Yukarı Çık
Bildirimler
Şu anda, yeni bir bildirim mevcut değil!

Yeni bildirim olduğu zaman tam olarak burada karşına çıkacak.

8 dakika okunma süresi

5

Romeo is a Dead Man: SUDA51’in Absürt Dünyasında Yeni Bir Macera

Romeo, SUDA51'in absürt dünyasında yeni bir maceraya atılıyor. Sürükleyici oyun dünyası ve eşsiz hikaye ile tanışın!

admin

2 saat önce

Romeo is a Dead Man: SUDA51’in Absürt Dünyasında Yeni Bir Macera

Daha birkaç ay önce Hotel Barcelona incelemesinde, “SUDA51 (Goichi Suda), gerçekten psikopat bir adam” demiştim. No More Heroes, Lollipop Chainsaw, Killer is Dead gibi deli hikâyelerin yaratıcısı olan bu adam, zihnimdeki ilginç dünyasıyla dikkat çekiyor. Hikayenin bir sonraki aşamasında ne olacağını tahmin edememek, absürt esprilerle dolu bir ortamda keyif almak için sabırsızlanıyorum. Ancak her şey yolunda değil… SUDA51’in oyunlarında çoğunlukla büyük bir sorun var: Oynanış… Evet, senaryoları ve beyin yakıcı kurguları harika, fakat oyun tarafına gelince, istediği seviyeyi yakalayamıyor. ROMEO IS A DEAD MAN duyurulduğunda da bu konuda endişelerim vardı. Kodunu isteyenler olunca, “yok abi, eğlenceli bir şey” diyerek kaçmayı düşündüm ama şimdi burada olduğuma göre bir şeyler değişmiş gibi görünüyor.

Başlangıçta bu oyunu bambaşka bir şey olarak hayal etmiştim. Trajedi dolu bir aile sahnesinde zombi saldırısına uğrayan karakterimiz, bir şekilde geri döndürüldü. Ama sonra fragmanlarla hayallerim arasında büyük farklar ortaya çıkmaya başladı. Şu anki durumum, oynadığım oyun ile hayal ettiğim arasında ciddi bir uçurum olduğuna işaret ediyor. Peki, bu ne anlama geliyor? Şimdi bunu değerlendirmenin tam zamanı, sevgili Goyunlar… NE OLUYOR YAHU?

Romeo is a Dead Man, tahmin edebileceğiniz gibi oldukça ilginç bir hikaye sunuyor. Oyunda yer alan baş karakter Romeo Stargazer ismi, boş yere seçilmiş bir isim değil. Shakespeare’in “Romeo ve Juliet” eserine bir atıfta bulunuyor. Hikaye, aslında Romeo ve Juliet’in aşkına anlama katıyor. Fakat SUDA51 bu hikaye üzerinden alışılagelmişin dışında bir deneyim sunmayı da vaat ediyor. Deadford’un Caliban bölgesinde çaylak bir şerif yardımcısı olarak görev yapan Romeo, bir gece devriye esnasında yerde yatan bir bedene denk gelir. O an hemen iniş yapıp araştırma amacıyla yaklaşınca, bir saldırıya uğrayarak yarı ölü bir halde kalır. Tam bu sırada, uzay portalından ortaya çıkan Benjamin, bir teknoloji kullanarak Romeo’yu hayata döndürür. İşte o zaman, Romeo “DeadMan” ismi ile anılmaya başlar.

