Kendine oyun tutkunu diyen birinin Gothic adını hiç duymamış olması neredeyse imkansız. Belki oynamadınız, ama en azından ismini işitmişsinizdir. Özellikle bir dönem, “bug” dediğimizde akla gelen ilk isimlerden biriydi ve yıllar boyunca bu hatalarının geyiğini yaptık. Gothic, hatalarla dolu olmasına rağmen, eşsiz bir deneyim sunan bir oyundur; tam anlamıyla Eurojank’tır. Yani, Doğu Avrupa’dan çıkan, ancak büyük hedeflere koşan geliştiricilerin sınırlı becerileriyle ortaya koyduğu hatalar yumağı bir iş. Yine de Gothic, kült bir oyun olmayı başarmıştır. Eğer kütüklüğünü ve hatalarını göz ardı etmeyi başarabilirseniz, karşılaşacağınız hikaye ve rol yapma deneyimi son derece etkileyicidir. Hatta bazı yönleriyle benzersiz bile denilebilir. Ancak burada Gothic’i övecek değilim, sonuçta 25 yıllık bir oyundan bahsediyoruz. Hele ki, neredeyse tüm hatalarını gidermiş, yeni özellikler eklemiş ve görsel yönden oldukça gelişmiş bir Remake versiyonu varken.
Gothic dünyasında insanlar, orklara karşı verdikleri savaşı kaybetmek üzere ve ellerindeki tek umut, gizemli güçleri olan eşsiz bir cevherdir. Kral, daha güçlü silahlar ve zırhlar üretmek için bu cevherin toplanmasına giderek daha fazla iş gücü gerektiğine karar verir ve suç işleyen tüm erkekleri madenlere gönderme kararı alır. Ancak, bu kişilerin kaçmasını kim engelleyecek? Kral, en güçlü 12 büyücüsüne sihirli bir Bariyer büyüsü oluşturarak bu maden kolonisini kapatmalarını emreder. Ancak büyü sırasında işler ters gider ve Bariyer tüm vadiyi sarar, büyücüler içeride kalır. Bu tek taraflı bir Bariyer’dir; içeriden kimse dışarı çıkamaz. Büyünün yanlışlıkları ve karmaşasında mahkumlar gardiyanları öldürüp koloninin kontrolünü ele alır. Kral’ın cevhere duyduğu ihtiyaç sayesinde, aşağıda toplanan cevherler karşılığında her türlü isteği yerine getirilir: kadınlar, eşya, silahlar… Zaman geçtikçe, aşağıda üç fraksiyon ortaya çıkar. Old Camp, bir madeni kontrol ederken doğrudan Kral ile işlem yapar. New Camp ise kendi topladıkları cevherleri Krala vermek istemez, zira yeterince cevher elde edip Bariyer’i yok edebileceklerini düşünmektedir. Swamp Camp ise “otçular” kampı olarak bilinir; burada yetiştirilen Swampweed ile diğer kamplarla ticaret yapılmakta ve Sleeper adında bir tanrıya inanılmaktadır.
Biz ise, kelime anlamıyla hiç kimseyiz. Kendimizi bir mahkum olarak tanımlıyoruz, üzerimizde bir paçavradan başka bir şey yok. Silah? O da ne? Oyun başladığında başroldeki kahraman değil, sıradan bir karakteriz. Bu nedenle, sıradan bir mahkumun eline bir sopa verip “Şu kurdu öldür” derseniz, o mahkumun başına gelecekler belli. Gothic’te de durum böyle. Bu oyun, sıfırdan başlanan bir hikaye. Yavaş yavaş kendimizi geliştiriyor, yavaş bir ilerleme kaydediyoruz ve zamanla güçlü bir karakter haline geliyoruz. Bu gelişim süreci o kadar doğal hissettiriyor ki, bunu veren fazla oyun olduğunu söylemek zor.
Gothic’in insanları zorlayan tarafı, hiç elden tutma olayının olmamasıdır. Bu oyunun zorluk seviyesinin alto seviyelerde olduğunu unutmamalıyız; ilk 10 saat içinde yolunuza çıkan bir kurt gördüğünüzde hızlıca kaçmalısınız. Düşmanların gücü, sizin seviyenizden bağımsız olarak ayarlanmış durumdadır. Yanlış bir yere düşerseniz, hayatta kalmanız neredeyse imkansızdır. Evet, ben de kendimi güçlendirdim ama her şey bana bir goblin mağarasında zorlayıcı bir mücadele sunuyor. Örneğin, madenin en derin noktalarına kadar inmek 4 saatimi almış olabilir ve bu süre zarfında 40 kez kaydetmek zorunda kalmış olabilirim. Bu tür durumlar oldukça sık karşılaşılan bir şeydir.
Gothic’te harita erişiminiz kısıtlıdır. Bir bölgenin haritasını satın almadıkça ona erişemezsiniz. Haritayı aldığınızda, her yeri işaretlemiş olmayacaksınız; yalnızca detaylı bir tasvir ve yön bulmanıza yardımcı olacak anıtlar göreceksiniz. Bir hedef belirlemeye yönelik kolaylaştırıcı işlevler yok; görevler için NPC’lerle etkileşimde bulunmak zorundasınız. Herhangi bir yerde uyuyup sağlık yenileyebilmek gibi şansınız da yok. Yatak bulamazsanız dinlenemezsiniz. NPC’ler, daimi birer birey gibi çalışırlar; belli saatlerde uyanıp belli saatlerde devriye gezerler.
Gothic’in para ve kaynak bulmakta son derece zorlayıcı olduğunu söylemeliyim. Yeteneklerinizi geliştirmek için bile cevher gerekiyor ve bu oyun başında iyice kıt bir şeydir. Old Camp’teki tüccarların mali durumu da pek parlak olmadığından, haritaları veya diğer kaynakları satın almak bile büyük bir iş olur. Üstüne bir de, fraksiyonlar arasında seçim yapmanız gerekiyor; bu dünyada ilerlemek için belirli bir seviyeye ulaşmanız zorundadır. Old Camp kitlesinde bir Shadow olarak başlıyor, ilerledikçe Warder veya Fire Mage olabilirsiniz. Yani, kampa kabul edilmeden zırh elde etme şansınız yok.
Gothic’te ilerleme süreci, kişisel gelişiminizi hissettiren bir yolculuk sunar. Geçim için hayatta kalmaya çalışırken, çeşitli zorluklarla karşılaşırsınız. Hızla seyahat edebilmek de mümkün değil ve binek hayvanların kontrolü de belirli görevleri tamamlamayı gerektirir. Oyun dünyasında kendinizi geliştirmek, kontrolü ele alabilmek için farklı yetenekler edinmelisiniz.
| HANGİ YETENEĞİ SEÇSEK Kİ?Oyunda bir sürü farklı yetenek mevcut; bazıları doğrudan savaş becerilerinizi etkilerken, diğerleri gelir elde etmenizi ya da dünyayı daha rahat keşfetmenizi sağlar. Ancak kazandığınız LP sayısı sınırlı ve eğitim almak da ücretsiz değil, bu nedenle oyun akışı içinde seçimlerinizi dikkatlice yapmanız gerek. |
| İYİ GÜZEL DE NASIL PARA KAZANACAĞIZ BU OYUNDA?Etik değerlerinizi bir kenara bırakırsanız, oyunun başlangıcında en iyi para kazanma yolunu söyleyebilirim: Swamp Camp’çılarını aldatmak veya silahlardan edinilen değerli malzemeleri toplamak size iyi gelir. Hatalarınızı kontrol ettikçe, güçlenerek para sorununu yavaşça çözmeye başlayacaksınız. |