Amazon Prime‘ın en özel dizilerinden The Boys‘u hepimiz çok özledik. Kendine has atmosferi, süper kahraman kavramına bakış açısı ve elbette vahşetiyle Boys’un diziler arasında gerçekten çok özel bir yeri var. Süper kahramanların kahramanlık hikayelerinin ardındaki çürük çarık yüzleri gösteren bu dizi, izleyicilere sıradan süper kahraman hikayelerinden çok daha fazlasını sunuyor. Hem kahkahalar atıyor, hem de gözlerimizi kanlı sahnelerden alamıyoruz! Dizi, öyle bir atmosfer yaratmış ki sanki hem yönetmen hem de senaristlerin birer ‘süper kötüsü’ var. Ancak dizinin bu kadar “kanlı” olması, arka planda çalışan set ekibine de oldukça zor anlar yaşatıyormuş.
Dizideki sahte kan kullanımı, sadece seyircilerin dikkatini çekmekle kalmıyor, aynı zamanda setin etrafındaki arıların da yoğun ilgisini çekiyor. Oyunculardan Karen Fukuhara, “Her zaman kanlar içerisindeydik. Bu oldukça yapışkan bir şeydi ve her yer arılarla doluydu. Arılar tatlı şeyleri severler ve kan makyajı içerisinde bunlardan bolca vardı. Çok farklı sahte kan çeşitleri var ama hemen hemen hepsinin içerisinde mısır şurubu, şeker ve meyve suyu gibi maddeler yer alıyor. Bunların hepsi arılar ve eşek arıları için bulunmaz nimet!” diyerek bu enteresan durumu mizahi bir dille aktarıyor. Zaten bu durum o kadar komik ki, sahnelerin çekimleri sırasında arılar, oyuncuları takip ederken hem eğlenceli hem de nahoş bir deneyim oluşturuyormuş. Gerçekten de, şeytani bir süper kahramanla karşılaşmaktansa, birkaç arıyla kapışmak daha eğlenceli olabilir. Bu da yetmezmiş gibi, geçen gün sette bir arı kovanı bulunduklarından ve tüm oyuncuların arılarla Bohemian Rhapsody eşliğinde dans etmeye başladığından bahsettiler!
- The Boys Kadrosuna Üç Yeni Kahraman Daha Kattı
- The Boys’un Yan Dizisi İçin Yeşil Işık Yakıldı
Boys’un yıldızı Hughie Campbell‘ı canlandıran Jack Quaid de benzer sıkıntılardan mustarip. Karen’ın dediklerine harfiyen katıldığını belirten Jack, yaban arılarından kaçmak için ekstra efor sarf ettiklerini söylemiş. Hani Homelander‘dan kaçmak yetmiyormuş gibi, bir de arı aveci olunca işler iyice karışıyor. Tıpkı, bir süper güç yerine ‘sadece’ arıdan kurtulma mücadelesi veren bir süper kahraman hikayesi gibi! Kendi kendime düşündüm, arılar için belki de kostümlerin üstüne ‘pestisit moda’ diye bir şey yazılmalı! The Boys defalarca böyle dramatik sahnelerle dolu olmasına rağmen, arıların yarattığı komik durumlar gerçekten akıllardan çıkmayacak. Üçüncü sezonda umarım arıların gazabından kurtulmak adına, vahşet ibresinde bir düşüş görmeyi arzulamıyorsunuzdur. En azından birkaç arı saldırısı sahnesini izlemek için kimse üzülmez!
Yeni sezon, önümüzdeki yılın yaz döneminde izleyicileriyle buluşacak. Yakından takip ettiğimiz bu dizinin yeni maceraları ve sürprizleri için sabırsızlanıyoruz. Ama umarız, beyaz perdeleriyle arılar düşmanımız olmaz! Dört gözle bekliyoruz; bakalım arılar ve kahramanlar arasındaki bu karmaşık ilişki, yeni sezonun gidişatını nasıl etkileyecek. En azından set arılarının kalabalığında kaybolmamak için yeni ‘süper kahraman’ özellikleri geliştirilmelidir!