Krafton, PUBG Battlegrounds oyunuyla adını duyurmuş olan Koreli bir geliştirici şirket. Şimdi ise projelerini genişletiyor ve yeni bir maceraya atılıyor. Evet, doğru duydunuz; Krafton, fantastik edebiyatın en çarpıcı eserlerinden biri olan Gözyaşlarını İçen Kuş için kolları sıvamış! Lee Yeongdo tarafından kaleme alınan bu eser, dört kitabı kapsayan bir seriyi oluşturuyor. Düşünün, bir zamanların en kötü sınav tarihleri ile dolup taşan kütüphanenizde birden dördüncü kitabı bulmuş gibi hissediyorsunuz. Ne heyecan verici bir gelişme değil mi?
Gerçekten de Krafton, bu geniş evrenin kapılarını açmak için yeni bir oyun geliştiriyor. Hayal gücünüzü zorlayacak yepyeni bir deneyimle karşı karşıyayız! Yani, Gözyaşlarını İçen Kuş evreninde kim bilir ne tür canavarlara, büyülere ya da en sevdiğimiz “Bu da neydi şimdi?” sorularına maruz kalacağız. Özellikle de bu projede, Star Wars ve The Avengers dünyalarında görev yapmış olan konsept sanatçısı Iain McCaig gibi yeteneklerin çalıştığı düşünülünce, işler daha da heyecan verici hale geliyor. McCaig’in sözleri ne kadar heyecan verici, bir o kadar da merak uyandırıcı. “Gözyaşlarını İçen Kuş, okuduğum hiçbir fantastik hikayeye benzemiyor,” diyor. Şimdi biz de kendimize soruyoruz: “Acaba, Gözyaşlarını İçen Kuş ne kadar garip?”
Krafton, McCaig gibi yetenekleri bünyesine katarken, kendisi de büyük bir işin altına imza atmanın eşiğinde. McCaig’in bu eser hakkında söyledikleri, öyle yalnızca bir övgü değil, aynı zamanda kitapların bizlere sunacağı derinlikli bir maceranın da habercisi. Yüzüklerin Efendisi veya Dune seviyesindeki bu eserin sadece bir oyunla kalmayıp, belki de bizlere çok daha fazlasını sunması muhtemel. Kim bilir, belki oyun çıkınca “Ben de oradaydım!” diyecek yeni bir fan kitlemiz olacak! İşte bu nasıl bir duygudur bilemeyiz ama kalp atışlarımızı hızlandırmaya yetecek bir sebep!
Bir yandan bu müthiş gelişmeler yaşanırken, diğer tarafta Krafton’un PUBG Battlegrounds oyununda Assassin’s Creed temalı bir crossover için Ubisoft ile işbirliği yaptığına dair haberler de var. Yani bir bakıma, hem “Gözyaşlarını İçen Kuş” evrenine dalacağımız hem de eski dostlarımızla savaşacağımız çok katmanlı bir deneyim bizi bekliyor. Aslında bu kadar çok işin bir arada yapılıyor olması bizlere” büyülü bir kamsırtma” hissi veriyor. Yani düşmanlarımızdan bir uzaylı mı, yoksa bir dublör mü, gelecek belli değil! Belki de evrende başka türlü çelişkiler yaşıyoruzdur, ya da Krafton aklımızla oynuyor. Gerçek şu ki, “Gözyaşlarını İçen Kuş” ile eğlenceli bir yolculuğa çıkmaya hazır olun; çünkü bu serüven, karşımıza sadece nefes kesen ve büyüleyici hikayeler çıkarmakla kalmayacak, belki de en soğuk kahramanların bile sıcak bir gülümsemeyle sahneye çıkmasına vesile olacak!