Yukarı Çık
Bildirimler
Şu anda, yeni bir bildirim mevcut değil!

Yeni bildirim olduğu zaman tam olarak burada karşına çıkacak.

11 dakika okunma süresi

5

Highguard: Nefret Kültürü ve Yenilikçi Oynanışın Çatışması

Highguard, nefret kültürü ile yenilikçi oynanışın çatışmasını derinlemesine ele alıyor. Oyun dünyasında yeni bir bakış açısı kazanın!

admin

4 saat önce

Highguard: Nefret Kültürü ve Yenilikçi Oynanışın Çatışması

Sosyal medya kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte ortaya çıkan bir kültür var ve ben bu kültürü pek beğenmiyorum. Bu kültürü tarif edecek olursak, şüphesiz ki bu “nefret kültürü” olur. Eskiden insanlar, bir oyun kendilerine hitap etmiyorsa; “Olmaz, bu benim tarzım değil,” diyebiliyordu. Ancak şu anki durumda, etkileşim bağımlılığı o kadar fazla ki, herkes popüler olan bir şeyin peşinden sürükleniyor. Sorun şu ki, bu koşuşturma çoğunlukla bilinçsiz bir şekilde gerçekleşiyor. Eğer olumlu yorumlar varsa, onları desteklemeye devam ediyorken, olumsuz olanlarla da aynı şekilde hareket ediyorlar. Ama kimse düşüncelerini ifade etmek istemiyor. İşte tam da bu yüzden Highguard’un duyurulmasından beri bu durum geçerliliğini koruyor. Oyunun tanıtım biçiminin pek hoş karşılandığını söylemek zor; bu konuda ben de “TGA 2025” dosyasında olumsuz düşüncelerimi dile getirmiş, hatta sert bir şekilde yorum yapmıştım. Ancak eleştirdiğim durum, oyunun kendisi değil, Geoff Keighley’in duyuru şekliydi. En büyük oyun etkinliğinin finalini böyle bir oyunla kapatmak, malzemeleri yersiniz. Bu durumdan kaçış yok. Duyurunun en çok zarar verdiği oyun doğal olarak Highguard oldu.

Highguard: Nefret Kültürü ve Yenilikçi Oynanışın Çatışması

Fakat burada tek suçlu Geoff değil. Geliştirici ekip olan Wildlight Entertainment, TGA’daki duyurudan sonra adeta bir sessizlik dönemine girdi. Ne bir paylaşım, ne bir fragman, ne de başka bir şey yayınladılar. Sadece çıkış gününe birkaç gün kala “Birazdan şu kadar gün kalacak!” gibi paylaşımlar yaptılar. O süre zarfında Geoff, çok daha kapsamlı reklam kampanyalarına imza atıyordu. Tarafından haklı çıkacağının söylenmesini istemek de bir başka konu. Ancak yapımcı ekip, oyunun çıkış gününe kadar sessizliğini korudu. Oyunun çıktığı gün ise sadece bir “Showcase” etkinliği düzenlediler. Yanlış anlaşıldıysa tekrar belirtelim ki, oyun çıktığında bu etkinliği yaptılar. İşte oyunun ilk duyurusuyla başlayan yanlış adımlar, çıkış günü itibarıyla da devam etti. Bu yüzden Highguard, insanlar arasında alay konusu haline geldi. Bu durum beni üzüyor. Çünkü oyunun arkasında Titanfall ve Apex Legends’ı geliştiren ekip var. Normal şartlarda bu bile insanları heyecanlandırmaya yeterken, geldiğimiz yer oldukça farklı.

Steam platformunda birçok kişi, yalnızca Geoff’a duyulan nefret yüzünden ve TGA’nın son duyurusundan dolayı “olumsuz” yorumlar yapmış. Oynama sürelerine bakıldığında ise pek çoğunun 0.1 saat, 0.2 saat gibi düşük sürelerde olduğunu görebiliriz. İşte benim nefret ettiğim “nefret kültürü” tam olarak bu. İnsanların gerçek hayattaki sıkıntılarını yanlış yerde, yanlış kişilerden ve başkalarının düşünceleri doğrultusunda aktarması.

