Dead Cells’in ünlü yaratıcısı Evil Empire, söylediğimiz gibi yeni oyunu The Rogue Prince of Persia ile tam sürüme geçerek bizi mutlu etmeyi başardı. Ama bu oyunun yıllarca süren erken erişim süreciyle geçirdiği serüvene de bir göz atmak gerek. Şöyle düşünün, oyunun bir yıllık erken erişim macerası, sanki bir arkadaşınızın “şimdi tam sırası değil ama” bahanesiyle bir yıla yayılan bir düğün planlaması gibi. Her gün bir güncelleme, yeni bir gelenek ekleniyor, ama en sonunda muhteşem bir kutlama yapılıyor! Hani alıştığımız klasik 2D aksiyon-platform roguelite yapısını bir kenara bırakın, işte bu oyun, tam da bu noktada devreye giriyor!
The Rogue Prince of Persia artık PC, Xbox ve PS5 platformlarında yayında, üstelik Game Pass üzerinden de oyunculara sunuluyor. Yani kısacası 20 yıldır evde oturan ama hala “bir gün sosyal hayatım olacak” diyen arkadaşlarınız için canlı bir oyun fırsatı! Nintendo Switch ve Switch 2 sürümlerinin de yolu gözüküyor. Belki de o konsollar, evden çıkmayan nihilistlerin yeni vahası olacak!
Erken erişim süresi boyunca yaklaşık on beş tane büyük güncelleme alan oyun, görsel sanat yönetiminde de reformlar yaşadı. O kadar çok güncelleme aldı ki, sanki sürekli bir tasarımcıya “Bunun üstünde dur, bunu da dene, dur bir de bunu ekleyelim” demişiz gibi hissettiriyor. Oyuncuların geri bildirimlerine dikkat edilerek, renk paletinden, yeni biyomlar, silahlar ve eşyalar eklenmesine kadar her alan kırılmadan geçmiş. Yani, hissediyorum ki bu oyun çıktıktan sonra nostaljik bir ‘The Rogue Prince of Persia’ cosplay etkinliğinde, rastgele bir karakterin kostümünün içine girmeyi başardım diye övünen birçok insana şahit olacağız!
Evil Empire’ın oyun yönetmeni Lucie Dewagnier, Steam topluluğuna teşekkür ederken yaptığı açıklamada “Geri bildirimleriniz sayesinde on beşin üzerinde güncelleme yayınladık” demiş. Bu gibi topluluk odaklı çalışmalar, oyun dünyasında gerçekten de tartışmasız büyük bir öneme sahip. Katılıyorum, sanki bu oyun bir inşaat projesi gibi, herkes kendi fikirlerini paylaştıkça, en sonunda dev bir yapıt ortaya çıkıyor. Tıpkı dolaba giren ama oradan çıkmayı unutan malzemelerden oluşan bir tarif gibi, “Bu nasıl oldu?” diye sorduğumuzda hepsinin bir hikayesi olmasını sağlamak gibi!
Şimdi soruyorum; acaba The Rogue Prince of Persia da Ubisoft‘a bir ders verecek mi? Biliyoruz ki, Ubisoft zamanında Prince of Persia Lost Crown ile bu tür oyunları unuttu ve AAA projelerine dalmaya başladılar. Umarım bu oyunun başarısı hafızalarda kalır ve onlara geleceğin sadece AAA oyunlarda olmadığını bir kez daha hatırlatır. Kendinize bir kahve yapın, koltuğa yaslanın ve eğlencenin tadını çıkarın! Zira bu oyun, oyun dünyasına bambaşka bir renk katacak gibi görünüyor!