Oyuncular olarak dört kişilik co-op oyun duyurularından epey sıkıldığımızı itiraf edebilirim. Hani daha önce GTA Online’ın soygun görevlerine el attığım o güzel bahar günlerinden beri hemen her co-op oyununda bir umut ışığı arıyorum. Ve içten içe diyorum ki, “bir gün GTA gibi sağlam bir co-op oyunu çıkacak ve beni mutlu edecek.” İşte bu arada Arkane, en sevimli korku yaratıcımız olan vampirleri de işin içine katınca, merakım tavan yaptı tabii ki. Bethesda Türkiye’den oyunu önden denemek için davet alınca, koşarak gittim. Elimde bir vampir kazığımı tutarak 1.5 saat boyunca sokaklarda dolaştım ve sonuç olarak içimde bir parıltı var.
Bu sefer, bizi iki haritadan ilkine bıraktılar. Dört karakterin yedinci seviye versiyonlarıyla donatıldık ve elimize akla gelen her tür silah verilmişti. Silah tasarımından kullanım hissine kadar hepsi çok iyiydi. Badass bir tabanca, havalı bir pompalı ve tabii ki bir keskin nişancı tüfeği… Redfall’un atmosferine uygun olarak tasarlanmış gibiydiler. Silahları kullanırken insanı mest eden bir tat bırakıyorlar. Yanlarına bir de vampirleri avlamak için oluşturulmuş ultraviyole silahlarını eklediğinizde ise silah çeşitliliği oldukça etkileyici bir hal alıyor. Ama dikkat! Doğru silahlarla uygun avları bulmak, bu işin getirdiği zorlukları da beraberinde getiriyor.
Oyunda bir ganimet sisteminin var olduğu doğru; mavi, yeşil, mor ve turuncu hatta efsanevi silahlar bulabiliyoruz. Ancak, bu turuncu silahların gerçekten farklı bir tasarıma veya mekaniğe sahip olup olmadığını anlamak için daha çok zaman harcamam gerek. Çünkü bulduğum bir turuncu tabancayı gördüğümde, “bu gerçekten özel mi, yoksa sıradan mı?” sorusu kafamda dolanıp durdu. Arkane’in ganimet mekanikleri daha önceki oyunlarında benim için pek mükemmel olmamıştı. *Deathloop’ta* da benzer bir sistem vardı, ama bulduğumuz silahların gerçekten “özel” hissettirdiği durumlar yoktu. Burada durum biraz daha farklı görünüyor, çünkü daha iyi silahlar bulmak sanırım oyun içinde çok daha kritik bir noktada olacak.
Silaha dair meseleleri bir kenara bırakacak olursak, oyunun para sistemi de bana biraz yavan geldi. Dishonored’daki gibi bir sistem kullanılıyor; etraftan değerli eşyalar topluyoruz, ama bu sefer Dunwall’un eşsiz eşyalarının yerini bazı basit ıvır zıvır almış durumda. Yani, akü gibi şeyler toplarken kendimi hiç de zengin hissetmiyorum. Herkesin güzel tablolarını topladığı bir dünyada, benim çantamda ne var, ona bir bakın! Aaa büyük bir kutu içerisinde bir tornavida! Aman Tanrım, ne kadar harika bir içindekiler seti! Şıklık bir kenara, bu durum oyun deneyimini biraz köreltiyor gibi.
Etkinlikte birçok oyuncu vardı ama herkes oyunu kendi başına oynadı. Dolayısıyla, co-op deneyimi nasıl olur, kestiremedim. Arkane’in hikaye anlatım stilinin, öncekilerde olduğu gibi olduğu aşikardı; ama bu, Redfall’un co-op doğası ile bir çelişki yaratabilir. Arkane, çevresel hikaye anlatımına önem veren bir stüdyo. Eşyalarla ve ortamla hikaye anlatıyor ama oyuncular arasında bir iletişim bekliyorsak, herkesin notları okumasını ve sabırlı olmasını ummak biraz zor. Etkinlikteki senaryo görevinde, dört büyük vampir tanrısından biri olan The Hollow Man’in geçmişine dair detayları izlemek zorundaydık. Düşünün, çevremdeki diğer oyuncuların sabırsızlığını! Kim bilir, belki de o an sürekli şebeklik yapacak kişilerle rastgele eşleşmek, benim için tam bir kabus olurdu!
Oyun, vampire bağımlı olan düşmanlarımızla dolu; özetle, “Cultist” olarak adlandırılan insanların kafasını hızlı bir şekilde keserek indirebiliyoruz. Fakat vampirlerle mücadele etmek o kadar kolay değil! Onları kazıklarken, zaten dizlerinin dibimde dans eden bu uzun kollu yaratıklara karşı ne kadar savaşmak zorunda kalacağım konusunda pek bir garantim yok. Ama, bu da bir strateji! Sağlıklarını azaltıp, tahta kazığı sokmaya çalışırken kendimi bir tür vampir avcısı gibi hissettim ki, bu da oldukça eğlenceli. Ancak bu işin bir alternatifi var; UV ışınları sayesinde onları etkisiz hale getirebiliyoruz. O oyun alanına girip çıkmak, tıpkı bir macera kitabı okur gibi hissettiriyor.
Oyun bulduğumuz vampir yuvalarında birkaç ekstra bonusa sahip olabiliyoruz. Yani, hem yeni silahlar hem de bonusları bulabileceğimiz alanlar yaratıyor. Ama şu an onu devasa bir ambalaj kağıdında yeni bir yerde bulacak mısınız?! Sanmıyorum! Oynadığımız ana görev haricinde yan görevler henüz aktif değil ve harita biraz kısıtlıydı. Ama dediğim gibi, o yaratıcılığı keşfetmek eğlenceli bir yolculuk. Yaratıkların aniden peşimize düşmesi de cabası!
Umarım Redfall’da, Arkane’in hikaye anlatımını co-op yapısıyla başarılı bir şekilde birleştirir. Hem de tüm bu saydığım sıkıntılara rağmen “vay be, bu oyun ne kadar güzel!” dedirten bir içerik sunabilmelerini umuyorum. Bekleyip göreceğiz, Mayıs başında tüm bu sorularımızın cevabını alacağız! Hadi, gelin dört kişilik co-op hayallerimizi gerçekleştirmeye başlayalım!