Highguard: Nefret Kültürü ve Yenilikçi Oynanışın Çatışması

Anlattığım bütün bu drama yüzünden, neredeyse kimse oyundan bahsetmiyor. Makalelerde bolca kötülemeden, alay etmeden bahsediliyor. Oysa ben oyunlar üzerine sohbet edilmesini çok özledim. Sanki o dönemler sona erdi ve kimse artık oyunlar hakkında konuşmayı sevmiyor. Daha çok sosyal medya dolayısıyla etkileşim peşindeler. Bu durum kaçınılmaz olarak bizi de etkiliyor. Yazının ilk kısmının büyük bir bölümünü bunları anlatmakla geçirdim. O yüzden daha fazla dramaya değinmenin anlamı yok; şimdi Highguard hakkında biraz konuşalım.

Highguard Nedir?

Dürüst olmak gerekirse, yazının en zor kısmı burası. Highguard, birçok unsuru bir araya getiren bir karmaşaya sahip. Bu oyun, aynı anda yağmalama, Battle Royale, MOBA, bayrak kapmaca, üs savunma, bomba imha ve kurma unsurlarını barındırıyor… Gerçekten çok fazla! Bunu anlamak için bir maçı açıkladığımda daha iyi olacak gibi görünüyor.

Highguard: Nefret Kültürü ve Yenilikçi Oynanışın Çatışması

Öncelikle, birbirinden farklı özelliklere sahip olan sekiz karakterden birini kendi oyun tarzınıza göre seçiyorsunuz. Ardından ise, nasıl bir üssü korumak istediğinize dair oy veriyorsunuz. Maç öncesi işlemler tamamlandıktan sonra mücadele başlıyor. Burada ilk dikkatinizi çekecek olan şey, üssünüzde bulunan A, B ve çekirdek simgeleri olacak. Oyunun ana hedefi, bu simgeleri korumak ve düşmanın simgelerini yok etmek. Çekirdek, diğer iki bölgeye göre farklı; çünkü canı ne olursa olsun, patladığında oyunu sona erdiriyor. Buna çok dikkat etmelisiniz. A ve B’yi patlatmaları durumunda ise hem onların hem de sizin üssünüz hasar alıyor.

Tabii ki, bu noktaları düz bir silahla korumuyorsunuz. Binalardaki noktaları korumak için duvarları güçlendiriyorsunuz. Maç başlangıcında her oyuncunun beş güçlendirme hakkı var (Rainbow Six: Siege’i andırıyor) ve maç esnasında yapacağınız yağmalarla daha fazla güçlendirme satın alabilirsiniz. “Yağmalama ne demek?” sorusunu soranlarınız olabilir. Hemen açıklaayım.

Highguard: Nefret Kültürü ve Yenilikçi Oynanışın Çatışması

Güçlendirme aşamasından sonra iki dakikalık bir hazırlık süresi başlıyor. Bu süreçte haritanın çeşitli noktalarında sandık arayarak daha iyi silahlar ve ekipmanlar edinme şansınız var. Ya da çevredeki kristalleri toplayarak kendinize kaynak yaratabilir, mağazadan ihtiyaç duyduğunuz eşyaları alabilirsiniz. Ancak burada dikkat etmeniz gereken bir detay var: Haritadaki mağaza noktaları her maçta rastgele dağılıyor. Dolayısıyla, bütçeniz olsa bile beklediğiniz silahı bulamayabilirsiniz. Sandıklar da benzer bir düzende çalışıyor. Sandıkların yerleri her maç değişmiyor, bu da keşif öğesini bir süre sonra tamamen yok ediyor.

İki dakikalık hazırlık süresinin ardından “Shieldbreaker” kılıcı oluşmaya başlıyor. Bu durum haritada belirli noktalarda gerçekleşiyor. Sizin ve rakibinizin üssüne eşit uzaklıkta olan ortadaki üç bölgeden bir tanesinde kılıç oluşum süreci başlıyor. Bu sürecin tamamlanması bir dakika sürüyor. Eğer gerekli ekipmanları toplayabildiyseniz, bu bölgeye gitmek için yeterli zamanınız var. Zaten erken gitmek, gelecek düşmanlarla savaşmak için oldukça önemli. İşte bu alan, bayrak kapmaca kısmı olarak adlandırabileceğimiz yer. Kılıç oluştuktan sonra onu karşı üsse götürmeye çalışıyorsunuz.

