Star Wars evrenindeki “yan karakter” kavramı üzerinde durmak, görünüşte oldukça karmaşık bir iş. Bütün o ışın kılıçları, uzay gemileri ve epic dövüş sahneleri arasında yan karakterlerin bile başrol oyuncusu olduğu bu geniş evrende, bazı karakterlerin öne çıkmasını sağlamak için bir kıyas yapmanız gerektiğinde nasıl bir şey hissediyorsunuz? Yani sonuçta, bu galakside sadece Skywalker ailesi ve Rey gibi figürleri değil, çok sayıda yan karakteri de dikkate almak gerekiyor. Ancak, yan karakter olarak nitelendirilebilecek birçok figür o kadar ikonik hale geldi ki, bazen onlara “yan” demeyi bile gereksiz buluyorum. İsterseniz, filmler üzerindeki etkilerine göre sıralamaya koyulabilecek bazı karakterlere detaylı bir göz atalım ve onların hikayelerini biraz daha eğlenceli bir şekilde keşfedelim!
5-) BB-8: Şimdi BB-8’i düşünün. Bu sevimli küçük astromech droidini görüyor musunuz? 🙂 Star Wars üçlemesine girdiği anda iyi bir “ben burdayım” demiş olması bile, onu yan karakterler listesinin başında konumlandırmak için yeterli. Aslında, bu sevimli droidin her seferinde “Haydi bakalım, burada ne oluyor?” gibi bir hava sarmasına bayılıyorum! Tamam, belki de üçlemenin genelindeki kusurlardan ötürü evrenin büyük bir dramaya maruz kalması önemli değil ama BB-8’in Finn’e olan dostluğu ve Luke’un bulunmasına yardımcı olmasına bayılıyoruz. Bunu yaparken, minik droidin fazladan bir “kardeş” olduğunu unutmamak gerek. Gelecekte başka filmlerde görecek miyiz? İnanın, bunu hepimiz merakla bekliyoruz çünkü evlerde bu droidin oyuncakları uzun yıllar boyunca yer kaplayacak, kesinlikle!
4-) Lando Calrissian: Ah, Lando! Adını duyduğunuzda içeri giren o karizmatik havayı hissediyor musunuz? İlk kez “Return of the Jedi” filminde karşımıza çıkmıştı ve o andan itibaren hepimizin kalplerini fethetti. Güzel bir kumarbaz olmasının yanı sıra, emekli kaçakçı ve sonrasında direniş savaşçısı rolü ile evrenin kaderine yön vermesi bir tuhaflık değil mi? Her ne kadar başlangıçta Darth Vader’a karşı takım elbise giymesi rezil bir tercih olsa da, daha sonraki dönemde kahramanlığa soyunmuştu. Sanki peşinden koşulacak bir “kavram” yaratmış ve galaksinin en ilginç karakterlerinden biri haline gelmesine katkıda bulunmuştu. Han Solo ile olan o muhteşem dinamik, onu unutulmaz kılan unsurların başında geliyor. Düşünün ki, Lando galaksi çapında bir “lider” olmuş! Bunu düşünen herkesin aklına aynı soru geliyor: Yine nasıl kapıyı çaldı ki? 🙂
3-) Mace Windu: “Anakin, seni kurtaramam ama seni sevmekten asla vazgeçmeyeceğim!” diye haykırmayacak Mace Windu, böyle bir diyalogla ciddiyetinden ödün vermeden Jedi tarihinin kalbinde taht kuracak. Samuel L. Jackson’un Mace Windu’sunu izlemek, kendi başına bir olaydır! Mor ışın kılıcıyla sergilediği ustalık da cabası! Kendisi Jedi Konseyi’nin gözdesiydi ama işin içine Anakin girdiği zaman her şey biraz karışıklaşıyordu. Çünkü evrenin en güçlü Jedi’si, neye dönüşebilirdi ki? Kahramanlık ve ihanet arasındaki ince çizgiye düşer. Bu sefer de Palpatine’in planlarını bozmaya çalışıyor ama işin sonunda Anakin’den gelen darbe, Windu’nun sonunu getirdi. O yüzden, “Mace Windu’nun peşinden gelmek gerek” dedikten sonra insan düşünüyor, kendisi ne kadar zaman daha hayatta kalacaktı? Tabii ki ışın kılıcıyla giriştikleri dövüşler de hep akıllarda kalıyor!
2-) R2-D2 & C-3PO: İki adam gibi ama robot! R2-D2 ve C-3PO’nun birlikteliği Star Wars hikayesinin en eğlenceli yanlarından biri. Kader ortağı olarak her zaman yan yanaydılar ve onların tarih boyunca birlikte geçirdiği zaman, galaksinin en büyük komedilerini oluşturmasını sağladı. Düşünün, ikili Tatooine’de kaybolmadıkları zaman bile birbirlerine sarılırlar; çünkü birisi bir Star Wars filminde yoksa, hikaye tam anlamıyla eksik kalır! Bu durum o kadar gerçek ki, birçok hayran R2’nin bipleme yeteneğini bile duygusal buluyor! İkisinin başına gelen olaylar, birer macera filmi tadında. Artoo, dükkanında sabah olmadan önce “Ah, neyi unuttum!” derken, C-3PO ise “Sanırım başımız belada!” gibisinden bir diyalogla olayları başka bir boyuta taşıyor ve hepsi sindirilerek aklımızda yer ediyor!
1-) Yoda: “Boyut önemli değildir. Bak bana!” Yoda’nın bu repliği, aslında herkesin hayatına dokunmuş bir ders niteliğinde. Yoda, Star Wars evreninin olmazsa olmaz karakterlerinden birisi. Bilgelik, güç, mizah, hepsini kucaklayan bir dahi! Frank Oz’un hayat verdiği Yoda, içindeki bilgeliği ve ironi dolu mizahi tarafıyla pek çok kişinin favorisi! Hani, bazı insanlar vardır ya, tanıştığınız anda ne kadar havalı olduklarını hemen anlar ve hemen başka bir arkadaş olursunuz. İşte Yoda da öyle bir karakter. Jedi eğitiminin doruk noktası! Özellikle Luke ile olan ilişkisi, hepinizi etkisi altına alabilir. Sanki bir mentor arıyorsanız, Yoda’dan daha iyi bir örnek bulamazsınız, bu kesin!
Bonus: Chewbacca: Chewbacca’nın madalya olayı, tam anlamıyla bir tarihi haksızlık! Star Wars tarihinin komedi türüne açık kapı bırakırken bir türlü madalya alamaması, tam bir karnaval sahnesi gibi. Chewie, o kadar güçlü bir karakter ki, madalya almakla bir derdi yok, bunun bilincinde! Yine de “Ben burada ne yapıyorum?” demekten kendini alamıyor. Hem arkadaşına yardım eden hem de galaksiyi kurtaran Chewbacca; bu dengeleme yeteneği, onun neden bu kadar değerli olduğuna dair bir ipucu veriyor. Tıpkı Yoda gibi, Chewie’nin karakter dinamiği, her zaman kalabalıkta da olsa parlıyor. Yani, bence Star Wars evreninin en tatlı karakterlerinden biri!
Sonuçta, Star Wars evreninde her bir karakterin kendi hikayesi, komik anıları ve mücadelesi var. Belki de bu nedenle hepsinin kalplerimizde yeri ayrı. Sizler de bu karakterler arasında tartışmak ya da yeni favoriler bulmak için düşünmeye başlamadınız mı? Kısaca, uzak galaksilerde, pek çok karakterin yıldızı yan karakterlerimiz!