2022 yılı, oyun dünyasında bomba etkisi yaratan bir yıl olarak kaydedildi. Bu yıllarda, biraz pastalı biraz şekerli bir tat katmayı seven oyuncuların sabırsızlıkla beklediği rebel koalisyonu olan Rebel Wolves, The Witcher 3’ün geliştirici ekibinden gelen marifetlerle birlikte, ilk oyunları olan Blood of Dawnwalker ile sahneye çıkmaya hazırlanıyor. İlk tanıtımları sanki bir şölendi; kokteyl, ikram tabakları ve tabii ki “sen ne dersen de ben onu yaparım” edasıyla tüm oyuncuların iştahlarını kabartmayı başardılar. Adamlar, ilk oyunu çıkmadan önce daha çok konuşuldu ve merak ettirildi. Dün akşamki “Çıkışa Doğru Etkinliği” tam anlamıyla bir şovdu, hem de bir saat boyunca süren, yemek molası vermeden izlenebilecek heyecan dolu bir yayın! Kimi zaman şok olduk, kimi zaman kahkahalarla güldük, ama en sonunda çıkış tarihini öğrenmek çok güzel oldu: Eylül ayında, pardon, bu tarih görünürse gerçek dünyada da uyandıralım, 3 Eylül’de Blood of Dawnwalker raflarda! Haydi oradan, bu oyunun hikayesi nedir, nasıl bir macera bizleri bekliyor, hemen onun peşine düşelim.
Etkinlikte ilk gösterim, oyunun ihtişamlı fragmanıydı. İzleyiciler, ekranlarında oynarken sanki Vampirler yağmurdan sonra bi çıkıyor, tozdan, toprağından kurtulup havada süzülen güvercinler gibi sahneleri gördüler! Arka planda çalan müzik, insanı derhal o karanlık dünyaya çekti. İzleyenlerin meraklı gözleri, sonra da sıcak çikolata gibi bir oynanış videosuna döndü. Merak ettik ve onları izledik; somut bir oyunun az çok ne denli bir sürükleyiciliği olduğunu gösterdi. Neyse ki meraklı zihinlerimiz boşa harcanmadı. Bir sonraki aşama, tüm etkinliği toparlayan bir program videosu oldu; şayet izlemek isteyenler için çok güzel bir edilmiş, yürekten bir armağan haline getirilmişti.
Rebel Wolves ekibi, yaptığı açıklamalarla oyunculara olan güvenlerini ardı ardına sıraladılar. Stüdyonun kurucusu Konrad Tomaszkiewicz’in, rol yapma oyunlarına olan tutkusunu sürekli olarak vurgulaması ilginçti. “Bu stüdyo, RYO’lara duyulan aşkın doğuşudur” diyerek, bu ruhu hissettiriyor. Kim bilir, belki de kutsal kitaplarının bir sayfası “Çünkü ‘oluş’ başkadır, ama ‘seçim’ başka!” diyordur. Konrad’ın aklında geçen o yürekten gelen sözler, “En sevdiğim oyunlar listemde ilk sıralarda Eye of the Beholder ve Betrayal at Krondor var. Sonrasında Ultima 7, Baldur’s Gate, ilk Fallout ve daha da önemlisi, Vampire: The Masquerade – Bloodlines geliyor” demesi epey dikkat çekici. Hayatında kaç tane hata (bug) vardı ama o kadar güzel bir hatıra olmuş ki, işte bu da belki yeni projeleri için ilham kaynağı olmuştur.
Konrad, “Rol yapma oyunları, bana seçim yapma özgürlüğü veriyor” derken, bu heyecanı dinlendiriyor. Blood of Dawnwalker’da, bu önemli özgürlük meselesine sıkı sıkıya bağlanmışlar. “Oyuncular, istedikleri gibi yollarını çizebilir. Ana görevimizi tamamlarken, hedefe ulaşmak için birkaç yol sunuyoruz.” Bu durum, tüm mekanıkları keşfetmek için ferah bir zemin sunuyor. Oyun, adeta sanki bir haritanın üstünde dans eden birkaç renkli çizgi gibi!
Oyun yapımcıları, “Giriş bölümü sona erdiğinde, oyuncularımız kendi hedeflerine yönelmektedir. Ama hala yapabileceğiniz pek çok ilginç görev var, tabii ki bazıları yan görev gibi dişinden fıslatılan türlü türlü durumlardan ibaret.” Ayrıca görevlerin “ana görev” veya “yan görev” olarak sınıflandırılmadığını söylemeleri, “Hadi ama, istediğiniz şekilde ilerleyebilirsiniz!” dercesine gamzelerini gösteriyor. Burada dikkat çekici olan şey bu; çünkü ana hedef, oyuncunun yaptığı her harekette yerinde duruyor. Bu, oyun sonu ekranını sadece keyif almak için olduğu gibi tutuyor. Ah o prensipli hamleler, oyun dünyasına yeni nefes getirecek gibi duruyor.
Bu kadar özgürlük ile el ele, bir nehrin kenarında oturup balık tutma keyfini edinebilir ya da yüksek dağlardan kayarak inme yolunu seçebilirsiniz, bu tamamen sizin tercihinizdir! Gerçekten de puanlama buydu. Bu alan, her biri kendi tesirini yaratacak unsurlarla doluydu. Geliştirici ekibin önceki tanıtımları, her yönüyle dikkat çekerken, The Legend of Zelda: Breath of the Wild ile kıyaslanması şaşırtıcı bir çarpan etkisi yarattı. Eylül’de başlayacak olmanın heyecanını yüreğimizde hissetmek için birkaç ay beklememiz gerekiyor. Blood of Dawnwalker, oyunun gerçek gücünü kanıtlayabilir mi? Asıl sorunun ta kendisi burada, ama işte bu yüzden 3 Eylül‘de kendisini dört gözle bekliyoruz, gözlerimiz açık bir şekilde takipteyiz!