Highguard: Nefret Kültürü ve Yenilikçi Oynanışın Çatışması

Sevgili okur, isterseniz burada derin bir nefes alın. Çünkü karmaşık gibi görünen bu unsurlar, bir veya iki maç sonrasında kafanızda daha net bir şekilde oturacaktır. Bu yüzden endişelenmenize gerek yok. Yazıyı okuyanlar arasında kaç kişinin oyunu deneyeceğini merak ediyorum… Ama bir şans vermelisiniz şimdiden, sonuçta bu oyun ücretsiz! Eğer hazırsanız maç kısmına devam edelim. Zira bayrağı… özür dilerim, kılıcı karşı üsse taşıdığınızda daha neler yaşanacak!

Rakibin üssünün kalkanını kırdığınızda baskın aşaması başlıyor. Burada tabii ki, rakibin A, B ve çekirdek noktalarını yok etmeye çalışıyorsunuz. Belirli bir süreniz ve takımınızın belirli bir toplam canı var. A ve B çekirdekleri patladığında 35’er can götürüyor. Kılıcı takarsanız, 30 can götürebilir. Yani ilk baskında iki çekirdeği patlatırsanız, toplamda 100 can götürerek maçı kazanırsınız. Ama hiç çekirdek patlatamazsanız ve rakip sıkı bir savunma yapıyorsa, sizin üssünüzün 30 canı gider.

Highguard: Nefret Kültürü ve Yenilikçi Oynanışın Çatışması

Bundan sonra döngü devam ediyor. Tek farklılık, silahların mavi değil mor olması. Bir tur daha geçerse, mavi değil, altın olacak… Klasik renk sıralama muhabbetlerinden bahsediyoruz. Dürüst olmak gerekirse, bir iki eksik dışında bu döngüyü oldukça sevdim. Dertlerimden biri, sandıkların her yerde aynı konumda olması ki, bu durum ilerleyen saatlerde pek keyif vermiyor. Diğer can sıkıcı nokta ise, üssünüzü savunmak için yalnızca duvar güçlendirme seçeneğinizin olması. Bir de taret koyabilsek veya mayın kurabilsek oyun daha eğlenceli olabilirdi.

Silahlarınızı Havaya Kaldırın…

Highguard gibi oyunlar, döngü ne kadar keyifli olursa olsun, oynanış konusunda zayıf kalıyorsa bir yere varamazlar. Counter-Strike, League of Legends gibi oyunların uzun yıllar süresince kendine yer bulabilmesinin nedeni, güçlü oynanış ve mekaniklerdir. Apex Legends gibi son dönemde dikkat çeken FPS oyunlarından birine imza atan bir kadronun arkasında olduğunu düşündüğümüzde, bu bölümlerde heyecanla bekliyoruz. Ancak hayaller ve gerçekler sıkça ayrışıyor.

Highguard: Nefret Kültürü ve Yenilikçi Oynanışın Çatışması

Öncelikle çatışmalardaki sorular önemli. Maalesef oyun, bu aşamada o kadar başarılı değil. Beklediğim tempo Apex Legends’ınkiyken, Valorant stiline yakın bir oynanış ile karşılaştım. Biraz daha taktiksel hareket etmeniz gereken, ama yer yer hızlı çatışma bitirme ihtiyacı hissettiğiniz bir tempo. Bunu sevsem de, oyun için uygun değil. Yeniden doğma süresi de oldukça uzun, yaklaşık 20 saniye bile olabilir ki, bu oldukça can sıkıcı bir durum.

Vuruş hissi açısından, maalesef iyi bir performans sergileyememişler. Silah mekanikleri güzel olsa da, geri bildirim konusunda zayıflık var. Başka oyunlarda düşmanlara mermi geldiğinde, kırılma sesleri duyarsınız. Bu oyunda ise, bu tür sesler yok. Bu durum, vurduğunuzu hissetmeyi zorlaştırıyor. Eğlenceli silah kullanımı açısından kayıp vermişler. Keşke bu noktaya daha fazla önem vermiş olsalardı.

