Geliştiricilerin bir oyun yapma hayalleriyle dolup taştığı bir dünyada, farklı yayıncıların fuarını da görmek mümkün. İşin aslı, Hooded Horse gibi bağımsız yayıncılar, indie oyunların evrenine el atıp, birçok oyunun altına hayat vermeye çalışıyorlar. Ama gelin görün ki CEO Tim Bender her köşe başında bir oyun stüdyosu kurmak yerine, istikrarlı bir gelişim ve juuuuuuuust kaliteli işler üzerine odaklanmayı tercih ediyor. Özellikle de her yeni bağımsız oyun stüdyosu açıldıkça, aradaki rekabetin ateşi yükseliyor. Adam sanki “Hooded Horse’tan daha fazlası yok” demek için arıyor fırsatları, ama o bunun zıttı bir tavır içinde içten içe ama kibarca tüm indie yayıncılarını eleştiriyor.
Bender’ın sözleri biraz sert, hatta patavatsız bile diyebiliriz! “Geliştiriciler, indie yayıncılardan uzak dursun!” demek, başkalarına bıçak saplamak gibi ama kesinlikle bir hikaye daha var burada. Geliştiricilerin her seferinde bir yayıncıya bel bağlamasının çoğu zaman riskli olduğunu en iyi bilenlerden biri o. Ve bunun sebebi genellikle iki taraf arasında gelişen ilişkilerin çoğu zaman “soma o kadar yakındık ki, sen git ben kalabilirim” olmasından kaynaklanıyor. Yani Bender beygiri hem düşündürüp, hem gülümsetiyor!
“İnsanlar benden nefret edebilir,” dediğinde aslında kimseyle dertleşmiyor, sadece kafasına koymuş. O da ne? Büyümek değil, büyük kalmak! Oyun stüdyoları güçlenmek için belirli bir düzeyden geçmek zorundalar. Ancak böyle yapılmadığında ya da sütteki beyazlığı görmediğinizde, işte o zaman işlerin her an patlak verebileceği bir senaryo ortaya çıkıyor. O yüzden, bu adamın kafasına girmeden önce biraz gözle pratiğe de ihtiyacınız olacak.
- Geliştirici dostu ol: Bender, elini taşın altına koyanların emeklerinin karşılığını zamanında vermek istiyor. Bunu görmezden gelmek o kadar da kolay olmamakla birlikte, işte burada, genel yayıncılık felsefesi devreye giriyor.
- Geliştiriciyi üzen değil, büyüten ol: Yani, bir oyuncuya veya geliştiriciye, “sen benim adamımsın” demek gibi değil, “gel iş birliği yapalım, birlikte büyüyelim” demek, işin temelinde var.
- Veri odaklı yaklaşım: Gamalytic ya da GameDiscoverCo gibi sitelerle çalışarak, hangi yayıncının gerçekten işini doğru yaptığını anlamak çok daha kolay hale geliyor. “O yayıncı altı oyunda 12 doları bile kazanmamış, ben bunu anlamadım” demektense, bu bilgileri araştırmak, yaygın kabulleri yıkarak karşılık vermek daha karlı!
Sonuç olarak, indie stüdyoları kendi oyunlarını kendi yayınlamalı ve eğer yayına gideceklerse, onların zihinlerinin gerçek sahipleri oluştuklarından emin olmalılar. Yani bir oyun geliştiricisi, kendi oyununu en iyi şekilde pazarlamak için doğal bir yetenek taşıdığına göre, onun çabalarını desteklemek işin en doğrusu. Çünkü bir zamanlar “indie dendi mi, kendi işini kendi yapar!” gerçeği kabul edildiğinde, hâlâ bunun geçerliliğini korumak, birçok sözleşme masasına ihtiyacı olmadan en iyi şekilde ilerlemek için gereken tek şey.