Quantic Dream’dan Yeni Bir Dönüşüm: Spellcasters Chronicles İle Tanışın!
Quantic Dream, büyücülerin dünyasında dans etmeye başladı! Spellcasters Chronicles ile sihir, komedi ve biraz da karmaşa seni bekliyor!
6 ay önce
Quantic Dream’in başı David Cage, stüdyonun ilk çok oyunculu oyunu üzerinde çalıştıklarını duyurduğunda, gözler bir anda ona çevrildi! “Bunlar da ne, şimdi gerçek mi?” der gibi, pek çok oyuncu heyecanla beklemeye koyuldu. Ve sadece birkaç saat sonra, o büyük haber geldi: “Spellcasters Chronicles” resmi olarak tanıtıldı! Hemen herkesin kafasında aynı soru belirdi: “Quantic Dream, strateji ve aksiyonun buluşma noktası olan bir oyunun neresindesin?” Kıskandıracak bir komedi sahnesinde, Quantic Dream’in anlatı odaklı oyunlardan çok farklı bir alanda, mutantsız(!) bir türde ortaya çıktığını söyleyebilirim. Bize sadece daha önceki oyunlardaki “hikaye” derdinizi unutturmakla kalmıyor, aynı zamanda bizi fantastik bir dünyanın içine çekiyor.
Spellcasters Chronicles, 3’e 3 formatında oynanan takım tabanlı bir strateji ve aksiyon oyunu olarak tanımlanıyor. Tıpkı bir evin içinde bir bilgisayar oyunu oynarken er geç “bu odada kim var?” diye sorduğumuz gibi, oyuncular burada bambaşka bir gerçeklikle tanışıyorlar. Her biri kendi ilginç kimliği ve olağanüstü yetenekleri olan Spellcaster diye adlandırılan büyücüleri kontrol eden oyuncular, arenaları uçuşa geçmekte ve rakiplerinin ‘Lifestone’larını yok ederek zaferi kazanmak için giriştikleri mücadelelerde yer alabiliyor. Tam bir aksiyon dolu macera! Hani sırtımızda bazen oyuncaklardan oluşan bir çanta ile dolaşırız ya, işte burada tüm o kartları kullanmak için yapmanız gereken tek şey, doğru kombinasyonları bulmak.
- Oyuncular, 50’den fazla büyü ve yaratık çağırma kartı arasından seçim yapabiliyor.
- Dev ve güçlü Titanlardan birini seçmek zorundalar; aslında bu Titanlar, oyunun ilerleyişini etkileyebilecek yıkıcı kreatürler. Yani, merak etmeyin, panik yok!
- Her maç tam 25 dakika sürüyor, bu da hem zaman yönetimi hem de stratejik karar alma becerilerinizi zorlayacak.
Oyun yönetmeni Gregorie Diaconu, “Spellcasters Chronicles, yaratıcı bir deney olarak başladı; hikaye anlatımına olan tutkumuzu paylaşılan, yaşayan bir dünyaya aktarma fırsatıydı,” diyor. Bu sözler adeta bize, “Bizi eski klasik Quantic Dream oyunlarımıza kısıtlamayın, biz burada yeni dünyalar yaratıyoruz!” diye haykırıyor. Sanki kendi üniversite yıllarında, “Çalışma grubu projemiz var, gel bize katıl!” diyen o arkadaşını hatırlatıyor. Ama bu sefer aradan çıkan sadece bir proje değil, bir devir dönüşü!
Betaların kapılarını büyük bir heyecanla çalacak olan oyuncular, Spellcasters Chronicles’ın resmi internet sitesine uğrayarak kayıt olabiliyor. Şimdiden epeyce ilgi çekmiş durumda. Yenilikçi bir bakış açısıyla tasarlanan bu oyun, belki de yıllar sonra “Herkes bir şeye dokunmuşken neden bu kadar geç oldu?” diye düşüneceğimiz bir dönemin ilk ateşleyicisi olacak. Şu an bile “Ben de o arenada dünyayı fethe çıkmak istiyorum!” diyenler yok mu? Sadece bir adım ötesi, kayıt formunu doldurmak! Haydi bakalım, arenada kim dövüşecek? Belki de en iyi “üstümdeki tişört” eşliğinde ben gireceğim, kim bilir!
Henüz yorum yapılmadı, ilk yorumu sen yapmak ister misin?