Birinci Oyun: Joel ve Ellie’nin Trajikomik Macerası
İkinci oyun kapıda, ilk oyunun maceralarını hatırlamadan geçmek olmaz. Merak etmeyin, çok fazla spoiler vermeden, Joel ve Ellie’nin başından geçenleri anlatacağım. Yalnızca dikkat etmeniz gereken bir şey var: Sakın “Spoiler neymiş?” diye sormayın, yoksa ben de buradan “Spoiler” diye fısıldayıp dururum!
Büyük Kayıp: Joel’un Dramı
Kahramanımız Joel, bir nevi “baba” gibi olan, ama aslında içten içe “baba” diye anılmayı bekleyen bir adam. Aşk hayatı, kızı Sarah doğduğunda eşi tarafından terk edilerek oldukça karmaşık bir hale geldi. Yani bir bakıma, bu adamın hayatı “Yalnızlık” şarkısını dinlemekle geçmiş. Ama Joel’in bir de kardeşi Tommy var, o da durumu biraz daha eğlenceli hale getiriyor.
2013 yılına geldiğimizde, Güney Amerika kırsalında Cordyceps mantarının mutasyona uğramasıyla bir felaket başlıyor. Bu mantar, gerçek hayatta karıncalara musallat olan bir şey. Ama ne yazık ki, oyunda insanları da ele geçiriyor. Yani kısacası, mantar “Sorumluluk” almadan yalnızca isyan ediyor. Salgın, hızlı bir şekilde tüm dünyaya yayılıyor, ve bu sırada Joel bir sabah uyanıyor ve “Bugün de kızıma güzel bir doğum günü hazırlayayım” diye düşünürken, her şey alt üst oluyor.
27 Eylül 2013 sabahı, Joel’un biricik kızı Sarah, babasına yeni bir saat hediye etmek için sabahı akşam yapıyor. Ama ne yazık ki, elinde saatle beklerken, suratına bir askerin “Hadi, buyrun” demesiyle hayatının en kötü günlerinden birini yaşıyor. Evet, tam olarak o an, gerçek bir baba olarak Joel’un kalbi parçalanıyor. Sarah, asker tarafından vuruluyor ve Joel, “Hayat ne kadar acımasız!” diye iç geçiriyor.
Küçük Bir Kız Çocuğu: Ellie’nin Hayatı
Filmi 20 yıl ileri sarıyoruz. Salgının ardından karantina bölgeleri kurulmuş. Joel, Boston’daki karantina bölgesinde, her gün uyanıp “Bugün de hayatta kaldım!” diyerek yaşıyor. Arkadaşı Tess ile birlikte, “Kaçakçılık yapalım da, ne olursa olsun para kazanalım” modunda, iş yapıyorlar. Yani bir bakıma, “Sokaklarda hayatta kalmayı öğren” kursuna gitmişler gibi.
Bir gün, dolandırıldıkları Robert’ın peşine düşüyorlar. Robert, “Beni dolandırdınız, şimdi ben de sizi dolandıracağım” diyor ve sonuç olarak Joel ve Tess, Robert’ın peşine düşüp onunla bir anlaşma yapıyorlar. Ama işin içine Ellie girince işler karışıyor. Ellie, bir gün ormanda kayboluyor ve bir grup tarafından yakalanıyor, ama sonunda Joel ve Tess’in yardımıyla kurtuluyor. Yani, Joel’un hayatında bir başka küçük kıyamet kopuyor.
Kardeşler Buluşuyor: Tommy’nin Rolü
Joel ve Ellie’nin yeni hedefi, Tommy. Tabii ki, Tommy’nin yanına gitmeden önce, eski dostları Bill’in yanına uğrayıp “Bize bir araba ver, yoksa yürüyerek gitmek zorundayız!” diyorlar. Bill, “Sadece araba vermiyorum, aynı zamanda köpeğimi de satarım!” diye karşılık veriyor. Biraz komik ama gerçek!
Pittsburgh’a vardıklarında, avcılar grubuyla karşılaşınca işler iyice karışıyor. Bir anda kendilerini bir aksiyon filminde gibi buluyorlar. Henry ve kardeşi Sam ile tanışıyorlar; dörtlü, “Birlikte daha fazlasını başarabiliriz!” diyerek yola koyuluyorlar. Ama Sam, ısırılınca işler çok daha dramatik hale geliyor. Kardeşini öldüren Henry, “Bunu yapmam gerek, ama içim çok kötü!” diye mızmızlanırken, Joel ve Ellie, “Tamam, biz de burada bir drama sergileyelim!” diyorlar.
Yeni Bir Yolculuk, Yeni Düşmanlar
Tommy’ye ulaştıklarında, her şey biraz daha sakinleşiyor. Ama her şeyin bir bedeli var; Tommy onlara Colorado Üniversitesi’ne gitmelerini öneriyor. “Orada belki biraz bilim buluruz!” diyor. Ama oraya vardıklarında, gerçek bir hayal kırıklığı yaşıyorlar. “Burası boş, biz niye geldik buraya?” diye soruyorlar birbirlerine. Tam bir “Sıfır noktasındayız” durumu!
Yolda bir saldırıya uğrayıp Joel yaralanıyor. Ellie, “Kışın ortasında, dağların arasında, zombi gibi yaşıyoruz, harika!” diyerek durumu komikleştiriyor. David ile karşılaştıklarında işler iyice karışıyor. “Seninle anlaşmaya varalım!” diyorlar ama Ellie, “Ben de burada kalmak istemiyorum!” diyor. Bir anda her şey yangın yerine dönüyor. Joel, “Yine mi?” diye iç geçiriyor.
Her Son Yeni Bir Başlangıçtır
Sonunda Salt Lake City’ye varıyorlar. Ama işler burada da bitmiyor. Joel, “Bir hastaneye gideceğiz, ama önce buradan sağ salim çıkalım!” derken, Ellie, “Biraz daha sabret, ben buradayım!” diyerek onu destekliyor. Ama en sonunda, ateşböceklerinin eline geçince, Joel’un “Bu iş burada bitmez” dediği an geliyor. Ellie’ye karşı olan duyguları, “Ben seni korumak zorundayım! Bu mantar da neyin nesi?” diye sorgularken, işin içine yalanlar giriyor.
Oyun sona ererken, Joel ve Ellie’nin ilişkisi bir başka boyuta geçiyor. “Bakalım, yarın ne olacak?” diye düşünmeye başlıyorlar. Ve elbette, ikilimizin macerası burada bitmiyor. Yani, bir sonraki oyunda yine komik ve dram dolu anlar bizi bekliyor!