Marathon: Bungie’nin Yeni Oyununda Karanlık Bir Deneyim
Bungie'nin yeni oyunu Marathon'da koşuyoruz, ama merak etmeyin! Karanlık deneyimlerde kaybolurken bir ara su molası vermeyi unutmayın!
2 saat önce
Extraction Shooter oyunlarına olan ilgim sebebiyle bu anı uzun zamandır bekliyordum. Hani, Arc Raiders çıkmamış olsaydı bu oyunu ağzım sulanarak oynar, “Bunlar olamaz, bunlar gizli birer ödül!” diye etrafa koşardım. Yakın tarihte hızlı bir gelişme olmaması nedeniyle bu türde pek az seçeneğimiz var. Şimdiye kadar sadece “Escape from Tarkov” boşluğunu dolduruyordu ama durum çok daha güzelleşiyor. Son zamanlarda, bu türde daha birçok oyun görmeye başladık ve ben buna bayılıyorum. Mesela, herkesin incelemek için sabırsızlandığı ama benim için ‘şirin’ bir sabırsızlık olan Marathon, çıkışına çok yakın. Geçen hafta sonunu, “server slam” testi açık olan Marathon’u oynayarak geçirdim. Burada, oyunun kendisine geçmeden önce bahsetmem gereken birkaç önemli detay var. Başlıktan da anlayabileceğiniz gibi, bu bir ön inceleme. Yani, detaylara girmeden ilk izlenimlerden bahsetmek niyetindeyiz.

Karanlığı Sadece Silahınızın Ateşi Aydınlatacak…
Az önce de dediğim gibi, oyun hikâyesine tam olarak girmeyeceğiz. Fakat oynanış ve hisler konusuna değinmemiz gerekir. Fragmanlarda oyun, göz alıcı bir görsellikle öne çıkıyordu. Ama oynanış konusunda kafamda bazı soru işaretleri vardı. Bir “olmuyormuş” hissiyatı vermiyor muydu? Ama bir yandan Bungie’nin yıllardır sektördeki engin tecrübeleri, beni şüphelerimden arındırdı. Bungie diye bir gerçek var; bu adamların kötü bir oynanış çıkarması mümkün mü? Yok, boşuna seni 30 yıldır bekletip buralara kadar gelmediler. “Silah oynanışı” konusunda oldukça bir kapı aralamışlar! Silahların hissiyatları, geri tepmeleri ve kullanma şekilleri oldukça detaylı ayarlanmış. Her bir silah, kendine özgü bir hazzı beraberinde getiriyor. Fakat şu an için silah çeşitliliğinin yeterli olduğu söylenemez, umarım Bungie bu konuda elini çabuk tutar.
Şimdi çatışmalara gelelim; yapay zeka düşmanlar öyle basit “ben buradayım, ateş et” takılmıyorlar. Hayır, hayır! Takım oyununu zorlaştırmak için akıllıca hamleler yapıyorlar. Biri el bombası ile köşeye sıkıştırırken diğeri kanattan saldırı yapıyor. Korkunç, cidden korkunç; “boss unit” olanların sahnelerde proximity chat taklidi yapması fena! İlk duyduğumda, “altıma ettim” dedim. “Hero” ya da diğer adıyla “Shell” ile oynama fikri beni hem heyecanlandırıyor hem de bir korku sarıyor. Çünkü çoğu başka oyun deneyimleri bu tür denemelerden sonra geride hayal kırıklıkları bırakıyor. Ancak Marathon’daki karakterler, ana oyun kurgusunun gölgesinde kalmadan yan unsurlar halinde güzelce entegre olmuş. Tek kişilik ve çok kişilik oynarken de taktik geliştirmek daha keyifli. Hatta sadece tek kişi oynarken bambaşka “Shell” seçenekleri sunması gerçekten ilginç.

