Bir gün kafasında ışık hızıyla dönen fikirlerin çatıştığı bir havada, çok ünlü seslendirme sanatçısı Troy Baker, bir kahramanı seslendirmek yerine bir kahraman yaratma hevesine kapıldı. Bildiğiniz gibi, bu adamın sesiyle şekil alan karakterler, oyun dünyasının en sevilen kahramanları haline gelmiştir. Hatta bazıları, Baker’ın sesinden daha tanıdık hale gelen karakterlerle yaşamaya başlamış gibi hissediyor. Ama her ne kadar köklü bir kariyeri olsa da, şu günlerde “Ben de kendi karmaşık evrenimi yaratmalıyım,” diyerek yeni bir yolculuğa çıkma kararı aldı.
Baker, Eurogamer ekibine bir röportaj verirken, hevesle dolup taşarak, Abubakar Salim’in kariyerindeki iniş çıkışlardan bahsetti. Salim, daha önce Assassin’s Creed Origins’de ikonik karakter Bayek’i seslendirmişti ve bu başarıdan sonra, kendi stüdyosunu kurma cesaretini göstermişti. Sanırım Baker, Salim’in bu cesaretini örnek almış olacak ki, “Ben de kendi stüdyomu kurmalıyım, hatta belki de kendi oyun kılımı da yaratırım! Neden olmasın?” diye düşünmeye başladı. Biliyoruz ki, merak insanı yaratmaya iter!
Tabii ki, Surgent Studios gibi bir başarı peşinde koşmak kolay değil, ama Baker’ın bu yolda ilerlemesi oldukça eğlenceli bir olay. Salim’in Tales of Kenzera: Zau ile bıraktığı izler, Baker’ın aklında koca bir çuval yenilik ve heyecan dolu fikirler ile yankı buldu. Baker, “Biliyor musunuz, ben de o salimci gibi bir stüdyo açmam gerek,” diye düşünmeden edemedi. Salim’le daha önce çalışmaktan edindiği tecrübeleri, kendi projelerinde kullanmak istemesi de çok doğal. Bu, nasıl bir efsane yaratacağına dair koca bir ipucu sunuyor.
Baker, kendi projesinde aceleci olmadığını belirtti. “Planım, anlattığım hikayenin tam istediğim gibi olması için gerekli zamanı kullanmak!” derken, aslında bize bir ömür boyu sürecek olan bir serüvenin müjdesini de vermiş oldu. Evet, doğru duydunuz! Hikayenin tüm unsurlarını pür dikkatle inceleyecek
En son, “yazan, geliştiren ve oynayan Troy Baker” ifadesinin yazılı olduğu bir oyun öğreneceğiz gibi görünüyor. Evet, sanırım bu, kendini seslendiren bir kahramandan daha fazlası olma çabası. Kim bilir, belki de gelecekte Yusuf Şimşek gibi, farklı bakış açıları ile bize “niye buradayız?” sorusunu sorduracak bir hikaye yaratacak! Eğer bir gün kendi oyun stüdyosunu açarsa, umarız herkesin hayal gücünü alevlendirecek hikayeler doğurur. Eğer böyle bir şey olursa, kendimize bir kalem alır ve yazım serüvenine de katılırız!