Kapitalizmin, yeşil dolar simgelerinin ve kravatlı karar vericilerin girmediği bir sektör kalmadı, değil mi? Oyun endüstrisi de artık bu devlerin eline düşmüş durumda. Bir zamanlar sadece franchise’ları ile hatırladığımız Ubisoft, şimdi ise palavra dolu açıklamaları ve sürekli iptal edilen projeleri ile anılmaya başladı. Ubisoft isminin “ubiquitous” kelimesinden türediğini duymuş muydunuz? Yani her yerde olmak! Ancak gelin görün ki, bu dev şu an bırakın her yerde olmayı, oyun dünyasında tek bir köşe kapmaya bile çalışmakta!
Peki, bu şirketin durumu ne oldu? Oyun dünyasının en büyük fikri mülklerine sahip olan Ubisoft, neden son zamanlarda bu kadar zarar ediyor ve kapanmanın eşiğine geliyor? Sanırım bu sorunun cevabını bulmak, bazılarımıza “Elma’nın gözlüğü” gibi görünecek çünkü işin içinde epeyce bir karmakarışıklık var.
- Cola’nın Formülü
Oyun sektörünün devleri rekabet etmek için çırpınıyor ama çoğu fiyonk gibi süzülmeyi başaramıyor! Kazandıkça, yatırımcıların beklentileriyle yenilenme isteği arasında sıkışıp kalıyor bu stüdyolar. Ubisoft gibi devlerin yönetimi, camdan atlamaya varacak kadar “ağır” fikirler geliştirmeye başladı. Herkes döngüsel stresin içinde, sadece Ubisoft değil; sektörün diğer devlerini de bu gerginlik sarıyor.
Bir zamanlar cesurca adımlar atan Ubisoft, Rayman gibi pek çok başarılı serinin arkasındaki isim olarak göz önündeydi. Ancak şimdi, Assassin’s Creed, Far Cry, Watch Dogs ve Prince of Persia gibi devasa oyunların kalemi altında ezilmiş durumda.Far Cry 3 hâlâ efsane bir oyun ama hiç kimse tekrar eden hikaye ve oynanışla dolu 100 saatlik oyunları oynamak istemez, değil mi? Yine de, Far Cry serisi, her yıl piyasaya sürülüp Ubisoft’un kasasını doldurmaya devam ediyor.
- Arabayı Sen Kullanıyorsun!
Bir zamanlar yaratıcı olan bu stüdyo, artık karar verme süreçlerinde ağırhasret bir noktada. Şimdi, oyunları bizim gibi oyunculardan çok, kravatlı mühendisler yönetiyor. Durum o kadar garip ki, Prince of Persia: Sands of Time Remake projesinin peşinde koşan Ubisoft, tam 6 yıl boyunca hiçbir şey yapamadı. Hindistan stüdyolarının bu tip projelere uygunluğu nedir ki! Hatta Mumbai stüdyosu, o zamanlar sadece 2 yıldır destek vermeden başka bir iş yapmamaktaydı.
Sonuç? Elbette ki hayal kırıklığı! Proje bayat grafiklerle tanıtıldığında, Ubisoft önce erteledi, sonra tamamen yeni bir stüdyoya devretti. Bir proje düşünün ki, asıl yaratıcı ekip projeyi sıfırdan yapmak zorunda kalsın!
- Talihsizlikler Serisi
Tabii ki yalnızca Prince of Persia ile kalmadılar. 11 yıl boyunca geliştirilen Skull and Bones da ayrı bir facia! Bu projenin iptal edilmesi, Ubisoft’un aldığı teşvikleri geri vermemek adına sürdürülmüş. İşte o zaman oyunculara ne olursa olsun, bu projeyi tamamlayacağız denildi. Oyun dünyasında nelerin olabileceğini merak edenler buraya dikkat! Hatta Ubisoft’un kendi çalışanları bile Quartz projesinde NFT’lere karşı çıkmıştı, ancak bu sözler rafa kaldırıldı!
Mikro ödemeler ve “servis oyunları” tutkusu, birçok oyunun sonunu getirdi. CoD gibi ciddi rakiplere meydan okumak istemiş olsa da xDefiant kısa sürede kapatıldı. Rainbow Six serisi de aynı kaderi paylaştı. Hatta The Crew sunucularının kapanma haberi ise Stop Killing Games hareketine yol açtı! Yani Ubisoft, son 15 yılda aldığı yanlış kararlarla tüm itibarını yerle bir etti.
- Neler Olacak?
Geçtiğimiz günlerde Ubisoft’un belki de şekil değiştirdiğini söyleyen açıklamalara tanık olduk. Bu durum, onu Tencent’e satılıp satılmama konusunda tartışmalara sürükledi. Artık altında “Creative Houses” adında yeni bir yapı olacak. Hani derler ya, zaman her şeyin ilacıdır; bakalım bu oyunun neresinde kalacaklar?
Artık stüdyolar, hangi oyunun ne zaman çıkacağına dair kararı merkezi otoriteden bağımsız olarak, kendi uzmanlık alanlarına göre verecekler. Ama bu, bağ kopukluğuna neden olmaktan başka ne işlev görecek ki? Artık her biri kendi bütçesiyle sıkışıp kalacak 5 mikro-şirkete dönüşecekler. Prince of Persia remake ile başlayan bu macera, daha bir çok projeye yansıyacak gibi görünüyor. Ubisoft’un artık “her yerde olmak” gibi bir derdi yok. Hayatta kalmak istiyor. Umut verici değil mi?