Highguard: Nefret Kültürü ve Yenilikçi Oynanışın Çatışması

Silah çeşitliliği de olması gerektiğince sınırlı. Neredeyse Valorant kadar çok olmasa da, toplamda 9 silah seçeneği var. Oyunun son aşamasında Bigrig adlı bir silah daha açılıyor ve toplamda 10 silaha ulaşmış oluyoruz. Favorilerimden ikisi, M4’ten ilham alınan Vanguard ve yakın mesafe savaşlarda etkili olan Viper. Bu silahlar, hem atış hızı hem de denge açısından oldukça başarılı.

Silahlı çatışmalar dışında, bir diğer mekanik ise oldukça dikkat çekici olan at binme özelliği. Haritaları keşfetmek konusunda iş gören bu mekanik, heyecan verici bir deneyim sunuyor. Kullanırken atı koşturabilmeniz için, tuşa basılı tutmak yerine aralıklı basmaya ihtiyacınız var. Bu gibi detayları gerçekten seviyorum.

Highguard: Nefret Kültürü ve Yenilikçi Oynanışın Çatışması

Ayrıca oyunun hala çıkmadan gündeme gelen bir diğer önemli konu ise kahramanlar. 2016 yılında Overwatch’un çıkışından sonra, nişancı ve kahraman oyunları popülerlik kazandı. Highguard’ın içinde yer alan karakterler ise bağımsızlığı arttırarak oyunu çeşitlendirdi. Özellikle arkadaşlarınızla oynarken doğru seçimlerle ciddi avantajlar elde edebilirsiniz.

Genel olarak eksikliklerine rağmen oyundan keyif aldım. Ancak başka bir sorun var: Hazırlık süresi boyunca sadece eşya toplamakla vakit geçiyoruz. Bu süreçte, silahları kullanabileceğimiz ve kendimize bütçe oluşturabileceğimiz bir minyon kesme olanağı sağlansaydı harika olurdu. MOBA türünden daha fazla unsur ekleyebilirlerdi; çünkü mevcut haliyle bu hazırlık süreçleri gerçekten sıkıcı geçiyor.

Unreal Engine 5’in Etkisi!

Oyun dünyası, zaman içinde ilerlemesi gereken noktada, Unreal Engine 5’in yarattığı karmaşa yüzünden adeta geriye gidiyor. Işık izleme ve sahte kare sorunları yüzünden, yapımcılar optimizasyonu bir kenara bırakmış durumda. Highguard bu durumlardan muzdarip olan bir oyun. Rekabetçi FPS’lerde, çözünürlüğü 1080p yaptığınızda en az 144 fps alabilmeniz gerekiyor. Ancak oyunu oynarken bu değeri görmek bir kenara, 90-100 fps civarında takılmak zorunda kaldım. Bazı durumlarda 50 fps’ye kadar düştüğü olduğunu belirtmem gerek. Çok kötü bir durum.

Sesler konusunda da, daha önce belirttim gibi, tatmin edici değildi. Geri bildirim yetersiz. Diğer unsurlar da oldukça sıradan. Ancak oyunun müzikleri harika, epik bir savaş atmosferi kurarak gerçekten keyif veriyor. Yoğun maçlarda, düşmanın üsse saldırırken müzikler beni heyecanlandırıyordu.

Rekabet ve PR Yönetimi

Genel olarak, Highguard oynarken birçok keyif aldım. Sosyal medyada eleştirilenlerden çok daha kötü olduğu söylenemez, aslında kötü bir oyun da değil. PR kampanyaları, oyun dünyasının en değerli unsurlarından biridir. Eğer TGA sırasında son oyun olarak bir Divinity duyurusuyla karşılaşsaydık, o zaman Highguard daha az ilgi çekerdi. Geçmişte gerçekleşenden sonra olanlara çare yok. Kötü bir etkinlik yürütüldü ama hâlâ yapımcılara olan inancım tam. Çünkü kısa süre içinde oyuncuların talepleri doğrultusunda bir 5v5 modu eklediler. Bu sayede oyun hakkında daha olumlu bir etki oluşturulmaya başladı. Önlerinde daha uzun bir yol var ve ben oyunun geleceğinden meraklıyım.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmadı, ilk yorumu sen yapmak ister misin?