Bu dönüşümden sonra FBI Uzay-Zaman polisleri devreye girer. Bu sıradışı durumunu gören ekip, onu kendi yanlarına katmak ister ve “The Last Night” adlı uzay gemisine götürür. Burada, Romeo’nun hayatını alt üst edecek gerçeklerle yüzleşir. Sevgilisi Juliet, aslında uzayda aranan bir suçludur. Çoklu evrenler olduğu anlaşıldığında, farklı zaman dilimlerinde bir çok sahte Juliet karakteriyle karşılaşırız. Fakat bu kötü karakter arasında tek biricik aşkımız Juliet değil. Giriş görevini tamamladığımızda, geriye kalan dört ana düşmanı da tanıma şansına sahip oluyoruz. İlginç detaylarıyla bu karakterlerin arka plan hikâyeleri oldukça keyifli. İşleyişleri çok iyi kurgulanmış durumda. Hikaye ve sunumu gerçekten hoş bir şekilde yapılandırılmış. Sinematik sahneler, hem keyifli hem de etkileyici bir deneyim sunuyor. Karakterlerin etkileşimleri, savaş öncesi sahneleri oldukça dikkat çekici hale getiriyor. Hatta bazı sahnelerde anime stili ve 3D görseller arasında geçiş yapmaları, izleme deneyimini daha da zenginleştiriyor.

Peki, bu güzel sunumu destekleyecek diyaloglar var mı? Çünkü benim için bir hikâyenin en önemli unsurlarından biri diyaloglardır. Oyun ilerledikçe, hikaye ile ilgili bölümler, kliselere kaçsa da, amaç odaklı bir yapım için espri ve komedi dozu oldukça iyi ayarlanmış. Klişelerin kötü anlamda bir şey olmadığını, iyi uygulandıkları sürece genellikle sevilerek karşılandığını düşünüyorum. Yani bu bağlamda diyalogların, kaliteli bir sunumu desteklediğini söylemeliyim. Bazı sahnelerde gerçekten gülmeden edemedim. Zira SUDA51’den başka bir şey beklenebilir mi? Korkularım Doğru Mu?

Yazının başında belirttiğim gibi, SUDA51’in oyunları genellikle senaryoları için oynanır. Ancak bu seferki ROMEO IS A DEAD MAN için bu durum geçerli değil! Eğlenceli bir temel kurmayı başardıkları kesin ama bu temel tam olarak desteklenememiş. Ancak birkaç nokta, dispordan memnun kalmanızı sağlıyor, bazı kısımlar harika. Oyunun tarzı “Hack N Slash” olarak tanımlansa da, bu eski yöntemlerden tam olarak sapmamak gerekiyor. Maalesef, SUDA51 bu noktada “Souls-Zehri”ni almış gibi görünüyor. Kombinasyon yapmayı sağlayan mekanikler, yavaşlatılmış bir yürütme ile oyunun dinamiklerini aksatıyor.

Oyun içerisinde sunulan dört tür silah mevcut. Bunlar; katana, büyük kılıç, demir yumruklar ve iki parçalı bir mızrak. Her birinin kendine has hissiyatı ve hızları bulunuyor. Örneğin, katana, ortalama bir deneyim sunarken, benim favorim demir yumruklar daha hızlı bir aksiyon sağlıyor. Her silahın da özel “güçlü vuruşu” mevcut. Bu sayede kombo açısından zevkli bir çeşitlilik sağlıyor. Bir aksiyon oyununda sıklıkla başlarda az düşmanla karşılaşırken, ilerledikçe yoğun savaşlar sizi bekliyor. Ancak bu yoğun savaşlar, beklediğiniz keyfi her zaman sunmuyor.

Şimdi oyunun sıkıntılı yönlerine gelecek olursak, teknik bazı sorunlar var. Kayıt noktaları, “bonfire” mantığında işlemekte. Bu noktaları kullanıp karakterinizi yükseltmek için, aynı zamanda düşmanlarınızı yenmek zorundasınız. Kayıt noktasına geldiğinizde yeniden canlanıyorsunuz ve öldürdüğünüz düşmanlar geri geliyor. Ancak asıl sorun, düşmanlarla etkileşimde yaşanan zorluklar. Kilitlenme mekaniği düzgün çalışmıyor ve bazen karşılaşmalar kaotik bir hal alıyor. Ayrıca, kaçış hareketi de çoğu zaman beklenmedik hasar almanıza neden oluyor. Bu tür durumlar beni çok rahatsız ediyor.

