanışma
Batman, GCPD içerisinde, çok tanıdık yüzlerle karşılaşma şansını yakalayacaktır; Oracle olarak tanıyacağımız Barbara Gordon ile. Ne de olsa, yüzbaşı Jim Gordon’un kızı az sonraki oyunlarda çok önemli olacak. Onun, babasına kıyasla Batman’a olan tutumu sabırlı ve pragmatiktir. Henüz onu gördüğünde korkmuş olsa da, onun halletmesi gereken işlere yardım edecektir. Ancak Jim Gordon, Batman’in işbirliğini şansla değil, disiplinle sürdürmektedir.
Cinayetin Perde Arkası
Batman araştırmalarına devam ederken, Black Mask olarak bilinen bir suç liderinin gerçek kimliğini çözüme kavuşturur. Roman Sionis, Gotham ticaret bankasının patronu olarak karşımıza çıkar. Suç ve ceza birleştiğinde, bir suçlunun tüm dünyasını darmadağın eden acılar ortaya çıkar. Sionis’in eski kız arkadaşının başına gelenlerden sonra, olayların tüm karmaşası içinde Joker’in parmağı olduğu anlaşılır. Batman, Bane ve Joker arasındaki düşmanlıkların nasıl karmaşık bir hale dönüştüğünü gözlemler.
İkili İlişki
İlk başta Joker, Batman’in düşmanı olarak sahne alırken, onun içinde bir tutku ve nefret karışımı duygular barındırdığını keşfedecekti. Joker yeni bir psikopat paraziti gibi zamanla Batman’i zayıflatmayı başarmış ve onun karakterini de etkileyip savunmasız hale getirmiştir. Bütün bunlar olurken, Gotham için zaman da durmuştur. Batman’in karşısındaki gerçek düşmanlara karşı nasıl bir savaş vereceği merak konusudur.
Kapanış
Tüm bu hikayenin yanı sıra, Batman ve Joker arasındaki çatışmanın ciddiyeti, Gotham’ın geleceğini belirleyecek bir sınav olacaktır. Hayatta kalmanın ve sevdiklerini korumanın, bazen hayallerin ötesinde yol almayı gerektirdiğini söylemeliyiz. Zamanla Batman, kendisine verilen bu fırsatları değerlendirerek, hem kendisinin hem de Gotham’ın geleceğini yeniden şekillendirecektir.