Slay The Spire 2, 5 Mart’ta erken erişim dönemine hızlı bir giriş yaptı ve dikkatleri üzerine çekmeyi başardı. Oyuncu sayısı ve satış rakamları, onun ne kadar popüler olduğunu gösteriyordu. Ama şu günlerde, minik bir “inceleme bombardımanı” altında kalmakta. Kulağa korkutucu geliyor değil mi? Sanki bir film eleştirmeni, filmin içine dalıp da her şeyi parçalıyor gibi! Ancak bunun ardında yatan gerçekler çok daha eğlenceli. Hadi, bu komik durumu birlikte inceleyelim.
İlk çıkış dönemlerinde Steam’de %90’ların üzerinde olumlu değerlendirmelere sahip olan bu oyun, çabuk bir şekilde “Çoğunlukla Olumsuz” kategorisine düştü. Bu duruma neden olan itkiler elbette ilginç. Oyunun kalitesinin düştüğünü söylemek ya da Nisan ayında gelen bir güncellemenin getirdiği “rahatsızlığın” etkilediğini düşünmek biraz yanıltıcı. Sanki bir nenemin elinden düşen çömlek gibi, oyun bir anda kırıldı ve kırık dökük bir hal aldı. Ama esas sorun daha farklı yerlerde gizli.
Oyuncuların çoğu, oyunun “Credits” ekranında “Anita Sarkeesian” adını görünce adeta “Aman Tanrım!” tepkisini verdi. Neden mi? Ah, o ismin ardındaki tartışmalar… Şimdi burada devreye mizah giriyor; sanki bir karakter oyuna gizlice yerleştirilmiş ve hepimizi tartışmaya davet etmiş! Bu durum, oyunun mevcut haliyle birlikte gündemden çıkmak yerine daha da karmaşık hale gelmesine neden oldu. Bir kısım oyuncunun bu isme olan aşırı tepkisi, Slay The Spire 2’yi adeta darağacına çekmelerine neden oldu. Bu durumda insan, “Bu oyun herhalde bir komedi filmi!” demekten kendini alamıyor.
Anita Sarkeesian hakkında yapılan eleştirileri anlamak pek de zor değil; sonuçta, kendisi sık sık oyunların içeriklerine dair sert yorumlarda bulunuyor ve bunlar çoğu bireyin canını sıkıyor. Ama burada hatırlatmak gerekir ki, “bir kişinin fikirleri” yüzünden bir oyunun zevkini ya da değerini yargılamak pek mantıklı değil. Hani, bir pizza diliminde ananasın olmasını sevmeyebilirsiniz ama o, pizzanın geri kalanını tatlı hala getirmiyor ya! Özetle, bu tür tartışmaların arka planında yatan sebep, bir video oyunu üzerinde bu kadar baskı oluşturmak için yeterli bir neden değil. Yani, “Belki ben de beğenmiyorum ama bu, Slay The Spire 2’yi oynamamı engelleyemez!” dedirten türden bir durumla karşı karşıyayız.
Buradaki asıl mesele, oyun hakkında makul bir yaklaşım geliştirebilmekte yatar. Yani, fikirlerimizi bir kenara bırakıp oyunun kendisine odaklanmak! Unutmayalım ki gelişen oyun endüstrisi, hepimizin beğenmesini sağlayacak bir yapı üzerine kurulu. Umarım bu mevcut durum, oyunun geliştirilme sürecine olumsuz yansımaz; çünkü Slay The Spire 2, kesinlikle daha iyisini hak ediyor! Şimdi “Kahkahalarla” dolu bir oyun oynamanın zamanı geldi; ne de olsa oyunlar, hayatın en güzel eğlencelerinden biri! Arkadaşlar, Slay The Spire 2’ye bu tür olumsuzlukları bırakmayı öğrenirsek, belki de onunla unutulmaz anılar biriktirmeye devam ederiz!