HBO, uyarlamalar konusunda gayet başarılı bir performans sergiliyor; bu konuda pek bir şüphe yok. Adeta uyarlama yapmada uzmanlaşmış bir sanatçı gibi, eline geçen her eseri altına çevirmeyi başarıyor. Hatta öyle ki, garip bir şekilde çoğu kez bir romanın ya da oyunların içeriklerini, muhtemelen bir çuval dolusu patatesle o kadar yan yana getirip harmanlıyor ki, biz izleyiciler bir altın madeni bulmuş gibi heyecanlanıyoruz! Bu tablo, The Last of Us dizisi için de geçerli. Svetlana Aleksiyeviç’in, -ki kendisi beğendiğim yazarlardandır ve tıpkı elma şekeri gibi tatlı bir dildir-, kitabından uyarlanan Chernobyl dizisinde de imzası bulunan Craig Mazin’in adı yanında Neil Druckmann ile el ele verip nasıl bir iş çıkaracaklarını merakla bekliyorduk. Onlar bir araya geldiğinde, sanki çağın en büyük ihtilalini gerçekleştireceklermiş gibi bir hava var! Her an bir şeyler patlayabilir.
Sonunda beklediğimiz diziye kavuştuk. Şu ana kadar ilgi çeken ve beğenilen bir dizi olduğunu söylemek mümkün. Öyle ki, izleyici sayılarıyla da bu durumu teyit eden çeşitli veriler mevcut. HBO verilerine göre; dizinin 3. bölümü, bir önceki bölüme göre %12’lik artışla 6,4 milyon izleyiciye ulaşmış ve böylece dizinin en çok izlenen bölümü olmuş durumda. İsterseniz bu sayılara biraz daha yakından bakalım; gerçekten de dizinin ilk bölümü, yayınlandıkları gece 4,7 milyon, 2. bölümüyse 5,7 milyon kişi tarafından izlenmiş! Yani, her bölümde izleyici sayısı adeta bir tırmanışa geçmiş gibi. Bu da HBO’nun şatafatlı bir ipini çekme işini daha da eğlenceli hale getiriyor.
HBO’nun paylaştığı bilgiye göre; dizinin ilk 2 bölümünün ortalama izlenme sayıları da 21,3 milyona ulaşmış. Hani bir düşünsenize, bu kadar insan bir araya geldiğinde kahve içip dizi hakkında sohbet etmek istese, koca bir kütüphane dolusu insan olur! Bütün bu verilerden hareketle, önümüzdeki dönemde yeni rekorlar gelebileceğini söylemek mümkün. Peki ama HBO’nun en çok izlenen dizileri listesinde nasıl bir yer edinecek, orası bir muamma. Merakla bekliyoruz, 4. bölümü sabırsızlıkla takipteyiz.
Bu işin daha komik bir yanı var: Geçenlerde çarşıda dolaşırken, yaşımın ne olduğunu unuttum ve bir rafın üstündeki eski oyunları incelediğimi fark ettim. O eski oyunlar da HBO’nun eline geçince bu kadar seyirci çekebilir mi, diye düşündüm. İşte burada, yaratıcı uyarlamaların gücü işin içine giriyor ve insanların yüreğine hitap etmekle kalmayıp, cebine de girmeyi başarıyor. Bize de sadece izlemek düşüyor ve umarım bu izleme seansı en azından ciğerimizi bir nebze rahatlatır!