Oyun, görsel olarak çok enerjik bir stillere sahip. Ancak bazen ekranın karmaşık yapısı nedeniyle, düşman hareketlerini gözden kaçırmak neredeyse imkansız hâle geliyor. Birçok efekt ve detaydan dolayı görüş alanınız daralıyor. Gerçekten bu tür yoğun savaş anlarında hayatta kalmaya çalışırken bazı detayları kaçırdım. Bunu gözlemleyecek birisi çıkarsa, oyun çıkışında herkesin gözüne çarpan noktaları görmüş olacağınızı düşünüyorum. Romeo is a Dead Man, sadece yakın dövüş mekanikleri ile sınırlı kalmıyor. Dört farklı mermili silah seçeneği mevcut; tabanca, pompalı, taramalı ve roket atar. Bu silahların hepsinin düşmanlara karşı özel zayıf noktaları var ve bunlarla yok edilebiliyor. Ancak roket atar oldukça zayıf bir his uyandırıyor, bu yüzden çok tercih edilmemesi gerekiyor.

Bölüm tasarımları ise hem iyi hem de kötü yapılmış. Her bölüm, labirent benzeri bir yapıda inşa edilmiş. Ancak gerçekten kaybolacağınızı düşünmek için bir problem yok. Bulmacalar ise hiç zorlayıcı değil. Etrafta bulunan kağıt parçaları ile her şeyi net öğrenebiliyorsunuz. Ancak, labirent kısımlarında aniden yanınıza gelen alternatif uzay bölgenizi geçmenizi sağlayan komik televizyonlar karşınıza çıkıyor. Burada felsefi yolculuklara çıkıyor ve oldukça da eğlenceli şekilde merkeze geri dönüyor oluyorsunuz.

Kaynaklarınızı “PİÇ” Etmeyin… Oyunda “bastards” adı verilen dikkat çekici düşmanlar mevcut. Bu düşmanların düşürdüğü tohumları, ana üssünüz olan gemide ekebiliyorsunuz. Ayrıca bu düşmanlar, olayı tersine çevirme işlevi görebiliyor. Her birinin kendine has yetenekleri var ve bu onların taktiğinizi bambaşka bir yöne çekebilme potansiyeli sunuyor. Oyundaki diğer kullanılabilir öğeler ise klasik ve standart. Geçici güçlendirmelerle beraber can doldurma gibi yardımlar sağlıyor.

MAZARETİM VAR, ÇOK SIKILDIM Yine optimizasyon sorunları oyunda beni rahatsız eden bir durum. Yüksek ayarlarda bile oynanabilirliği kısıtlayan bir düzey var. Ancak yakın dönemdeki güncellemelerle önemli bir iyileşme oldu. Grafiksel açıdan başarılı bir oyun olarak görülebilir ancak bazı alanlarda sıkıntılar mevcut. Sanat tasarımı görünüm olarak güzel ama hala birkaç bölümde sorunlar yaşanıyor. Ses tasarımı ise kusursuz diyebilirim. Oyun, müzikleri ile harika bir deneyim sunuyor ve gerçekten keyifle dinlenebilecek bir listenin parçası.

En Üzücü Tarafı, Niş Kalacak Olması 🙁 Sonuçta, Romeo is a Dead Man beni mutlu eden bir oyun. Hikâyesi ve sunum kalitesiyle beni etkilemeyi başardı. Ancak oynanış dinamiklerinde beklediğim o düzeyden uzak. Eski SUDA51 çalışmalarına göre bir gelişim olsa da, hâlâ yeterince tatmin edici olamamış. Tüm eksikliklerine rağmen, beni oldukça eğlendiren ve absürt anlar sunan farklı bir deneyim sağlıyor. Bu tür oyunlara olan özlemimi gidermesi benim için oldukça değerli; gerçekten böyle çılgın yapımları seviyorum.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmadı, ilk yorumu sen yapmak ister misin?