Türkiye’nin ekonomik durumu neredeyse 90’lar Türk filmlerindeki dramalara döndü. Enflasyon, adeta bir 19. yüzyıl romancısı gibi her yere sızıyor ve güzide vatandaşımızın cebine göz dikiyor. Bu, hepimiz için bir kabus haline gelirken, oyun severler için özellikle yıkıcı bir hal almaya başladı. Kim derdi ki, “Son seviyede dereceli oyun oynarken benim onları almak için 3 kat fazla para dökmem gerekecek?” diye düşünelim. Herkes uykuda uykusundan sıçrarken, bizler bu mali krizle uyanık kalmayı öğrendik.
Oyun sektörü, enflasyonun gülümseyerek çiğnediği alanlardan biri olarak karşımıza çıkıyor. Oyun donanımları ve oyun fiyatları birbiriyle yarışırken, sanki bir maraton koşusuna katılmışız da amansız bir şekilde geride kalıyoruz. Yeni çıkan oyunları almak artık bir hayal gibi görünüyor. Sega gibi dev bir markanın Türkiye fiyatlarında yaşanan artış, durumu daha da trajik hale getiriyor. Şu an fiyatlar, aniden uçan bir uçağın peşinde koşan çocuk gibi; 60 TL’ye satılan Yakuza Zero, Yakuza Kiwami, Bayonetta ve hatta Vanquish gibi oyunların fiyatları 250 TL’ye fırladı. Yani, o kadar çok arttı ki, eski fiyatlarına bakıp “Yetenekli mi bu çocuk?” diyorsunuz.
Eski oyunlardan bile bahsetmek istemiyorum, ancak Company of Heroes gibi nostaljik yapımlar bile bir fiyat artışına uğramış durumda. CoH Legacy Edition’ın eski fiyatı 18 TL iken, şimdi 31 TL! Yani bir anda cebinizdeki paralar evrim geçiriyor ama sizi unutuyor. Eski fiyatların düşük kaldığını anlamakla birlikte, şimdi 3-4 kat fazla fiyatlar görünce insanın canı sıkılıyor. Tamam, ekonomiyi anlamak için Harvard mezunu olmaya gerek yok ama bu kadar dramatik bir artış, gerçekle hayal arasında bir köprü kurma çabası gibi.
Umarım en kısa sürede bu kriz ortamından sıyrılabiliriz ve oyunlar tekrar erişilebilir fiyatlara döner. Her oynayıcı için oyun almak, yalnızca bir hobi değil, aynı zamanda bir yaşam biçimi haline geldi. Yavaş yavaş, *’Oyun fiyatları neden bu kadar yüksek?’* diye kendimize sormak yerine, *’Bu ay hangi çiğ köfteci de oyun almak için tasarruf yapmalıyım?’* demeye başlayacağız. Şaka bir yana, oyun dünyası bizlere sadece eğlence değil, aynı zamanda kendimizi keşfetme ve zor zamanlarda neşemizi bulma aracıydı. O yüzden bu fiyat artışını, sadece bir ekonomik süreç olarak değil, aynı zamanda ruh halimize de bir müdahale olarak görmek gerekiyor.
Sonuç olarak, umarım belirsizlikler kısa sürede çözülür de bizler yeniden oyunları cebimizde bir avuç çerez parası gibi satın alabiliriz. Kim bilir, belki yarın bir gün bu yazıyı okuyup gülüp geçerken, “Ah ah, ne günlerdi o günler” diyeceğiz. Ama şunu da unutmamak lazım; biz her ne olursa olsun oyun oynamayı asla bırakmayacağız, çünkü bir yere kadar! Haydi bakalım, oyunlar için tekrar paraya ihtiyacımız olduğunda, yeni yorumlar ve şakalara yelken açmaya hazır olalım!