Ah, The Witcher! Hayatımızı etkileyen, adeta bir büyücü gibi bizi içine çeken ve Rivyalı Geralt’ın maceralarıyla dolup taşan bir dünya. İlk olarak 2007 yılında CD Projekt Red tarafından tanıtıldığında, kimse bu serinin bu kadar büyük bir fenomen haline geleceğini tahmin edebilir miydi? Elbette hayır! O zamanlar biz sadece bir canavarı avlayıp avlayamayacağımızı düşünüyorduk, ama şimdi tüm dünya Geralt’ın peşinden koşuyor!
2011’de çıkan The Witcher 2 ile serinin derinliklerine dalmaya başladık. Bu oyun, adeta bir girişi andırıyordu; çünkü asıl patlama 2015 yılında The Witcher 3: Wild Hunt ile gerçekleşti. Oyun o kadar etkileyiciydi ki, birden bire herkesin dilinde “Beni Geralt yap, bu dünyayı kurtar!” şarkıları dolaşmaya başladı. O kadar ki, Geralt artık sadece bir karakter değil, bir yaşam tarzı haline geldi.
Satış Rakamları ve Başarı Hikayesi
CD Projekt Red, son mali yılını değerlendirirken serinin satış rakamlarını açıkladı. 28 Mayıs 2020 itibarıyla serinin toplamda 50 milyon kopya sattığını duyurdu. Bu rakamı duyduğumuzda, gözlerimiz parladı. “Hadi canım, bu kadar mı?” dedik, ama sonra düşündük ki, bu rakamlar kime, neye yetmiyor ki? Belki de Geralt bir gün “Yeter artık, bana da bir pay verin!” diyecek.
2017 yılında yapılan açıklamada ise The Witcher serisinin 33 milyon kopya sattığı belirtildi. Yani üç yıl içinde 17 milyon yeni kopya satışı yapmış! Hadi oradan! Bu süre zarfında herhangi bir ek paket ya da büyük bir içerik güncellemesi gelmediğini düşünürsek, bu rakamlar tam bir başarı öyküsü. Demek ki insanlar, Geralt’ın esprili diyalogları ve “Ben bir Witcher’ım, bu yüzden canavarı avlamak zorundayım!” felsefesiyle oynamaya devam etmiş.
Oyun Dünyasında Yerini Aldı
The Witcher serisi, bu satış rakamlarıyla Borderlands, Battlefield ve Far Cry gibi devlerin yanına yerleşmiş durumda. Bu oyunlar arasında Geralt’ın “Biraz canavarı avlayayım, bir de şarap içeyim!” felsefesi ile elbette bir fark var. Çünkü Geralt, canavarı avlamanın yanı sıra, yolda karşılaştığı her fırsatta bir bardak içki içmeyi de ihmal etmiyor!
- The Witcher 1: “Burası neresi, ben neredeyim?” dediğimiz ilk adım.
- The Witcher 2: “Tamam, şimdi iş ciddi!” dediğimiz ikinci aşama.
- The Witcher 3: “Beni Geralt yap, bu dünyayı kurtar!” dediğimiz zirve.
Özetle, The Witcher serisi, sadece bir oyun değil; bir yaşam tarzı, bir kültür. Hatta öyle ki, belki de bir gün Geralt, “Yeter! Artık beni sadece oyunlarda değil, gerçek hayatta da arayın!” diyecek. Kim bilir? O yüzden, elinizi çabuk tutun ve bir kopya kapın; yoksa Geralt sizi beklerken canavarlara karşı tek başınıza kalabilirsiniz!