Yukarı Çık
Bildirimler
Şu anda, yeni bir bildirim mevcut değil!

Yeni bildirim olduğu zaman tam olarak burada karşına çıkacak.

4 dakika okunma süresi

3

Ölüm Bahçeleri: Çiçeklerin Kötü Tarafı ile Yüzleşin

Çiçekler güzeldir ama her güzelin bir çirkin yanı vardır! Ölüm Bahçeleri'nde çiçeklerin kötü tarafıyla tanışmaya hazır mısınız?

admin

25 dakika önce

Ölüm Bahçeleri: Çiçeklerin Kötü Tarafı ile Yüzleşin

Unclear Games, bu sefer bizi oldukça ilginç bir yolculuğa çıkarıyor. Hani, çiçekler sadece baharda açmaz – bazen kışın da açılan çiçekler olur ama onların hikayesi “Ölüm Bahçeleri” adında bir tanıtım videosuyla başlıyor. Kimse bu kadar çiçek özlemine cesaret edemez, ama Jessica Park gerçekten risk almayı seven bir karakter. Geliştiricilerin öne çıkardığı komik durumlar ve absürt olaylarla dolu çiçek dolu bir kasabaya doğru yola çıkıyor. Görünüşe göre bu ithaf edilen çiçek siparişi, perili bir kasabanın kapısını açabiliyor. Hani, “Güzel çiçekler sipariş ettim” diye düşünürseniz, sonra onların canavara dönüştüğünü görebilirsiniz. Evet, o kadar da masum değil, bildiğiniz gibi…

Jessica’nın güzel çiçek aranjmanını teslim etmek üzere yola çıkarken düşündüğü tek şey, günlük kaos içinde kaybolmaya ne kadar yaklaşabileceği. “Joycliffe” adlı kasaba, adını duyunca aklınıza hemen huzurlu bir yer gelsin istemiyoruz çünkü bu kasabada işler pek de göründüğü gibi değil. Korku ve gücün sergilendiği bir yer haline gelmiş. Ölümlü bir hastalık, kasabanın çiçeklerini kırmızı renge bürüyerek kontrolsüz bir şekilde büyümekte! Kısa sürede çiçekler muhtemelen “Canavar İmparatorluğu” yaratacakmış gibi bir hale geliyor.

Ölüm Bahçeleri, mevcut durumunla o kadar absürt hale geliyor ki, sanki bir çiçek serasına girmiş sinirli bir çiçekçi ile karşılaşıyorsunuz! “Ölümün bahçelerinde hayatta kalın” derken, sanki bütün bu çiçeklerin hoş kokularından kaçarken keskin dikenlerine çarpmak zorundaymışsınız gibi hissettiriyor. Her adımda bir risk, her köşede bir tehlike var. Ama korkmayın, Jessica’nın elinde bilgi ve cesaret var! “Sensiz olmaz, çiçeklerim!” diye bağırmadan duramayacak kadar hırslı bir karakter.

Fragmanda gözüme çarpan bir diğer konu ise acının tohumlarıyla mücadelenin çokça vurgulanması. Yani, “Ölüm Bahçelerinde kim hayatta kalacak?” sorusu sanki herkesin aklında dönüp duruyor. Hani bu çiçeklerden zarar anlamında bahsediyorsak ve tabii ki renklerinin eğlenceli yanı var ama sonuçta bu bir “çilek tarlası” değil. Hayır, bu bir Silent Hill estetiği değil, ama o eski günlerin korku oyunları kesinlikle bir yan etki yaratıp, Unclear Games ekibini ilham kaynağı yapıyor. Geçmişin izleriyle dolgun bir şaka gibi, korkuyu hissetmeden sevimli çiçekler taşımaya çalışmak muhteşem bir zıtlık oluşturuyor.

Bilmiyorum, belki de kasabada yürürken bir tuhaf ilişki hissedeceğiz. “Oooo, bu çiçekler de bana bakıyor!” diye düşünebiliriz. Öyle ya da böyle, bu oyun bağımsız bir yapım olarak kendini göstermekte ve bakıldığında oldukça umut verici bir yaratılıştan bahsediyoruz. Evet, belki Silent Hill kadar derin değil ama Whoa! Gerçekten özel bir şey olma yolunda ilerliyor. Eğlence ve gerilim ikilisini harmanlayan bu yapımda, köyün karanlık sokaklarında dolaşırken bir de güzel bir çiçeğe çarpılabiliriz, bu tamamen ihtimal dahilinde!

Sonuç olarak, “The Florist”, çıkış tarihi olarak henüz net bir tarih vermemiş olmasına rağmen, bir anda karşımıza çıkmak için sabırsızlanıyor gibi. Görünen o ki sıradan bir gün çiçek siparişi vermek, korkunç bir deneyimle sonuçlanabilir. Bakalım, belirtilen tarih içinde çıkış yapabilecek mi? Bu küçük çiçekçi, korku oyunu deneyimi sunabilecek mi? Bütün bu soruların yanıtları, yapımın ilerleyen günlerinde gizli kalacak gibi görünüyor! O zaman, elinize bir saksı çiçek alın ve bu hikayenin nasıl gelişeceğini izlemeye başlayın!

Yorumlar

Henüz yorum yapılmadı, ilk yorumu sen yapmak ister misin?