Oyuncu kitlesi ise, Arc Raiders’daki “ay canım, ay kuzum” tadında değil. Hâlâ tehdit altında hissettiriyorlar! Gerçek bir savaşta gibi hissediyorsunuz. Ancak sosyal açıdan biraz zayıf olduklarından sürpriz unsuru bir hayli azalabilir. Bu da uzun vadede bağlılık hissiyatınızı zedeleyebilir. Çünkü rakip Arc Raiders’ı ayakta tutan unsurların çoğu bu sosyal etkileşimlerden geliyor. Yine Arc Raiders ile karşılaştırmak gerekirse, haritaları araştırmak ve loot yapmak daha eğlenceli. Marathon’da ise bu hissiyat yok. Bilmiyorum belki de bir içsel çatışmam var; ama gerçekten böyle düşündüm.
Öte yandan konsol tarafında da genel bir hantallık mevcut. Uzun zamandır COD tarzı oyunları PC’de oynamaya başladığım için mi hedef almayı unuttum bilmiyorum. Ancak gamepad ile hedef almak oldukça güç. Menülerde dolaşmak için “d-pad” kullanamıyoruz; sol analog ile mouse’u yönetmek zorundayız. Bu da bambaşka bir hantallık katmanını oyuna ekliyor! Ah, Sony ah… Keşke tüm kodları biz PC’cilerle paylaşsaydın.

Görev atmosferinde emek harcamanızın zorunlu olduğu bir yapı var.
Bu türün stresli ve heyecanlı yapan kısmı da burası; görevler! Şimdilik, işten sonra birkaç saat oturup oynayayım gibi bir his vermiyor. Gerçekten yoğunlaşmanız gereken bir yapı söz konusu. Karakter geliştirme gibi unsurlar da zaman alıyor; haliyle birçok kişi için bu yorucu olabilir. Ama görevlerden alınan ödüller gerçekten işe yarıyor! Hem yeni ekipmanlar kazanıyorsunuz hem de karakterinizi yükseltebileceğiniz materyalleri elde ediyorsunuz. “Vay be, sonunda bir zahmet güzel bir ödül vermişsin!” dedirtmeyi de unutmamalılar.
ATMOSFER, ATMOSFER VE DAHA FAZLA ATMOSFER!
Bungie, tasarım konusundaki pek çok eserini beğendiğim firmalardan biri! Halo ve Destiny serilerinin büyüsüne kapılmış bir sıradan oyuncu olarak, Marathon’un görsel beklentilerim oldukça yüksekti. Fragmanlarda gördüğüm kadarıyla, sanatsal anlamda etkileyici görünüyor. Kum ve toprak dışında oyun dünyası oldukça ilginç bir havaya sahip. Renkleri kullanma biçimleri cidden harika! Ancak karakter tasarımlarında bazı zayıf noktalar var. Yapay zeka düşmanların tasarımında sorun yok ama robotlar ve insanları ayırt etmek zor olabilir; şekiller bariz farklı olsa da yakınlaştığınızda ayırt etme gücünüz azalmıyor.
Ses tasarımı ve kullanımı, atmosferi müthiş bir şekilde destekliyor. Şu sıralar Resident Evil Requiem yeni çıktı ya, bazı anlar o kadar gerginleştirici oldu ki neredeyse “RE9”u yaşatıyormuş gibiydim! Fakat bazı durumlarda adım seslerini tam olarak anlayamıyorsunuz; ses üst kattan mı geliyor, alt kattan mı? Bu karmaşa dikkati dağıtıyor. Rekabetçi bir oyunda, bu durum zaman zaman ciddi can sıkıcı olabiliyor.
SON SÖZLER!
Yazım belki biraz yüzeysel kalmış ama şu an her şey ortada değil. Marathon gerçekten pek çok detay sunacak gibi duruyor; onları paylaşmak için de en az bir 25-30 saat oynamak lazım. Umarım kafanızda bir şeyler oturmuştur; çünkü başka “CONCORD” vakası yaşamak istemiyorum. Yani işin özeti, Marathon’un artı ve eksi sayısı eşit olabilir ama oyun deneyimine artıları kesinlikle daha fazla katıyor. Genel oyun kalitesi, Arc Raiders seviyesinde değil; ama daha ölümcül ve tehditkâr bir deneyim arayanların bu oyunu tercih etmeleri oldukça muhtemel.
Henüz yorum yapılmadı, ilk yorumu sen yapmak ister misin?