Sony’nin PlayStation Plus aboneliklerine yönelik açıkladığı ilk sayılar adeta birer zen fırtınası gibi. İnsanlar bu fırtınanın içindeki değerli hazineleri bulmaya çalışıyorlar. Bakalım, bu fırtınanın nelere yol açtığını birlikte göreceğiz. Abonelerin %30’unun pahalı seçenekleri tercih etmesi, adeta bir moda akımına dönmüş durumda. Yani “Ben daha fazla para veriyorum, o yüzden ben daha mutluyum” hissiyatı bazı oyuncular arasında oldukça yaygın.
İlk bakışta, kullanıcıların %17’sinin (8 milyon) Premium seviyesine abone olması ve %13’ünün (6.1 milyon) Extra seviyesinde oyunu tercih etmesi, pek de sıradan bir durum gibi görünmüyor. Madem hayat kısa ve oyunun tadı çıkarılmalı, o zaman niye 40 TL’ye oynayıp, 70 TL verip daha fazla eğlenceye ulaşmayasınız ki? Sonuçta oynanan oyunlar, zaman zaman yaşadığımız sıkıntılara bir nevi panzehir oluyor. 31 Mart itibarıyla toplam kullanıcı sayısının 47.4 milyon olması ise gözlerimizi parlatıyor; çünkü bu bir kalabalık yaratıyor, adeta bir oyun festivalinin kapılarını aralıyor!
Sony, PlayStation Plus’ı üç farklı seviyede sunuyor. İlk ve en ucuz olan Essential seviyesi, online oyunlar oynamak isteyenler için ideal bir seçenek. Yani, eğer bir “multiplayer” çılgınıysanız, bu sizin için birebir! Sonrasında gelen Extra seviyesi ise dev bir kutu dolusu kendi içinde bir hazine avı gibi. PS4 ve PS5 için birçok oyuna erişim sağlarken, sıkılmaya fırsat bulamıyorsunuz. Ancak en çok dikkat çeken seviye Premium ya da bizim dilimizdeki ismiyle Deluxe… Bu seviye, kullanıcıların oyun oynamasını ve geçirdiği zamanı çok daha kıymetli hale getiriyor. Çünkü Premium aboneler, sadece PS4 ve PS5 oyunları değil, Sony’nin diğer konsol nesilleri ile beraber bir klasik kütüphaneye de erişim sağlıyor. Yani, nostalji soslu oyunların tadını çıkarabilirsiniz!
Öte yandan, ülkemizde bu aboneliklerin fiyatları oldukça ilginç. Essential aylık 40 TL, Extra 60 TL, ve Premium 70 TL’ye satılıyor. Yurtdışında ise bu paketlerin fiyatları 10$, 15$ ve 18$ gibi daha makul rakamlar. Kısacası, yurtdışında oyun oynamak, sanki bir tatil beldesinde dinlendirici bir gün geçirmek gibiyken, bizde bir cep telefonu almanın hayalini kurmak kadar masraflı bir hâl alıyor. Bu farkı görünce insan kendi kendine “Neden ben bu çileyi çekiyorum?” diye düşünmeden edemiyor.
Kim bilir, belki ilerleyen zamanda Sony, oyunlarını ülkemizde daha uygun fiyatlarla sunmaya başlayacak ya da “Bütün oyuncular bir arada, haydi bakalım!” diyerek büyük bir kampanya başlatacak. O zaman biz de cebimizdeki paraları “Hadi canım, tıka basa oyun doldurabilirim!” diye harcayacağız. Düşünün ki, bir Premium aboneliğin ay başında alınması, cebinizi yarı yarıya boşaltıyor. Ama bir yandan da “Sonuçta yaşam bir oyun” diyerek tüm bunları kendimizi kandırarak geçiştirebiliyoruz. Oyun oynamanın verdiği mutluluğu, cebimizdeki paranın verdiği kahrın gölgesine gömmemek lazım!