Uzayda Arkadaşlık: Project Hail Mary ile Yeni Bir Macera
Uzayda dost ararken dikkat! Project Hail Mary ile komik bir maceraya hazır olun. Yıldızlar arasında kahkaha dolu yolculuğa çıkıyoruz!
3 saat önce
Ridley Scott’ın Marslısını ilk izlediğimde, abartısız şekilde muazzam bir film deneyimi yaşamıştım. O kadar çok keyif aldım ki, camdan bakarken kendimi gökyüzüne uzanmış gibi hissetmiştim. Andy Weir’in yazdığı kitaplarla yola çıkan cine-maestro’lardan bahsetmişken, onun Artemis ile biraz tökezlediğinden bahsetmeden geçemem. Ama ne oldu? Hemen ardından Project Hail Mary ile damgasını vurdu. Bu kitap, uzaya gönderilen “zoraki astronot” Ryland Grace’in çok tanıdık ama bir o kadar da tuhaf macerasını anlatıyordu. İsterseniz bu tuhaflıkları ve ikili ilişkileri biraz irdeleyelim!

Herhalde Ryan Gosling, karakterin adıyla soyadı baş harfleri aynı olduğu için değil, doğal bir yetenek olarak bu rollere seçilmemiştir! Yine de, rolün içine öyle bir yürekle girdi ki, bu durum sanki evrenin bir planıymış gibi hissettirdi. 2021’de çıkan kitabın film hakları çoktan kapılmış ve yönetmen koltuğuna da Christopher Miller ve Phil Lord oturtulmuştu. Bu ikilinin yönetmiş olmasının benim için neden bu kadar önemli olduğunu biliyor musunuz? Çünkü animasyon kökenli olmalarından dolayı komedi zamanlamalarını o kadar iyi aktarabiliyorlar ki, bu filmdeki mizah anlayışı da beni derinden etkiledi. Her bir Gosling mimiklerinin arkasında usta bir anlatım vardı, gerçekten hayran kaldım!

Fragmanlarda fazlasıyla önümüze serilen konunun derinliklerine girmek istemiyorum, hatta bembeyaz bir yelkenli gibi, sade bir şekilde süzülmek istiyorum. Sadece bilmeniz gereken bir şey var; Grace’in öyküsünün bir kısmında yanında bir yoldaş var. Evet, bu yoldaşın adı Rocky! Duygusal bir bağ kurmak adına çok önemli bir karakter. Benzer yapıdalar; ama ben bu filmi açıkçası Marslıdan daha duygusal ve içine girilebilir buldum. O filmde sürekli gelen yeni problemlerle başa çıkma dinamiği vardı; burada ise daha sıcak ve bir nebze komik bir şekilde insan doğasının yalnızlıkla dostluk arasındaki o tehlikeli dansı anlatılıyor. Eğer izleyiciden büyük kabul bekleyen bazı bilimsel tutarsızlıkları görmezden gelmeyi göze alırsanız, karnınız ağrıyacak kadar gülümsetecek bir ahbap komedisi ile karşı karşıyasınız!
Ve şimdi asıl vurucu noktaya geldik. Film bana beklemediğim bir şekilde, yalnızlık ve pesimizle örülü çağımızda, iyimserliği ve özlenen insani sıcaklığı sunabilmeyi başardı. “Etrafımıza ördüğümüz duvarlar” tabiri hem mecazi hem de somut olarak bolca kullanılıyor. Grace’in ölümle arasındaki duvar, aslında uzay gemisinin duvarları. Ama insanlarla arasındaki duvarlar, belki de gezegenin bir ucundan diğerine kadar kalınlıkta. Kitapta daha derinlikli işlenebilen bu mevzu ve diğer pek çok tema, filmde yüzeysel kalıyor; ama filmin göğe yükseldiği, kitabın önüne geçtiği yerler de var. İzlemenin tadı tam burada gizli. Görselliğine o kadar emek harcandığı her halinden belli olan yapımı, en büyük perdede izlemek, insana saf bir zevk veriyor. Hakeza, hafif hafif yükselen müzikler de ruhu okşayan cinsten!
Beni en çok etkileyen nokta, kişisel hiçliğimizin uzayın sonsuz hiçliği ile nasıl başa baş gidebileceğini görmemizdi. İşte bu bile bir başarı! Ryan Gosling’in diğer filmlerinde alıştığımız o kırılgan hallerinin burada çok iyi çalıştığını belirtmem lazım. Yoldaşı Rocky ise, sunumu ve yaratımındaki gerçekçi dokusuyla kalbimi çalmayı başardı, hiç abartmıyorum. Ve tabii ki Sandra Hüller’in bu ilk Amerikan yapımında diğerlerinden nasıl rol çaldığını göz ardı edemem, kendisini daha çok görmek istiyorum!

Uzun lafın kısası, yılın ilk iddialı büyük yapımı olan PHM belki boyundan büyük işler başarmamış olabilir ama uçsuz bucaksız varoluşun içinde yalnızca küçük bir parçacık olan insanın, hayal gücü, empati ve azimle neler başarabileceğini bize hatırlatıyor. Öyle ya, bu bile karanlık zamanlarda bulunmaz bir nimettir. Gelecek yıl isminin Oscarlarda anılacağına kesin gözüyle bakıyorum. Teknik dallarda ve büyük bir ihtimalle Gosling’i adaylar arasında görürseniz, “Eren demişti!” dersiniz. Sinema salonunda iki buçuk saatlik çok keyifli bir yolculuk arayanlar, gökyüzüne bakabilir, çünkü yalnız değiliz. Zira orada, başka birileri de yukarıya bakıyor ve yalnız olmadığını hissediyordur eminim ki…
Editörün Notu: Kendine has esprili anlatımı ve keyifli oyunculuklarıyla süresini hiç hissettirmeden akıp giden Hail Mary, izledikten sonra “Hail Ryan Gosling!” demek isteyeceksiniz, buna eminim!
Filmin Notu: 4 / 5
Yönetmen: Phil Lord, Christopher Miller
Oyuncular: Ryan Gosling, Sandra Hüller, James Ortiz
IMDB Notu: 8.6
Henüz yorum yapılmadı, ilk yorumu sen yapmak ister misin?